• BIST 106.846
  • Altın 271,443
  • Dolar 5,7268
  • Euro 6,3392
  • Trabzon 12 °C

VEDA EDERKEN!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Ölüm yaşamın bir parçası; Yaşam ise bir akış; Akışın içerisinde ne olduğumuz yaptıklarımızla yorumlanır.

Hepimizin bir kayboluş yani bir cenaze merasimi olacaktır.

Her canlı ölümü tadacaktır diyor yaradan.

Hafta sonu bir arkadaşımızın babası vefat etti. Cenaze törenine gittim. O gün Azize Taylan’ın da aynı camide kılınan cenaze namazında kimler yoktu ki?

İş dünyası şık, zarif ve asil tavırlarıyla cenazedeydi. Rahmi Koç’u yıllar sonra gördüm. Ne kadar çökmüş, ne kadar bitap, ne kadar yorgun gözüküyordu. Sırtında sanki tonlarca ağırlık varmış gibiydi. Dünyada bir insanın başına gelebilecek en ağır görevin üstesinden gelmeye çalışıyordu. O evladını kaybetmenin hüznünü her an yaşıyordu. Her cenazede, her düğünde, her an iliklerinde hissediyordu.

Arzuhan Doğan Yalçındağ ve eşi Mehmet Ali Yalçındağ, Bülent Eczacıbaşı, Cem Boyner ve daha niceleri arkadaşlarına olan bağlılıklarını ve son görevlerini yerine getirmek için caminin avlusunda toplanmışlardı. Nezaketleri diğer aileye de baş sağlığı dilemeleri ile farklılıklarını gösteriyordu. Çünkü orada herkes eşitti.

Azize hanım “Ben Gidiyorum” deseydi ancak bu kadar soylu gidebilirdi.

İnsanlar cenazelerinin nasıl olacağını bilemezler. Kimlerin üzülüp, kimlerin sevineceğini de bilemezler. Acaba görürler mi? Kim bilir?

Seçimlerimiz, seçtiklerimiz, mücadelemiz, yitirdiklerimiz, hayallerimiz, hüzünlerimiz, mutluluklarımız, sevgimiz hepsi nefes aldığımız sürece var olan dünyevi uğraşlar. Sonra bir gün hepsi yok olup gidiveriyorsun.

Keşke inancımda Reenkarnasyon olsaydı.

O zaman ruhumun göçünün kısa bir süre sonra başka bedende tekrar var olacağına inanır ve kolayı seçerdim. Rahat ederdim. Ruhsal tatmin yaşardım.

İlk kez bir yas evinin kasveti, acısı ve iç sıkıntısıyla sanırım 6-7 yaşlarında tanıştım. Amcam bir trafik kazasında öldüğünde annemin, kardeşlerimin, babamın, halamın, amcalarımın acısını o zaman gördüm. Çok korkmuştum. Çünkü insanın aklına hemen çok sevdikleri ve yakınları geliyor. İnsan ölümle ne kadar erken tanışıyorsa, gerçekliğini de o kadar çabuk kavrıyor aslında.

Ölüm hakikate ulaşmak ise neden bu derin acı o zaman?

Çünkü ölüm yitirmektir.  Çünkü yiten şey geri gelmeyendir.

Dünyada var olma isteği her şeyin ötesinde olduğu için bu acı ve elem.

Bugün itibari ile hafta sonu diğer aleme göç edenler hiçliğin resminde boşlukta kaldılar. Sadece anılarda kalan ölüler tıpkı yelkovansız saat gibi dakikaları tükenmiş olanlardır.

Artık onlar bizim göremeyeceklerimizdir.

Rahmetli Aytunç Altındal Teşvikiye ve Şakirin camileri için Cumhuriyetçilerin ve demokratların camisi demişti. Onlar elvedalarını bu camilerden söylerler. Kendisi de tekbir sesleri ile Şakirin camiinden uğurlamıştık. Nurlarda yatsın inşallah. Her ölüm erkendir. Ama bazılarının ki, daha erken oluyor.

Ölüm hakikate ulaşmak ise neden bu derin acı o zaman?

Gidenler sessiz dünyalarında sadece susarlar. Konuşamazlar. Onların sessiz çığlıklarını bizler duymayız. Tıpkı ölüm gibi sessizdirler.

Hayat birilerinin kalbini kırıp özür dileme süresi kadar uzun değil. Hayat bir bilinmez.

Ne denir ki yaşamı insan tadında yaşamayı Allah nasip etsin. Gerisi malumunuz.

Yaşam değerli, ona iyi bakın. Bir giderse bir daha geri gelmiyor unutmayın!

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.