• BIST 105.380
  • Altın 270,856
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Trabzon 15 °C

YARI ROBOT OLMAK!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Hikâye ve masallarla büyümüş nesillerin uyanışı ve geleceği çok da iyi sinyaller vermiyor. Onlar duyguların, hislerin, sevginin ve mutluluğun çocuklarıydı. Bugünlerde masallar, destanlar, hikâyeler hayatımızdan birileri tarafından satır satır siliniyor. Elimizde sadece kalan o meşhur giriş cümlesi yani evvel zaman içinde kalbur zaman içinde kaldı… Gerçeğin acısı, hüznü, yalnızlığı artık masalların ümitleri üzerinden bizlere maalesef yansımıyor.

Gelecekte bir gün gelecek.

Hiç sevmiyorum geleceği. Çünkü gelecek elle tutulur, görünür bir şey değil. En önemlisi de ne olacağını bilmediğim kocaman bir kara delik.

Bir belirsizlik.

Gelecek bir sürpriz; Olayların nasıl gelişeceğinin bilinmediği bir müphemiyet.

Yaşamın bu kara acayip karmaşasında başıma nelerin geleceğini bilmediğimiz bir durum.

Yeni-dünya düzeni Globalizmin bir parçası olmak; Yani bu durumda da gelecek, ABD’nin amaçlarına hizmet eden olmak mıdır?

Nedir bu gelecek?

Gerçekleşmemiş olaylar bütünü.

Hayatın bir parçası olmakla birlikte korkulandır gelecek.

İnsanlığın geleceği keşke güzellikler ve iyilikler getirse; Kötülüklerin hepsini gömsek.

Oysa tüm insanlık eşittir ama bazı insanlar daha eşittir.

Evet fütürizm yani gelecekçilik.

Yani duygu, düşünce, hislerin, geleneklerin geçmişin üzerine sünger çekmek…

Demografik bir devrim geçiren ülkem için nasıl bir gelecek öngörebilirsiniz?

Buyurun düşünelim.

Türkiye yeni- dünya düzeninin neresinde yer alacak bu kadar nüfusla?

Türkiye’de yaklaşık 27 milyon Y kuşağı, 20 milyon civarında Z kuşağı var. Bu insanları anlamak ve onlara gelecekle ilgili umut olmak mümkün mü?

Akıllı telefon, bilgisayar, sosyal medya ve benzer yeni teknolojileri kullanma yetisi oldukça yüksek bir ülke olmamıza rağmen işsizlik almış başını gidiyor.

Bu durumda yenilikçi, vizyon ve gelecek kelimelerini çok da rahat ifade edemeyiz. Çünkü cevaplarını bilmiyoruz.

Bu durumda da gençlere hayalini sorduğunuzda gelecek kaygısı taşıdıkları için “Bu ülkede yaşamak” istemiyoruz diyorlar.

Ünlü fütürist Ray Kurzweil bir öngörüde bulunmuş. Yıl 1999.

“2023 yılına geldiğimizde 1000 dolarlık bir dizüstü bilgisayar insan beyni ile aynı işlem gücüne ve veri depolama kapasitesine sahip olacak.”

Eğer bu öngörü tutarsa ki bugün zaten maya tuttu... Akıllı telefonlar bizler kadar zeki olacak. Hatta bazı insanlardan daha da zeki…

O zaman ne gerek var dosta, arkadaşa, kardeşe, sevgiliye, eşe… O günlere geldik gibi.

Stephen Hawking ve Bill Gates sanırım işte bu yüzden korkmuş yapay zekâdan.  İnsan elinden çıkma, insan eliyle yapılmış, tasarlanmış hatta üretilmiş yapmacık olan zekâdan kim korkmaz ki. Kim bilir neler neler yapar bu suni zekâ?

İnsan düşünce sisteminin elektronik cihazlara aktarılması sonucu çıkacak sonuçları düşünemiyorum.

Korkuyorum!

Mesela bizler artık elektronik gazeteciler olacağız. Kâğıda paydos.

Mesela Hot-Line işletmeciliği duydunuz mu? Teknik problemleri yerinde saptayıp oluşan sorunu tamirciler yerine uzaktan yazılımlar yapan cihazlar alacak. Bugünün teknik servisleri bu duruma dönüşecek. Saatlerce usta beklenmeyecek.

Her şey yapay; Üretimden yeni çıkmış.

Ben düşündüm de gelecekten değil de, insanlıktan korkuyorum sanırım! Geleceği belirsiz, kötü, karanlık, hissiz, mutsuz, umutsuz ve de kasvetli yapan insan dediğimiz bugünlerin yarı robotlaşmış canlısı değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.