• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak!

Hasan Kurt

Bir ülke üretmiyorsa, bir ülkede farklı ideolojileri hakim kılma mücadelesi varsa, bir ülkede yasalara uyulmuyorsa, bir ülkede yönetimi ele geçiren iktidarlar toplumu siyasal görüşleri doğrultusunda yönetmek ve yönlendirmek istiyorsa ve hepsinde önemlisi bir ülkede din eksenli siyaset tavan yapıyorsa, o ülkenin düzlüğe çıkması mümkün değildir.

Toplumlar başka bir ifade ile bir devletin sınırları içerisinde yaşayan insanlar, Anayasa denilen ve toplumun büyük bir ekseriyetinin onayladığı mutabakat metni ile güvence altına alınırlar ve yönetilirler… Her devletin bir anayasası, mutabakat metni vardır. Her devlette yaşayan insanlar o metne sadık kalırlar…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de 1982 yılında toplumun yüzde 90’ının onayladığı ve daha sonraki yıllarda ihtiyaca binaen büyük bir bölümünün değiştirildiği bir Anayasası mevcuttur.

Anayasaya ve Anayasanın temel ilkelerine bağlı kalmak veya Anayasaya aykırı olmamak şartıyla, yasalar, yönetmelikler çıkarılır ve devlet çarkı bu şekilde döner.

***

 

Türkiye’de seçimle işbaşına gelen iktidarlar, dünden bugüne ülkeyi Anayasaya, yasalara vs. göre değil de siyasi görüşlerine, ideolojilerine göre yönetmişlerdir ve hala bu şekilde yönetiliyor. Ve bu yönetim anlayışı çerçevesinde devlette siyasi ve ideolojik kadrolaşmaya gidilmektedir.

Sıkıntının ana nedenlerinden biri budur…

İkincisi ve daha da önemlisi, Türkiye’de temel eğitim birliğinin sağlanamamasıdır. Çocuklara ve gençlere Anayasaya uygun eğitim verilmemesidir.

Üçüncü önemli neden, Türkiye’nin üretmeyen, tüketen, dışa bağımlı, biat kültürünün büyük ölçüde egemen olduğu bir toplum olmasıdır…

Nedenler aslında yazmakla bitmez. Neden çok… Ama ana neden yukarıda yazdıklarımdır.

***

 

Mevcut hükümetin sözcüleri; Ergenekon ve Balyoz davalarından sonra, ‘Artık darbeler geride kaldı. Yeni Türkiye’de darbeye, darbelere yer yoktur’ mealinden yüzlerce açıklama yaptılar…

Ergenekon ve Balyoz davalarında Türk Silahlı Kuvvetlerinin çekirdek kadrosundan onlarca subay darbeci diye tutuklandı, hapis yattı. Sonra serbest bırakıldı… Ancak, ordudan da tasfiye edildiler!

Ergenekon savcısına zırhlı araç verildi, bu davaların hakim ve savcıları el üstünde tutuldu… Sonra, Ergenekon ve Balyoz’un faturası cemaate kesildi.

Aradan kısa bir süre geçti… Bu sefer 17-25 Aralık patlak verdi… Bu sefer, cemaate yakın polisler, işadamları vs. içeri alındı. Kimileri ülkeyi terk etti.

Ve bugüne geldik.
Türkiye bir darbe ile daha karşı karşıya kaldı.
Asker bölünmeseydi, darbenin şifreleri önceden duyulmasaydı ve iktidar- muhalefet birlikte hareket etmeseydi, halk tepki koymasaydı Türkiye 12 Eylül gibi bir darbe yaşayacaktı.

Ve bu darbenin faturası da cemaate kesildi… Darbeye karışan, listelerde adı geçen askerler, polisler, hakimler, bürokratlar görevden el çektirildi, gözaltına alındılar… Yazılan ve çizilenlere bakılırsa cemaate büyük bir darbe vuruldu… Gözaltına alınanların sayısı asker, polis ve bürokrat olarak onbinlerle ifade ediliyor…

***

 

Peki, darbe yapan veya darbeye adı karışan, darbecilere yakın olan bu insanlar, bu ülkeye, bulundukları göreve gökten zembille mi indi?

Bu insanların hepsi bu ülkenin eğitim sisteminde yetişti ve büyük çoğunluğu bu hükümetin bir dönemler en sadık memurlarıydı… Bu hükümetle ortaktılar…

Peki bugün ne oldu da karşı cepheye geçtiler?

Buna siz ister güç paylaşım kavgası deyin, isterseniz ideolojik ayrışma ne derseniz deyin!

Sonuçta bu iki grup da din eksenli idi… Birinin yönü batı, birinin güneydi! Batı şimdilik tasfiye edildi, güneye yakın olanlar galip geldi… Ülkenin Liberalleri, Cumhuriyetçileri, laiklerinin önemli bir kısmı ise hala olan biteni çözmeye çalışıyor. Tüccar, köylü ve esnafın büyük çoğunluğu ise güçlüden yana görünüyor. Gemisini yürütmeye çalışıyor.

***

 

Hükümette cemaat tasfiye edildikten sonra, gidenlerin yerine kimler gelecek?

Kurum ve kuruluşlarda zaten tarikat bağlantılı bürokratlar, memurlar ağırlıkta idi. Şimdi tarikat ve imam-hatiplilerin önü daha da açılacak. Eğer, tarikat bağlantılı ve imam-hatipli bulmakta sıkıntı çekilirse geçici olarak liberaller tercih edilecek...

Bu iş bir yerde yağmurdan kaçıp doluya tutulmaya benziyor…

Hükümetin yapması gereken iş, ülke yönetiminde ideolojik tercihleri bir yana bırakarak, hak edeni göreve getirmesidir.

Bu da yeterli değildir, başta eğitim ve din olmak üzere bu iki alanda geniş kapsamlı bir reform yapmalı, ayrıştırıcı değil birleştirici, milli bir sistemin temelini atmalıdır.

Eğer bu yapılmazsa, Türkiye daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.