• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Trabzon 14 °C

YARDIM İSTE- İSRAF ET

Osman Necip SEVİNÇ

Geçenlerde oto vergileri ve diğer bazı kalemlere ekstra vergiler gündeme geldiğinde; bu paraların savunma sanayiinde kullanılacağı belirtilmiş idi.
Gerçekten savunma sanayisine gidecek ve ülkenin milli savunma sisteminde kullanılacak parayı vermek boynumuzun borcudur. Şahsen ben ve vatan, bayrak, devlet sevgisi olan her vatandaşımız seve seve bu vergileri ekstra da olsa vermeyi bir borç bilir.
Ancaaaaakk! Önce şu kamu kurum ve kuruluşlarımdaki israfı önlemenin sırası gelmedi mi artık?
Hala mazot veya fuel-oil ile ısınan 24 saat sıcak sulu lojmanlar ve müştemilatları, sınırsız seyahatleri, genellikle lüks otellerde kalınan turistik yerlerde toplantılar, şehirlerin lüks  yerlerinde ömürlük lojmanlar, 25 kuruşa çaylar, çifter çifter kapıcılar, müdürlerin altında üçer-dörder makam araçları, yetmedi müteahhitlere aldırılan lüks binek araçları, çok sıcaktan açılan lojman pencereleri, abartılı karşılama-uğurlama törenleri, kızağa alınıp çalıştırılmadan maaşı verilen onbinlerce memur... Ve rüşvet yiyebilen, kendine emanet edilen devlet malını ona buna peşkeş çeken bazı hain bürokratlar, vicdansız hain, "gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım "diyen gafiller.
Bunlar ve diğer israflar önlenirse saltanat azalır, kasa dolar, savunma sanayimiz kimseye muhtaç olmadan büyümesine devam eder. Öyle değil mi?
Bugün Türkiye’miz ve Trabzonumuz da bazı müdürleri audiden aşağısı idare etmiyor. Yalnız müdüriyet makamına ait 3 veya 4 adet son model binek arabaları olan var. Be hey vicdansız! O müdürlüğün tüm araçları senin emrinde değil mi? Üç dört araca birden binecek gibi uhden de saklıyorsun? Niye, niye?
Neye yazık biliyor musunuz? Bu milletin ak sütü gibi helal parası ile bu azınlıkta da olsa tipleri okutan eğitimciler, bunları nasıl bu kadar kör, sağır ve vicdansız yetiştirdiler. Bu savurgan, devletin parasından tasarrufu düşünmeyen zihniyetlere ne zaman dur denirse, ne zaman işler vicdanlı ehillerine verilirse ve özelikle milletvekili ve bakanlarımız atamalardan ellerini çekerlerse daha iyi olmamamız için hiçbir sebep yok.
Bu ülke fakir gibi kazanıp, zengin gibi harcayan bürokratları hak etmiyor.  Şaşırıyorum doğrusu! Gündüz vakti kamu kurumlarında tüm lambaları açık saklayanlar acaba kendi konutlarında da böyle israfçımı?

SERA GÖLÜ UCUBE DUVARI

Şahsımın facebook sayfamda Trabzon’da ilk olarak sayfa dostlarımın gündemine taşıdığım Sera gölündeki çirkin betonarme duvar yıktırıldı bildiğiniz gibi.
Peki! Sizlerin, benim vergilerimi buraya gömen başta hepinizin bildiği ama onların utanıp kaçtığı iki sorumlu ve diğer sorumlular bu yüz milyarın üzerindeki zararın hesabını verdiler mi? Devletin parası  deniz, yemeyen d....  gibi çirkin yaklaşım hala geçerli mi?
Ülkemin kaynaklarını fütursuzca harcayan bu ilgililerin Trabzonuma verdiği kaçıncı zarar bu?
Bunların vicdanı hiç sızlamıyor mu? Bunlara hesap soracak bir makam sahibi yok mu?
Bu hizmet fakiri, basiretsiz insanları makamlarında saklamak kader midir? Aferin iyi yaptınız, devam edin, Trabzon’a verdiğiniz maddi-manevi zarar yetmedi, hadi biraz daha karartın Trabzon’u anlamına gelmiyor mu bu tutum?!
Ben kafa kopartın demiyorum, asla... Ama Trabzon’uma da bu yeteneksiz bürokratlar ile zarar vermeyin diyorum!
Yapanın yanına kar kalıyor, olmuyor be. Bu metal yorgunluk bulaşıcı sanırım. Bürokratlara da bulaşınca neden gereği yapılmıyor!!
Son sözüm komşu illerimizden birinin milletvekillerine. Hemşerilik adına Trabzon’daki bürokratların başarısızlarının arkasından çekiliniz lütfen.

FİTNE, GIYBET

Kuran bakara suresi 217. Ayette "fitne çıkarmak, can almaktan daha ağır bir suçtur" demektedir.
Ayrıca Hz. Peygamberimizin de,  "insanların gıybetini etmek, zina işlemekten daha kötü bir günahtır" dediğini biliyoruz.
Bugün Cuma dostlar. Namazdan sonra camiden dağılacağız...
Ama maalesef bir çoğumuz iftira ve fesat odaklı davranışlar yapmaya devam edeceğiz..!!
Gıybet, suizan, iftira, yalan... Din açısından bakıldığında, bir kaç günahın aynı anda işlenmesidir ki, failini çok ağır bir vebal altına sokar...
Görmediğimiz, bilmediğimiz konularda susmayı beceremezsek, sonumuz hüsrandır aziz dostlar.
Cumanız mübarek olsun.

HEP GÜLELİM, BİRLİKTE GÜLELİM
 
Temel kahvede arkadaşları ile oturuyor, sohbet ediyorlar. Laf döndü dolaştı, tanınmışlığı geldi. Herkes kendini övüyor. Ama Temel başka bir alemde. Ulusal, uluslararası...
Arkadaşlarına der ki; "beni başbakan iyi tanır"… Arkadaşları dalga geçince “hadi gelin göstereyim size” der. Giderler başbakanlığa Temel geldi diye başbakana haber gönderilir. Başbakan kapıya kadar gelir, “Hoş geldin Temelim” der, elini omuzuna atar, Temel’i içeri alır.
Temel dışarı çıkınca arkadaşlarına, “gördünüz mü” der, “ayrıca cumhurbaşkanı da beni iyi tanır” diye ekler. Arkadaşları "hadi oradan " deyince "gelin" der. Aynen başbakanlıkta olduğu gibi cumhurbaşkanı da Temel’i gelip kapıdan alır ve yarım saat görüşme yapıldıktan sonra Temel köşkün kapısında cumhurbaşkanı tarafından uğurlanırken görülür.
Arkadaşları gözlerine inanamazlar ama onlar da Karadenizli. Hala burun kıvıranlar var. Artık Temel dayanamaz, “Ula beni Obama da iyi tanır” der. Yok daha neler diyenler olunca, “ulan hadi gelin Amerika’ya gidiyoruz der ve giderler.
Temel, Beyaz Saray’ın kapısına gider. kendini tanıtır ve onu hemen saraya alırlar. Temel’in arkadaşları sarayın bahçesinde onu bekler.
Aaa o da ne! Beyaz Sarayın balkonunda Obama ile Temel yan yana görülür. Arkadaşları hayretle onları izlerken tanımadıkları bir ABD vatandaşı Temel’in arkadaşlarının yanına yanaşır ve Türkçe sorar...
“Arkadaşlar, balkondaki adamlardan biri Temel onu tanıdım da, söyler misiniz, O siyah adam kim?”

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.