• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 19 °C

YALLAH ŞOFÖR YALLAH!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Tedavisi olmayan Türk hastalıkları vardır; Ağaçlara, banklara, kalp ve isminin baş harflerini yazmak gibi.

Otobüs durağa yaklaşınca ön kapıdan inmek hastalığımız da vardır.

Hatta kırmızı ışıkta beklerken turuncu ışıkta kornaya basma hastalığına ne demeli?

Ya cep telefonu ile bağıra bağıra konuşma hastalığı.

Dünyada başka nerede var bilmiyorum ama gidip gördüğümüz medeni ülkelerde olmayan ve bizde toplu taşıma mekanizmasının en yaygını ve başlıca hastalı minibüsler vardır.

Bir de minibüslerin şoför koltuğunun ve etrafının salon görünümünde olması hastalığı vardır. Hatta şoförün hem arabayı kullanıp, hem yolcudan para alıp o arada büyük bir beceri ile üstünü verip, hem de aynı anda telefonda konuşma yetisi de vardır. Bir tek şoförün çayı eksiktir. Onu da bazen yolcu indirirken eğer tanıdığı bir yerde ise zaten tamamlıyor. Bu görüntü başka nerede olabilir ki? Bu tarz şoför yani tam teçhizatlı Cevat kelle kıvamındaki araç kullanma becerisi hiçbir ülkede karşınıza çıkmayacak bir görüntüdür.

Varsa Ortadoğu’da vardır. Orada da var olan tabi ki minibüstür. Yoksa bu tarz Şoför sadece bize has bir varlıktır. İşte medeni olmamamızın sebeplerinden bir tane daha…

Hedef Arap kültürü olunca medeniyetten de her geçen gün böyle uzaklaşıyor insan..

Ne Almanya’da, ne ABD ne de İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde böyle bir çevre kirliliğine rastlamak mümkün değil. Hele minibüslerin sesi yok mu; O başka bir vukuat. Gürültü kirliliğinin en bariz örneği minibüsleri takdimimdir.

Diyeceksiniz ki köprü, E5, hatta neredeyse cadde bile hafriyat kamyonlarıyla doldu. Minibüsleri mi hoş karşılamayacağız. Haklısınız. İşte Türkiye böyle garip bir ülke yolcusuyla, şoförüyle, trafiği ile ve yönetenleri ile…

Eğitim nasıl da enfes bir düzendir.

Bizde yarınlar olmayacak gibi. Çünkü yarınları hep bugün gibi yaşıyoruz; Hatta dün gibi. Hala Minibüsle yolcu taşıyoruz.

Bu ülkeyi idare edenler, bize bir hiç olduğumuzu ve yaşamaya layık olmadığımızı her gün yollarda, sokaklarda ve iş yerlerinde gösteriyor.

Her gün sokaklar çöp, izmarit, tükürük, kağıt ve kabalıkla dolu.

Taşımacılık yapan şoförler ise yolların kralı havasında, hem kaba, hem de saygısızca kendisi gibi hayat mücadelesi veren yolculara bağırıyor.

İnmesi gereken yerde indirmiyor.

Bu konu ise başka bir kaos. Herkes dilediği yerde inebileceğini sanıyor bu ülkede. Trafik diye bir varlığı görmüyor ve sayelerinde de trafik alt-üst oluyor. Çünkü kural, kaide ve düzen yok.

İnen yolcu dışında binen yolcuyu neredeyse bir ayağı dışarıda bir ayağı minibüste bir süre sürükleyen şoförler var. Sonrasında da özür dilemek yerine “çabuk olsana yolcuları yetiştireceğiz” diyebilecek kadar kaba ve nezaketsiz şoförler.

Minibüsler toplu taşıma görevi yapıyor. Yani kamu görevi yapıyorlar; Kamu görevi yapan kişilerin bir standardının olması lazım. Belediyelerin toplu taşımadaki eksikliğinin sonucudur Minibüs ve şoförleri. Minibüs şoförlerinin bu kadar acayip şekildeki hal ve davranışları belediyelerin işlerini tam yapamadığının da göstergesidir...

Biz neden böyle olduk?

Şoförlerin yüzünde hep bir öfkeli ifade var.

Bizde trafikte şoförlerin üstünlüğü olduğu için yayalar ve yolcular birer zavallı statüsünde;  Oysa batıda yayanın üstünlüğü hakimdir.

O yüzden de saygısızlığa karşı kendinize olan saygınızı ne olur kaybetmeyin. Her geçen gün yaşanan görüntüler hep bu yüzdendir. Üstün alta saygısızlığı, kocanın karısına saygısızlığı, büyüğün küçüğe saygısızlığı hep başkalarına olan saygımızı yitirmemizdendir. Ne olursa olsun saygısızlığa ve toplumun kurallarını hiçe sayanlara karşı haddini bildirmek taraftarıyım.

Dolayısıyla parasını alan ve olur da geciktiren yolcuya karşı, “Parasını vermeyen var mı” diye bas bas bağıran şoför hizmetinin karşılığını alıyor. Sinirli, agresif ya da acayip tavırlar içinde olması bizim sorunumuz değil. Şoförlerin velinimeti yolcudur. Haddini bil şoför.

Dinlediğiniz müzikler bizim ruhumuzu karartıyor. Dinlediğiniz müzik bile Arap müziği. Seni kederlendiren, seni hayata karşı tepkisiz yapan inan dinlediğin müzik.

Sahi biz kimiz? Nereye aidiz?

Bizim medeniyet gibi bir ilkemiz yok artık. Biz medenileşmeyi giyim, kuşam, parfüm, yemek –içmek gibi olaylarla bağdaştırıyoruz. Medenileşmek tıpkı Japonların kendi kültürünü korurken bir yandan da devleşmektir. Teknolojide ilerlemektir. Yolların, sanayinin, tarımın bir devletin devlet olma mekanizmalarının yenilenmesidir. Çağa uygun olmasıdır.

Biz hala minibüs ve otobüs arasında sıkışmış, tacize uğramış, dayak yemiş belki de ölmekten son anda kurtulmuş birer toplumuz. Günahımız ne peki?

Biz hala siyasetçinin iki dudağı arasından çıkan laflara göre yaşayan ve yönetilen bir toplumuz.

Âşıksan vur saza, şoförsen bas gaza.

İstedim vermediler, sen şoförsün dediler.

Sollama beni sollarım seni... Gibi minibüs yazıları, bizim olmazsa olmazlarımızdır. Haydi! Koş minibüs kalkacak. Yallah şoför yallah…

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.