• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Trabzon 4 °C

Yargı darbesi!

Ö. Faruk Altuntaş

Başbakan Erdoğan’da bir “darbe fobisi” oluştu. Olayı Başbakan Erdoğan olarak sınırlıyoruz; çünkü gerek Hükümet üyelerinde, gerekse AKP’de ayrı bir değerlendirme ve iradeden söz etmeye olanak yok. Hükümet yetkilileri ve Partinin görevi, Başbakan Erdoğan’ın irade buyurduğu düşünce ve kararları, duruma ve ihtiyaca göre açıklamakla, anlaşılır ya da kabul edilebilir hale tevil etmekle sınırlı.

         Anayasa Mahkemesinin (AYM) kuruluş yıldönümünde AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın yaptığı, herkese hukuk dersi veren konuşma, Hükümet ve AKP çevrelerinde “darbe” olarak algılandı.

         Hükümetin hoşuna gitmeyen her şeyin, “darbe” olarak nitelendirildiği bir süreçten geçiyoruz. Gezi eylemi ile güvenlik güçlerinin haksız ve ölçüsüz  müdahalesine karşı gelişen direnişin “darbe girişimi” olarak topluma sunulması, 17 Aralık’ta ortaya dökülen Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Olayının “darbe girişimi” olarak nitelendirilmesi, “darbe fobisi”nin derinliğini gösteriyor.

         AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın konuşmasında dile getirdiği evrensel ilke ve değerlerin de son zamanlarda sıkça yapıldığı gibi ya “darbe” girişimi, ya da “paralel yapı”nın bir hamlesi olarak nitelendirildiğini görüyoruz.

                                                    ***

         Haşim Kılıç’ın konuşmasında öne çıkan vurgular şöyle özetlenebilir:

         Hukuk devleti, evrensel değerlerin benimsendiği, tüm eylem ve işlemlerin yargı denetimine tabi tutulduğu ve hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlet olarak tanımlanır. Dolayısıyla, yargı organlarının verdiği kararları  “milli” ya da “gayri milli” olarak nitelendirmek, içeriği ve derinliği olmayan sığ eleştirilerdir.

         Yargı, siyasi çevrelerce her zaman “ele geçirilmesi gereken bir kale” olarak görülmüş ve ele geçirenlerce kendi vesayet sistemlerini dayatmak için ya da rakiplerinden intikam almak için kullanılmak istenmiştir. Kaleyi ele geçiremeyenler ise yargının bağımsızlığının ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu söyleyip durmuşlardır. Bu anlayış ve işgâlden kurtulmadıkça “bağımsız ve tarafsız” bir yargının oluşması hayaldir.

         Vesayet altındaki bir yargıdan hukuk güvenliğini sağlaması beklenemez. Böyle bir sistem, yönetenlere güvenlik sağlarken, ötekilere ancak korku ve endişe verebilir.

         2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile yargı organları üzerindeki vesayetçi anlayışın ortadan kaldırılması için cesaretli adımlar atıldı. Ancak ortaya çıkan boşluğu doldurmak için bu kez farklı renkte yeni bir vesayet sisteminin oluşmasına tanık olduk.

         Son dönemde yargı, “paralel devlet” ya da “çete” diye nitelendirilen çok vahim ve çok ağır bir suçlamayla karşı karşıyadır. Bu suçlamalarla yargının ayakta kalması mümkün değildir. Bu nedenle başta yargı ve yürütme organları olmak üzere herkes, bu iddialarla ilgili bilgi belge ve delilleri ortaya koymak zorundadır. Bu iddialarla ilgili olarak bazı kişilerin başka illere tayin edilerek sorunun çözülemeyeceği açıktır.

         Görevi maddi gerçekleri ortaya çıkarmak olan yargının karşı karşıya kaldığı bu durumun adı “vicdan yolsuzluğu”dur. Hukuk devletine yakışan yöntemler uygulanarak gerçekliğin ispat edilmesi halinde faillere bir saniye beklenmeden gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

Yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığının vazgeçilmez unsuru olan “özgür vicdanlı “ hakim ve savcılarımızın ayakta kalması için buna mecburuz. Demokratik hukuk devletlerinde, tehdit ederek, korkutarak sorunların çözüldüğüne ilişkin örnek bulamazsınız.

                                                     ***

         Bütün hukuk fakültelerinde ders kitaplarında okutulan bu “evrensel” hukuki ilke ve değerleri dinlemeyi, “azarlanma ve tokat yeme” olarak nitelendiren AKP ve Hükümet yetkililerinin, zamanın ruhunu anlamadıkları, Türkiye’ye ve dünyaya “at gözlüğü” ile baktıkları anlaşılıyor.

         En azından, şimdiye kadar AYM’nin aldığı bütün kararlarda alkış tutukları ve AKP’nin kapatılmasını önleyen Yüksek Mahkeme kararındaki rolünü iyi bildikleri AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın konuşması üzerinde düşünmeleri, tartışmaları beklenirdi. Fakat, heyhat! Halkı ikna etmek için uyguladıkları psikolojik savaşın kurbanı oldukları, kendi yalanlarına inandıkları görülüyor.     

                                                                                                                              

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
  • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
  • ‘Evet’ platformu için işadamlarına baskı!
  • ‘Kapı kapı dolaşacağım!’
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.