• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

YARGI BAĞIMSIZLIĞI: BİNDİR–İNDİR

Ö. Faruk Altuntaş

  “Eğer yargı gücü, yasama ve yürütme güçlerinden ayrılmazsa özgürlük sözkonusu olamaz” Montosquieu(1689-1755).

            Asırlar önce yargı bağımsızlığının ne denli önemli olduğu tartışılmış ve benimsenmiş; çok sayıda ülke anayasasında bütün özgürlükleri güvenceye alan en temel hüküm olarak yerini almış; okullarda okutulan kitabi bilgi haline dönüşmüş, olağanlaşmış. Uygar dünyada konu artık tartışılır olmaktan çıkmış.   Gel gör ki, 21. Yüzyılda AKP iktidarlarının 14. yılında yargı bağımsızlığı ve yargı tarafsızlığı, en çok ihlal edilen ve en çok tartışılan sorun olma özelliğini taşıyor.

            Yargının zaten eksik olan tarafsızlığı ve bağımsızlığını tamamen sonlandırarak “Yandaş yargı”yı oluşturmak için, Saray’ın taleplerine uygun olarak AKP iktidarınca hamle üzerine hamle, değişiklik üzerine değişiklik yapılıyor. Yargı, siyasal iktidarın elinde sopa gibi kullanılmak isteniyor.

                                                               ***

            Yargıyı “ele geçirmek” için AKP iktidarlarınca yasa düzeyinde yapılan ilk önemli hamle, 2011 yılında 6110 sayılı Yasa ile gerçekleştirildi.

            Yasa ile Danıştay daire sayısı 13’ten 15’e, 95 olan üye sayısı 61 kişi arttırılarak 156’ya yükseltildi. Yargıtay’da 32 olan daire sayısı 38’e, üye sayısı ise 137 arttırılarak 250’den 387’ye yükseltildi. Şimdi sözüm ona temizlenmeye çalışılan “paralelci” yargı mensupları dahil kendilerine yakın gördükleri yargıçları Yargıtay ve Danıştay’a atayarak, yüksek yargıda kontrol sağlanmak istendi.

            Yargıyı ele geçirmek için yapılan ikinci önemli hamle, 2014 yılında çıkartılan torba yasa ile gerçekleştirildi. Danıştay’daki üye sayısı tekrar 39 kişi arttırılıp 195 kişiye çıkartıldı. Yargıtay’da ise Daire sayısı 38’den 46’ya, üye sayısı ise 129 kişi arttırılarak 387’den 516 kişiye çıkartıldı.

            Her hamle ile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı biraz daha yok edildi, biraz daha fazla siyasal iktidara bağımlı hale getirildi. Nitekim içinde tepinilen  süreci AKP milletvekili G. Ensaroğlu şu sözlerle taçlandırdı; “Yasama bizde

yürütme bizde, yargı bizde”.

                                                             ***

            Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sona erdirme süreci şimdi tamamlanıyor. 2011 yılında bindirdiler, 2014 yılında tekrar bindirdiler, şimdi ise indiriyorlar.

Hazırlanan yeni tasarıyla Yargıtay ve Danıştay’ın üye sayısı indiriliyor. Yargıtay’ın son duruma göre 46 olan daire sayısı 24’e, üye sayısı ise 516’dan 150 dolayına indiriliyor. Danıştay’ın 17 olan daire sayısı 10’a, 195 olan üye sayısı ise kademeli olarak 90’ indiriliyor.

Tasarıda yer alan hükme göre, yeni yasa onaylanıp Resmi Gazete’de yayımlanınca, Yargıtay ve Danıştay’daki daire başkanları, Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Birinci Başkanı hariç bütün yüksek yargıçların üyelikleri kendiliğinden sona erecek ve HSYK, görevi sona eren üyeler arasından yeni üyelikler için seçim yapacak. Böylece, siyasi iktidara yakın bulunmayan yargıçlar tamamen dışarıda bırakılarak istenen “temizlik” operasyonu tamamlanmış olacak.

Ne yazıktır ki, olan bitene karşı Yargıdan, sürekliliği olan anlamlı bir itiraz yükselmiyor. Daha birkaç gün önce 3 bin 746 hakim ve savcı, görevlerinden alındı, başka yerlere atandı. Birkaç cılız ses dışında anlamlı bir itiraz yükselmedi. Oysa HSYK Birinci Dairesinin göreve başlamasından sonraki yaklaşık 20 ay içinde, mevcut hakim ve savcı sayısının yaklaşık ¾’ünü oluşturan 8 bin 720 hakim ve savcının yeri değiştirildi. Toplumsal tarihimizin hiçbir döneminde görülmedik biçimde yargı, hallaç pamuğu gibi atıldı.

Ve yine ne yazık ki bu operasyonun, milletvekillerinin yargılamaları biçiminde, Saray ve çevresince planlanan siyasal operasyonun ön adımı olacağı anlaşılıyor. 

                                                          ***

Demokratik olmayan toplumlarda “Yargı”, iktidarlar tarafından her zaman “ele geçirilmesi gereken bir kale” olarak görülmüş ve kendi vesayet sistemlerini dayatmak için kullanılmak istenmiştir. Bu anlayıştan kurtulmadıkça “bağımsız ve tarafsız” bir yargının oluşması hayaldir

Bütün uyuşmazlıklarda son sözü yargı söyler. Uyuşmazlığın çözülmüş sayılabilmesi için, kararın yansız verildiği duyusunun / algısının taraflarda oluşması gerekir. Eskilerin deyimiyle “Şeriatın (hukukun) kestiği parmak acımaz” sözü, kararın yansız verildiği, adaletle hükmedildiği kanısına dayanır.

            Eğer yanlı / taraflı karar veriliyor kanısı oluşursa, toplumu tutan bütün çiviler yerinden oynar, tam bir kaos yaşanır. Kararın tarafsız olarak verilip verilmediği kanısı, en az kararın isabeti kadar önemlidir, belirleyicidir.

            Yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmesi, toplumu çürütür, çökertir. AKP iktidarları eliyle Türkiye, bütün yaşam alanlarının siyasal iktidarın kontrolüne alındığı karanlığa doğru hızla sürükleniyor.                                                                    

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.