• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Trabzon 25 °C

Yasakları yasaklamak

Ali Rıza Keskinalemdar

Hürriyet: 1 Mayıs katliamı: 34 ölü!
Milliyet: Taksim'de kanlı miting: 34 ölü, yüzlerce yaralı!
Günaydın: Maocu vatan hainleri işçi Bayramı'nı kana buladı: 39 ölü var!
Cumhuriyet: 1 Mayıs kanlı bitti: 33 ölü! 
Politika: 1 Mayıs töreni saldırıya uğradı - 35 kişi öldü, yüzlerce yaralı var
Tercüman: Maocular, DİSK'in İstanbul'da yaptığı mitingi bastılar - 34 ölü var
Son Havadis: Taksim savaş alanı gibiydi - kızıllar kudurdu
Hergün: Solcular 40 işçiyi katletti 
Bayrak: Taksim'de 38 ölü 
Yeni Asya: Disk mitinginde komünistler birbirini yedi, 40 ölü - Taksim'de savaş

2 Mayıs 1977 tarihli gazetelerin manşetleri böyle atılmıştı. İktidarda 2. Milliyetçi Cephe adı verilen, AP-MSP-MHP koalisyon hükümeti vardı. O zamanın iktidar yandaşı gazeteleri de Tercüman, Son Havadis, Hergün, Bayrak, Yeni Asya, (apolitik gibi dursa da) Günaydın gibi gazetelerdi. .

 1 Mayıs 1977, serin bir güne denk gelmişti. Yandaş medya o gün manşetlerine ve makale köşelerine olayların çıkacağını kesin dille yazmışlardı. Özellikle Tercüman yazarları Güneri Civaoğlu, Ahmet Kabaklı ve Rauf Tamer olayların çıkacağını önceden bilmişler ve kimlerin kimlere saldıracağını bile yazacak kadar ileri gitmişlerdi.

 Çünkü mitingi düzenleyen DİSK’ten her türlü  malzemeyi almışlardı ve provokasyonu yaratmaya çalışanlar da bu dersi iyi çalışmışlardı doğrusu. DİSK, düzenleme komitesi olarak günler boyu “Maocu” diye adlandırdığı grupları miting alanına sokmayacağını bangır bangır ilan ederken, bir anlamda  provokatörlerin de ekmeğine yağ sürmüştü.

 

EZİLEREK ÖLMEK

Günün son ışıkları çekilmek üzereydi Taksim Meydanı’ndan; 19:00 sularıydı. O zaman henüz daha Tarlabaşı Bulvarı açılmamıştı; daracık bir yoldu orası. Hele Fındıklı’ya inen Kazancı Yokuşu çok daha dar… O saate kadar her şey sakindi; hiçbir olay olmamıştı. Hatta katılımın yoğunluğundan alana girişler tamamlanmamıştı bile…

 Toplantı bitmek üzereydi, birazdan dağılamaya başlayacaktı kitle; vakit tamamdı! Önce Sular İdaresi’nin terasından arkasından da İntercontinental Oteli’nin (Şimdiki The Marmara) 5. katından hedef gözetmeksizin daha çok panik yaratmak amacıyla ateş açılmaya başlanmıştı.

 Anında alana onlarca panzer (o zamanlar “toplum polisi” ve TOMA yerine panzer vardı) ve polis aracı dalmıştı. Amaç insanları dar cadde ve sokaklara doğru itmekti. En çok ölümün olduğu Kazancı Yokuşu’nun başı bir kamyon ile geçişlere kapatılmıştı. İnsanlar burada panzer ve polis araçlarının altında ezilerek ölmüşlerdi.

 Tarlabaşı Caddesi ise yürüyüş kortejini arkadan izleyen bir panzerle alandan giren iki panzerin karşılıklı ilerlemesiyle kapatılmaya çalışılmıştı. Panzerler insanların üzerine sürülüyordu hızla. Yokuştayken bakıldığında kocaman bir ejderhaya benziyordu panzerler. Ancak yan sokakların varlığı Tarlabaşı Yokuşu’nda ölümlerin yaşanmasını engelliyordu. Ayrıca, sürekli ateş altında sağa sola kaçışan insanların sıkıştıkları anda kurtarıcı melekleri devreye giriyor; iş yerleri ve evler insanlara kapılarını açıyordu.

