• BIST 83.675
  • Altın 250,919
  • Dolar 6,1048
  • Euro 6,8129
  • Trabzon 20 °C

YARIN 14 MART TIP BAYRAMI

Turhan EYÜBOĞLU

   Bizimle uzun konuşmazdı; hep mesafeli bir duruşu vardı. Ancak ne zaman yanına gitsem bakışlarının arkasında bir derdi olduğunu hissederdim. İlaç tanıtımını uzun tutmaz, kısa keserdim o dertli bakışlarını gördükçe! Hissiyatımın gerçek olup olmadığını öğrenmek istediğimde gerçek, yüzüme olanca hızıyla çarpmıştı. "Keşke araştırmasaydım!" dedim kendi kendime.

   Henüz on altı yaşında olan kızını bir trafik kazasında kaybetmişti. Doktor, bana baktığında benim gördüğüm bakış şunu diyordu bana:

  "Senin günlük hayatta karşılaştığın sorunların ne kadar hafif kalıyor benim evlat acım yanında!" İşte o zaman daha iyi anlamıştım, sinirlendiğim şeylerin aslında ne kadar küçük şeyler olduğunu. Hayatın ne denli kısa olduğunu fark ediyordum bu tür olayları yaşadıkça!

   Zaman geçmiş, doktora yaptığım ziyaretlerde konuşma süremi artırmış ve karşılıklı bir şeyleri paylaşmaya başlamıştım. Artık ilaç üzerinde yapılan çalışmaları ve sonuçlarını karşılıklı konuşuyor ve hastaya getirdiği faydalarını tartışabiliyordum. 

   Perşembe günü ziyaretimi bitirmiş, Trabzon'a dönmüştüm. "Her şey yolunda!" diye düşünüyordum. Ta ki tarih 18 Ocak 2008 Cuma gününü gösterene kadar... Cuma günü doktorun odasına bir hasta girer ve karşılıklı konuşmaya başlarlar. 

   Hasta: "Sen bana yanlış teşhis koydun! Akciğer kanseri olduğumu bilemedin; ölmek üzereyim!" der. Doktor onun ruh sağlığının bozuk olduğunu anlar; çünkü onu uzun süredir tanır. 

"Hadi bahçeye çıkalım; orada konuşuruz!" diyerek hastanın koluna girer ve birlikte bahçeye çıkarlar. 

   "Merak etme; büyük bir sorunun yok!" demeye kalmadan hasta belindeki silahını çıkartarak bahçenin ortasında doktora kurşun yağdırır. Birkaç kurşun da kendi kafasına sıkar. Hasta orada can verir. Doktor ise hastaneye kaldırılır. Bütün müdahalelere rağmen yirmi bir gün sonra şehit olur.

İşte, bu benim başıma gelen tanıdığım ve dost olduğum bir doktorun saldırı sonucu ölümüydü! En acısı da neydi biliyor musunuz? Eşi eşyalarını hastaneden toplarken büyük bir ihtimalle kızının ölümünden sonra kaleme aldığı vasiyetini bulması ve benim de onu bir şekilde okumam olmuştu.
Doktorum vasiyetine şöyle yazmıştı: 

  "Ne verirsen elinle o da gider seninle. Allah ahiretimizi hayırlı etsin. Zarftaki alacaklar (verilen borçlar) karşılıksız (hayır) olarak verilmiştir. Çok büyük zaruret olmadıkça istenmeyecektir. Karşı tarafın durumu iyi olursa kendi rızasıyla öderse alınan iadeler gene ihtiyaç sahiplerine karşılıksız verilmesini önemle rica ediyorum. Ama ihtiyacınız olursa, yeniden durum değerlendirilmesi hakkı size kalır. Çünkü artık bana soramayacaksınız! Siz de durumunuza göre ihtiyaç sahiplerini gözetin. Bugün varsak yarın yokuz. Ölümün ne zaman geleceği belli değil. Bahtınız açık, yüzünüz aydınlık olsun. Rabbim sizleri her türlü kötülüklerden korusun! İhlaslı hayatın gerçek anlamını idrak eden, ahiret yolculuğuna hazırlanmayı gaye edinen kullardan eylesin. Akrabayı ve yoksul, ihtiyaç sahiplerini gözetin. Üzülmeyiniz ve mahzun olmayınız. Allah'a güveniniz.Yarın elbet bizimdir. Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir!"

Evlat acısını iliklerine kadar hisseden ancak hastalarına bunu hiç belli etmeyen doktorum en verimli çağında, elli bir yaşında ruh sağlığı bozuk bir hastası tarafından vurularak görevi başında şehit edildi. Bu doktorum Giresun Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Ali Menekşe'ydi. Mekanı cennet olsun!

Şiddet sonucu yaşamını kaybeden doktorların isimleri: 

1988 yılı Dr. Edip Kürklü
2005 yılı Dr. Göksel Kalaycı 
2008 yılı Dr. Ali Menekşe 
2012 yılı Dr. Ersin Aslan, Dr. Melike Erdem 
2015 yılı Dr. Kamil Furtun, Dr. Abdullah Biroğul, Dr. Aynur Dağdemir 
2017 yılı Dr. Sait Berilgen, Dr. Hüseyin Ağır, Dr. Engin Karakuş, Dr. Ece Ceyda Güdemek, Tıp Fakültesi öğrencisi Yağmur Çavuşoğlu 
2018 yılı Dr. Fikret Hacıosman


Doktorların maruz kaldığı şiddet vakaları altı yılda altmış sekiz bine (68.000) ulaşmış. Şimdi buradan Sağlık Bakanına, yetkililere sesleniyorum: 

"Doktorlara şiddet yasasının çıkması için daha kaç doktorun ölmesi veya dövülmesi gerekiyor, söyler misiniz? 
Bu yasanın çıkmasını savsaklayan, öteleyen, mesleği doktor olan yasa yapıcılar siz de 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutluyor musunuz? Ben sizin bayramınızı kutlamıyorum!"

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.