• BIST 93.225
  • Altın 358,510
  • Dolar 6,7629
  • Euro 7,3503
  • Trabzon 10 °C

VİCDANI GÜZEL ADAM

Havva  LAKUTOĞLU

 

Yıl 2008 ya da 2009 şu an tam olarak hatırlamıyorum!

Mardin ‘de Ebül’ula Mardin ve ailesinin Mardin hatta Türkiye için önemini anlatan bir sempozyum düzenlemiştik.  Sempozyum öncesi kahvaltıda Kıymetli Hocam Mim Kemal Hoca ile sohbet ederken, bir yandan da hocalarımla aynı kürsüde paylaşacağım heyecanı düşünüyordum. Ellerim Mardin’in sıcağında buz gibiydi. Yüzüm ise tam tersi heyecandan al al olmuştu. Zamanın içinde yaşadığım bu kıymetli an’lar bugün kelimelerimle süslenip siz değerli okurlarımla buluşuyor.  Mim Kemal Hoca çok önemli bir cümle kullanmıştı. Bugün tam yerine rast geldi kullanayım dedim.

“ Türkiye’de dinselliğin siyasallaşması, bizzat laikçiliğin militanlaşmasından beslenmiştir.”

Laiklik ve dinin kutuplaşması ile geldiğimiz nokta, her konuda zıt kutupların oluştuğunu ve ara birimlerin yok olduğunu gösteriyor.

Okullarda ki eğitimden,dinlediğimiz müzik, izlediğimiz dizi ve  filmlere, biliminden, askerine, dinine hatta oynanan futbola kadar her şeyin siyasallaştığı bugünler, ülkeyi yarardan çok zarara sokmuştur.

Çıkar için siyasallaşıyor, merdivenleri  çıktıkça sivriliyor ve  keskin tırnaklı pençelerimiz oluyor.  Bu pençelerin açtığı derin yaralarla birlikte de parçalara ayrılıyoruz.

Trabzonspor Teknik Direktörü Ünal Karaman’ın siyasete maruz kalması gibi.

Kim suçlu?

Trabzonspor son dönemde ne çektiyse, hep bu siyasetin futbola karışması ile çekti.

Futbolun siyasallaşması futbolcunun, teknik direktörün hatta izleyicinin de siyasete bulaşmasına sebep oldu. Artık oynanan oyunun iyi mi kötü mü olduğu değil, oyuncunu, yöneticinin hatta takımın şikeci, fetöcü, ocu bucu şucu olması tartışılır oldu. Taraftar sadece yöneticilerin yaptığı yanlışları ve hataları izler oldu. Ve tabi birde hakemlerin şovlarını.

Bağnazlık, körlük, sahiplik, beklenti ve en önemlisi siyaset futbolun artık olmazsa olmazı oldu.

Ünal Karaman istifa etti ve gitti. Oysa Karabük’ten gelip Trabzonspor gibi güçlü bir camianın başına getirilip umut vaat eden olmuştur. Basından okuduğumuz haberler ne Karaman’a  ne de Trabzonspor Başkanına yakışan söz ve davranışlardır.

“Boğazlarında kalırım beni yiyemezler” sözü bence çok kıymetli ağırbaşlı gerek futbolculuğu döneminde, gerek teknik direktörlüğü döneminde Trabzon’da alkışlanan  bir değere yakışmayan sözlerdir.

Kendini ulaşılmaz görmek bir hatadır. Üst üste alınan mağlubiyetlere karşı “bilmediğiniz şeyler var” açıklaması bir yerlere gönderme yapmaktan öte ne olabilirdi ki?

Basın üzerinden kendisini istenmeyen adam olarak ifade etmesi ve tesislerde kalması, ailesinden uzak olması, hatta sabahları kalktığında gözünde ki çapak ile futbolcularıyla karşılaşmasını açıklaması, bence Karaman Hocaya hiç yakışmayan ifadelerdi. Siz Sayın Hocam bunların karşılığında para alamıyor muydunuz? Bu işi  gönül işi olarak mı yapıyordunuz?

Bir Başkanında takımını temsil ederken futbolcuları, teknik direktörü” kötü oynadık” diye şikayet etmesi ise hiç etik değildir.

Futbola siyasetin çökmesi, teknik direktörün bendensin değilsin ile takımdan uzaklaştırılması “Camiaya” yapılan büyük bir haksızlıktır.

Ünal Karaman Ülkesini milletini seven milliyetçi ve Futbol zekası olan, dürüst bir futbolcu ve teknik adamdır. Duygularıyla hareket etmesi bence bir değere yakışmayan bir hareketti. Alevin ortasında kalmış olsan da sonuna kadar direnmeliydin hocam.

Akıl vermiyorum ne haddime. Eğer haddimi aşıyorsam da üzgünüm. Evet! Ben siz değilim. Benim yazdıklarım size göre doğru olmayabilir. Yaşadıklarınızı da bilemem ama hiç değilse siz bu siyasetin kurbanı olmayıp çıkar çatışmalarına karşı durup doğruyu onlara gösterebilseydiniz.

Hassasiyet, alınganlık, duygusallık ince bir hastalık. Hep bir sarsıntı yaşar gibi olursun.  Hep sanki kendine tutunursun. Bilirim hocam. Bende duygusalım. Ama Vicdanı güzel adam, keşke sarsılıp yıkılmasaydın da futbola siyaseti bulaştıranlara “bu takım sizin oyuncağınız değil, olamaz “deseydiniz. Size bir Trabzonspor taraftarı olarak kırgınım.

Keyfine göre siyaset yapıp futbolu da keyfine göre yönetenlere karşı, bizlerin sorumluluğu var hocam. Benim ki görerek, araştırarak, susmayarak yazmak. Sizin ki ise futbolun merkezine futbolcuları ve kendinizi koymaktır. Her ne olursa olsun.

Mim Kemal Öke Dinselliğin Siyasallaşması ile sanırım “SİYASALLAŞMA” konusunda bunları söylemeye çalıştı

Bugün 1 Ocak 2020.

Dün bizden neler aldı? Kazandıklarımız oldu, kaybettiklerimiz de oldu. Umarım 2020 aldıklarını geri verir. Umarım kendisini kaybedenler bu yıl kendilerini bulurlar. Kendini bulan yüreğini bulur, anılarını bulur, kendini bulur. Mutlu yıllar.

 

  

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.