 Herkes o kadar şanslı değildi elbette; çoğu ezilerek diğerleri de kurşunlara hedef olarak 34 can yitirilmiş, yüzlerce can da yaralanmıştı. 1 Mayıs 1977’de Taksim’de yaşanan katliam hiçbir zaman aydınlatılamayacak ve benzerleri gibi tarihteki yerini “fail-i meçhul” olarak alacaktı…

 

KUTSALLIK KİMDEN SORULUR?

Başbakan 1 Mayıs kutlamaları için “Taksim’i unutun. Kadıköy’ü de vermiyorum. Size metro da yaptık, Yenikapı’ya gidin” diyor… Sonra DİSK Başkanı Beko’ya veryansın edip, kutsallığın kendi tekelinde olduğunu ilan ediyor: “Burası bizim kutsalımızdır, diyor, lafa bak ya, nasıl bir kutsalsa…”

 Sanki kutsallık sadece dinsel bir motifmiş ya da sadece Başbakanın tekelindeymiş gibi!

 Evet, Taksim, orada öldürülen emekçilerle, insanlarımızla emekten yana olanların kutsal alanıdır artık. Ve tıpkı diğer ülkelerde işçilere verilerek simgeleşen en büyük alanların olduğu gibi… İngiltere’deki Trafalgar, Çin’de Tiananmen, Rusya’daki Moskova Kızıl Meydan, İsveç’deki Stockholm Medborgarplatsen, Fransa’daki Paris République Meydanı,  Küba’daki Havana Jose Marti Devrim Meydanı, ABD’ndeki  New York Union Square, Almanya’daki Berlin Oranienplatz…

YENİ İNŞAATLARDAN SONRA

Tarlabaşı yokuşundan yer altına giren araç trafiği Elmadağ’a varmadan eski Şan Tiyatrosu’nu geçtikten sonra yeryüzüne çıktığından, dımdızlak kocaman bir beton alana dönüştürülerek, Cumhuriyet Anıtı ile  Gezi Parkı’nın Haliç’e bakan tarafında kalan boşluk bile müthiş bir miting alanı oluşturmuş tek başına.

Taksim Alanı’nda Gümüşsuyu – Mete Caddesi bağlantısı dışında artık araç trafiği yok; üstelik o gün yani 1 Mayıs da 1980 darbecileri tarafından kaldırılan “resmi tatil”in bizzat AKP iktidarı zamanında 2009 yılında yeniden ihdas edildiğinden “iş günü” özelliği mazereti de olamaz.

 Kısaca Taksim Alanı İstanbul’da emeğin bayramı için anlamlı tek adrestir. Ona buna “barış açılımı” yapma konusunda "nazik" davranan iktidarın işçilere, emekçilere ve emeğin yanında yer alacaklara artık nobran davranmaktan vazgeçmesi gerekmektedir.

Kendi iktidarları süresinde taşeronlaştırılarak soysuzlaştırılan ve sendikasızlaştırılan işçilerin bayramını bir de onlara Taksim Alanı’nı kapatarak zehir etme hakkına, kimse sahip değildir.

 

SERAMİK DÜKKANINA FİL SOKULMAKTAN VAZGEÇİLSİN

 Eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, başbakanken, gazetecilerin, ölümler nedeniyle her gün yaygınlaşan cenaze törenleri ve gösteri yürüyüşlerinin anımsatılması üzerine “Sokaklar yürümekle aşınmaz” demişti.

Bu kez aynı benzetmeyi AKP iktidarına yapmakta yarar var: “Taksim 1 Mayıs Alanı, 1 Mayıs’ı kutlamakla aşınmaz; ‘güvenliği sağlayacağız’ diye seramik dükkanına giren filler gibi ‘güvenlik güçlerinizi’ gaz fişeğini ateşlemek ve su sıkmak için yollamayın”…. Zira, 1 Mayıslar da dahil, şimdiye kadar polis müdahalesinin olmadığı herhangi bir gösteri ve yürüyüşte olay çıkmadı.

Üstelik “güvenlik güçleri” tarafından üzerine gaz fişeği atılarak ve su sıkılarak provoke edilmeyen,  geçmişte de güzel örnekleri yaşatmış böyle bir kitle asla oradaki “esnafın camını çerçevesini aşağı indirmez”, olsa olsa cirosunu şaha kaldırır. 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.