• BIST 106.926
  • Altın 151,365
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Trabzon 15 °C

Yazmıyor! Yazmıyor!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

 

 

Serseri kurşun, kim vurduya gitti sözlerini ne çok duyar olduk.

Kötülük yapmak kasti bir eylemdir.

Bilerek ve isteyerek zarar verme isteğidir.

Kötülük bir sapma durumudur.

Kötülük bir lekedir. Yapıştı mı asla çıkmaz.

Bedenini belirli bir süre terk edip, çeşitli yerlere düşünce hızıyla gidip gelmemizi hatta gittiğimiz yerlerde olayları incelemek keşke mümkün olabilseydi.

O zaman günahsız öldürülen insanların katillerini de bulabilir miydik acaba?

Astral seyahat sanırım buna benzer bir şey ama kişinin kendi yaşanmışlıkları ile ilgili diye biliyorum.

Bu da kötülüklerin aydınlanmasında sanırım çok etkili bir yöntem olmaz. Eğer bir katil değilsen.

Ben faili meçhullerden bahsediyorum…

Abdul Kadir Aksu İç işleri Bakanı yıl 2003.

Kendisiyle “Eve Dönüş Yasası” ile ilgili bir program yapmıştık.

Sorum:

Eve dönüş yasası ile faili meçhuller aydınlanacak mı?

Cevap:

Amacımız bu doğrultuda zaten.

Yıl 2016 hala faili meçhul cinayetler aydınlanmadı.

Amacı PKK’lıları dağdan indirerek toplum içinde yaşamlarını devam ettirmeyi amaçlayan yasa bu gün çok tartışılacak sonuçları beraberinde getirdi.

Şehre inenlerin yol açtığı sonuçlar hiç de iç açıcı değil.

Peki bu yasadan elde edilen başarı nedir?

Ne oldu eve dönüş yasası ile? Neyi aydınlattınız? Öldürülen gazetecilerimizin katilleri bulundu mu?

Tarafsız, doğru haber yapma peşinde olan ama bir sebepten ölen gazetecilerin günü 6 Nisan.

Işıksızların ışık saçan gazetecileri öldürmeleri tamamen gerçeklerin su yüzüne çıkmaması operasyonudur.

Aramızdan teker teker ayrılan ne çok ışık oldu.

Öldürülen gazetecileri analar doğurmadı mı?

Onların da sevgileri vardı.

Onların da ümitleri vardı.

Hayalleri vardı.

Onlara verilen ceza kendilerinden vazgeçmeleriydi.

Susmaları ve sessiz kalmalarıydı.

Nitekim de sonları çok acı ve acımasız oldu.

Onların hayatını anlamsız ve değersiz bulanlar onların hayatlarında verdikleri mücadeleyi hiç edip yok ettiler.

Ölümleri tüm dünyayı endişelendirirken bugünlerde sessiz ve unutulan olmaya bırakıldılar.

Onları sadece yüreği görebilenler anlayabilir ve görebilir.

Yitirdiklerimizin ardından yarın bir anma gerçekleştireceğiz. Belki de sadece yüreklerimizde.

Tıpkı Özdemir Asaf’ın dediği gibi “Şimdi tüm susmalar bir odanın içinde.”

Artık birilerini anmak, zikretmek, düşünmek, hatırlamak bile izinle…

Hasan Fehmi, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Sabahattin Ali, Ahmet Taner Kışlalı, Hrant Dink… Ve daha niceleri yattığınız yer nurlarla dolsun.

Bugün yaşasaydınız ne çok söyleyecek, yazacak cümleleriniz olurdu.

Seneler önce ölüm, ahret gibi konularda çok sevdiğim bir büyüğümle konuşurken bana Havva “ölüm sadece yitirmektir” demişti.

Bugünlerde ise ölüm hiç olmak demektir.

Her ölüm acıdır.

Ama ölümün İlahi yaratandan değil de bir katilin elinden olması çok daha acı maalesef.

Yasadıklarımızın, yazdıklarımızın, düşüncelerimizin adresi ölüm olmamalı.

Ölüm kendi halinde gelirse ancak o zaman ölüm olur.

Diğerinin adı cinayettir.

Tüm canlılar ölümlü ama kimse ölümü istemez. Hele de bir caninin elinde yok olmayı, tükenmeyi, hiç olmayı hiç istemez.

Artık sizler bizi duymuyorsunuz, duyamazsınız ki, yaşayanların bile kulakları sağır gözleri görmezken sizden nasıl duymanızı bekleyebiliriz ki. Ama zor günlerden geçiyoruz. Bilin. Belki kelimeleriniz bu günlerde ilaç olurdu; Nefes olurdu.

Ama ben size sizin çok sevdiğiniz iletişim yolu yani yazıyla bir not yazacağım. “ Ustalar, dahiler paylaştıklarınız, yazdıklarınız ve hatırlattıklarınız için teşekkürler”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.