• BIST 89.282
  • Altın 145,513
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Trabzon 11 °C

Yayla Peyniri ve İnovasyon

Yayla Peyniri ve İnovasyon
Burhan ÇUHADAROĞLU

 

Trabzon ve yakın civarı için güz ayları başka bir değerde ve güzelliktedir. Yayla bereketinin pazara indiği ve damak tadımıza uygun süt ürünlerinin piyasaya çıktığı bolluk ve bereket ayıdır. Hepsi bir yana bizim “oğma” diye bildiğimiz şu yayla peynirinin yeri bir başkadır. Sıramağazalardaki dükkânlarda varil varil yerini alan oğmanın tadını başka peynirlerde bulmanın imkânı yoktur.

 

Bir zamanlar Sıramağazalardaki Horon Otel’in karşısında dükkânı bulunan Zafanozlu rahmetli “Yağcı Osman” rahmetli babam için yayla peynirinin hep has kısmını saklardı. Yayla peynirinin tozsuz, sarımtırak renkteki parlak kısımları makbuldü. Varilin derin kısımları peynirin makbul parçalarından oluşurdu. Ulaşım ve depolamanın önemli bir sorun olduğu eski dönemlerde, yayla peynirini yaz boyunca hazırlamak ve ahşap varillerde depo ederek biriktirmek için mecburen tuz kullanılırdı. Uzunca süre peynirin tazeliğini koruması için bu yola başvurmak gerekirdi. Dolayısıyla Trabzon dükkânlarına inen bu peynir genellikle tuz oranı yüksek ama tadı da bir o kadar güzel olurdu.

 

Aradan geçen onca yıldan sonra yayla peynirimiz yine marketlerdeki yerini bir iki ufak değişiklik dışında aynı usul ile almaya devam ediyor. Sadece artık varil ortada görünmüyor. Varilden köpük ambalajlarda streç sarılı halde 1 kiloluk peynirler vitrinleri süslemektedir. Demem odur ki; yayla peynirimizin yayladan kente olan kırk yıl önceki güz macerası günümüzde de hiçbir değişikliğe uğramadan aynen devam etmektedir. Bu muhteşem tat sadece bizim bölgenin yaşamına renk katmanın dışına maalesef çıkamamıştır.

 

Sadece yayla peynirimizi mi bu bölgeye mahkûm etmiş durumdayız? Tabii ki hayır, fındık bu bölgede halen yüz yıl öncesinin teknikleri ile piyasaya çıkmaya devam etmektedir. Harmanda kurutularak çuvallamanın dışında hiçbir katma değer kazandıramadığımız bu dünya ürününden esas payı Avrupalı gıda üreticileri almaya devam etmektedir. Oysaki fındığı işleyip, bölgesel diğer meyve türleri ile bir araya getirip yeni tatlar geliştirmeyi hiçbir zaman düşünmedik. Bu konularda ne devlet girişimi ne de özel bir girişim ve arayış olmamıştır.

 

Dünyaca bilinen Fransa’nın Rokfor peyniri, İtalyanları Mozzarellası ve Parmesanı, İsviçre’nin Gravyer peyniri gibi ürünleri artık marketlerimizde de kolayca bulabiliyoruz. Birçoğumuzun da farkına vardığı gibi bu peynirlerin bizim iyi hazırlanmış bir yayla peynirinden üstün bir yanı yoktur. Ayrıca bizim peynirlerimizin ana kaynağı olan yayla otlarımızın, endüstriyel kirlilik kaynaklarından uzakta kalması gibi de bir avantajı vardır. O halde dünya piyasalarına hitap edebilecek gıda ürünlerimizin eksikliğinin ne olduğunu ciddiyetle sorgulamak gerekiyor.

 

Günümüzde bu konuda verilecek olan yanıtın özü, yeni ve bilinmeyen ürün geliştirme olarak bilinen inovasyondur. Yayla peynirimizin iyi bir inovasyon sürecinden geçirilerek dünya piyasalarına sunulmaması için hiçbir neden yoktur. Her alanda olduğu gibi, gıda konusunda da bugün dünyada tamamen bilimsel teknikler uygulanmaktadır.  Artık ulaşım ve depolama konusu günümüzde bir sorun olmaktan çıkmıştır. Dolayısıyla doğal (organik) yayla peynirimizin artık yaylalarımızda uzun süre saklanmasına ve bu nedenle aşırı tuzlanmasına gerek yoktur. Günümüzde paketleme ve ambalajlama konusu oldukça gelişmiştir. Modern tesislerde el değmeden uygun çekicilikteki ambalajlar içerisinde piyasa sunulacak olan “oğma” nın gereken ilgiyi görmemesi için hiçbir neden yoktur.

 

Sürdürülebilir bir üretim için gıda mühendisliği disiplini içerisinde sadece yayla peynirimiz üzerinde yapılacak olan inovasyon çalışmalarını nasıl ve ne zaman başlatacağız? Doğrusu ben de bilmiyorum. Peynirin asitlik durumu, yağ dengesi, doğal katkılar ne olmalıdır? Dünya piyasalarına hitap edecek tat ayarı nasıl yapılmalıdır? Avrupa ve Amerika piyasalarına girebilmeyi hedefleyen bir oğma peynirinin hangi esaslar dâhilinde hazırlanması gerektiğini acaba birileri de düşünecek midir?

 

Sonuç itibarıyla vurgulamak gerekir ki; büyük bir zevkle tüketmekte olduğumuz organik yerel ürünlerimizin hem bölge ekonomisi hem de markalaşmak adına dünya piyasalarına açılması için inovasyon kaçınılmazdır.       

 

  

 

  

 

 

 

   

 

 

 

 

      

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bugün hava nasıl olacak?27 Mart 2017 Pazartesi 10:44
  • Hakkari'de çatışma!27 Mart 2017 Pazartesi 10:44
  • Bugün hava nasıl olacak?25 Mart 2017 Cumartesi 10:19
  • Dikkat son 9 gün!23 Mart 2017 Perşembe 09:33
  • Meteoroloji'den kar yağışı uyarısı23 Mart 2017 Perşembe 09:31
  • Türkiye'den 'Sincar' hamlesi!23 Mart 2017 Perşembe 09:30
  • NEDEN DİLENİYORUZ?22 Mart 2017 Çarşamba 09:56
  • Türk balıkçılar ABD pazarında!22 Mart 2017 Çarşamba 09:45
  • Talipoğlu'nun ölümünde krem şüphesi!22 Mart 2017 Çarşamba 09:32
  • Bugün hava nasıl olacak?22 Mart 2017 Çarşamba 09:30
  • YERİN KULAĞI
    • Güzellik salonu beğenilmedi!
    • MHP büyüyecekmiş!
    • Meral Akşener’in 17 Nisan iddiası!
    • Trabzon futbolu bitmiş!
    • Koray Aydın’ın ekibi!
    • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.