• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C

YARGIDA ARAYIŞ

Ö. Faruk Altuntaş

    AKP hükümetlerinin 15 yılı bulan tek başına iktidarlarında gelinen nokta hüsran ve yıkım oldu. Meclis’ten Yargıya, Eğitimden Sağlığa, Ordudan Emniyete, Dinayete… Sayıştaya varıncaya kadar tahribattan nasibini almayan kurum kalmadı.
    Meclis’in açılış günü toplantısına her kes çağrılıyor, ancak Anamuhalefet Partisinin çağrılması unutuldu!
    Yargıyı teslim ettiğimiz hakim ve savcıların dörtte biri meslekten ihraç edildi. Yargıya güven oranı % 30’lara inerek dip yaptı.
    Meclisteki üçüncü büyük parti olan HDP eşbaşkanı aylardır tutuklu ve hakim karşısına çıkartılmıyor.
    Pilot eğitimi verecek uzman kalmadı. Amerika’sından Pakistan’a eğitimci pilot isteğimiz kabul edilmediği için, orduda tasfiye/temizlik(!) için emekli olmaya zorladığımız pilotlar göreve geri çağrıldı.
    Eğitimi sormaya gerek yok. 3-4 yılda bir yapılan köklü değişikliklerle yaz boz tahtasına dönen eğitimdeki reformları(!), Milli Eğitim Bakanı artık basından öğreniyor.
    Brüt dış borç miktarı, 2003 yılından beri ilk kez milli gelirin yarısını geçerek 432 milyar dolara ulaştı. Büyük ekonomiler içinde 15-18 bandında yer alan Türkiye ekonomisi, 21. sırayı görüyor.
    Enflasyon ve işsizlik çift hanelerde geziniyor. Üniversite mezunu gençlerde işsizlik oranı % 25’lere ulaşıyor.
    Başta Irak ve Suriye olmak üzere, doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün komşularımızla kavgalıyız. NATO ve AB’de müttefiklerimizle (!) kavgalıyız. Hır gürün ötesinde, Amerika’nın önderliğinde geliştirilen ve Erdoğan’ın eşbaşkanı olduğu belirtilen Büyük Ortadoğu (BOP)Projesi kapsamında komşu ülkelere silah göndermekten, silahlı isyancıları eğitmeye kadar yapılmadık müdahale kalmadı. İtişip didişmediğimiz ülke kalmadı. Bugünlerde en büyük dostumuz ise, “one munite” muhatabı İsrail!
                                                         ***
    AKP’nin 15 yıllık tek başına iktidarından sonra Memleketin manzarası bu!
    Kuşku yok ki, dip yapınca, bu dip noktadan çıkış arayışları da başlıyor.
    Nereye evrilir, ne kadar sürer bilemiyoruz. Ancak Yargı erki ciddi bir arayış içinde gözüküyor.
    Yargıtay Başkanlar Kurulu, “Yargı Etiği İlkeleri Taslağı” hazırlayarak yaşanmakta olan olumsuzluklara dur demek istedi. İşe “Etik ilkelerden” başlamak, etiğe aykırı davranıldığını da kabul etmekten geçer. Zaten gelişmenin kendisi, olumsuzluğun olumsuzlanması olarak tarif edilmiyor mu? Yaşanan olumsuzluğu, olumsuzluk olarak tespit edebildiğiniz ölçüde aşabilirsiniz ve gelişebilirsiniz.
    Yargıtay Daire Başkan ve üyelerinin, Yargıtay Cumhuriyet Savcılarının ve Yargıtay tetkik hakimlerinin katılımı ile 22-23 Eylül 2017 tarihlerinde Abant’ta gerçekleştirilen “Başkanlar Kurulu Etik İlkeler Çalışması”nda öne çıkan şu ilkeler dikkat çekti:
    -Hakim, siyasi niteliğe bürünmüş, çekişmeli tartışmalara aleni olarak katılmaktan ve görüş bildirmekten kaçınır.
    -Hakim, yasama ve yürütme erkleriyle uygunsuz ilişkilerden ve bu organların etkisinden uzaktır.
    -Dürüstlük, yargı görevinin doğru biçimde ifası için vazgeçilmez bir unsurdur. Adaletin gerçekleştirilmesi kadar, gerçekleştirildiğinin görülmesinin önemi de gözetilerek, hakim kişisel ve mesleki ilişkilerinde söz ve davranışlarında makul bir değerlendirme ile yadırganabilecek ve taraflılık görüntüsü verebilecek durumlardan kaçınır.
                                                        ***
    Yargıda etik arayışın ilk somut örneği, Danıştay’ın KPSS’ye ek olarak sözlü sınava dayalı personel alımını sağlayan yönetmeliğin yürütmesini durdurması kararında görüldü.
    Bilineceği gibi, memuriyete mülakatla personel almak demek, iz bırakmadan torpil yapacağım, Ahmet’in hakkını Mehmet’e vereceğim demektir. Yenen “kul hakkı” ise AKP uygulamasında “pul”a dönüşmüş durumda. Bu uygulamanın, Kitap’ın neresine sıkıştırılabildiğini de kimseler anlamış değil.
    PTT’de çalıştırılacak elemanlar için düzenlenen Yönetmelikte, 2015 yılında yapılan değişiklik ile “KPSS’ye katılmak ve yönetim kurulunca belirlenen asgari puanı almak” koşuluna, “Yapılacak sözlü sınavda başarılı olmak” hükmü ile “alınacak personel sayısının dört katına kadar aday sözlü sınava çağrılır”  hükmü eklendi.
    KESK’e bağlı Haber Sen’in Başbakanlık ve PTT aleyhine açtığı davada, dosya önüne gelen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu; “Adayların eşit şartlarda yarışmasını sağlayan objektif bir yöntem olan merkezi sınavdan sonra her türlü öznel değerlendirmeye açık bulunan ikinci bir sınavın yapılması, merkezi sınavın nesnel sonuçlarını kısmen dahi olsa etkisiz kılacağı gibi”, sınavın sözlü şeklinde yapılması halinde sınavın yargısal denetimi de sınırlandırılmış olacaktır yönünde değerlendirme yaparak, Yönetmeliğin uygulamasını durdurmuştur. Yani torpil yapılmasına dur demiştir.
    Bu kararın altına biz de imzamızı atıyoruz ve karar verenleri kutluyoruz. Görülüyor ki, geleceğe umutla bakmak için nedenlerimiz hala var!                                                                                  
    

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.