• BIST 99.547
  • Altın 235,110
  • Dolar 6,0884
  • Euro 7,1578
  • Trabzon 25 °C

YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Sanat toplumun öz değerlerinden doğar ve gelişir. Bunu hepimiz biliyoruz.

Sanatçı ise yeteneğinin yanı sıra toplumun din, örf, adet, kültür gibi değerlerini izleyiciye aktarır.

Senarist ise bu değerleri kaleme alıp izleyiciye yansıtandır.

Bugünkü konumuz “dizi filmler”

Bir Alman Atasözü der ki;

“ Yalnız kol ile çalışan insan işçi. Kolunu kafasıyla birleştirip çalışan insan usta; Kolunu kafasıyla da birleştirmeyi yeterli saymayıp, buna kalbini de katan insan ise, sanatkârdır. Ve yaratıcılık ancak bu safhada başlar.”

Bizler kültürümüzden yoksun, kafasını ve yaratıcılığını çalıştırmayan sadece para ve reyting denilen canavar için yazan senaristlerin “hep” aynı ahlaksız dizilerini izliyoruz.

Hiç büyük hayaller kurup yazan yok. Hep ahlaksızlık üzerine yazılıp çizilen güzel kadın ve yakışıklı erkeklerin arz-ı endam ettiği dizileri izliyoruz.

Mesela gençlik aşkıyla dalavere sonucu ayrılan ve kötü adamla evlenmek zorunda kalan kızın sonradan karşısına çıkan sevgilisiyle yeniden aşk yaşamalarını izleyici koca kötü olunca hemen genç sevgilinin kollarına atıveriyor; Boşanmasını beklemeden. Hiç yadırgamadan. Her şey çok normalmiş gibi.

Sonrada ağzından zehirler saçan insanlar, 8 yaşında kız çocuğuyla evlenilebilir deyiveriyor.

Kadınlar çeşitli konularda sınıflandırılarak doğurmanın her şeyden çok teşvik edildiği ve değerli görüldüğü bir totaliter sisteme doğru gidiliyor gibi.

Hatta eksik kadın, yarım kadın, başı açık kadının perdesiz eve benzetilmesi misali bir sürü lafı, hakareti da devamında yiyiveren yine kadın oluyor.

E kuyruk sallayan kadın ya…  Erkekler hep haklıdır ve masumdur.

Bunları dizilerimizde bize apaçık yayınlıyor.

Bir insanın fikri neyse zikri odur misali gibi.

Çeşitli etkiler sebebiyle sürekli yeni yeni yaşam koşulları ortaya çıkıyor.

Bu durumda da toplumlar ve kültürler sürekli bir değişim içerisinde oluyor.

Bizler de bu aralar sürekli ahlaki değişimler içerisinde bir acayip ama hiç farklı olmayan senaryolar izliyoruz.

Toplumun tercihlerine cevap ile doğan diziler ilginçtir yine son dönemde birbirini aldatan erkek ve kadınların entrikaları ile boy pos gösteriyorlar.

Neden özellikle bu konular üzerinde dönüyor ekran anlamış değilim.

Bir aralar dönem dizileri, aile dizileri, gençlik dizileri şimdide “Ahlaksız diziler”

Dinimizce günah sayılan bu tarz zina vakaları, sürekli her gece ekranlarda izleyicinin önünde sergileniyor.

Absürd ve özgürlük ruhunu ironiyle birleştirenlerin hayallerini izliyoruz.

Zamanında Osmanlı Saray hayatını anlatan bir dizi için eleştiri yapan ve tepki gösterenler “Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni öyle bir Sultan Süleyman tanımadık” diye sitem etmişlerdi.

Hatta müdahale etmişlerdi.

Peki sorarım her akşam izlediğimiz bu saçmalıklar Türk Kültür hayatını mı anlatıyor?

Mahatma Gandhi “ Bu yedi ölümcül günah insanlığı yıkıma uğratır;  Zahmetsiz servet, bilinçsiz haz, karaktersiz bilgi, ahlaksız ticaret, insaniyetsiz bilim, özverisiz inanç ve ilkesiz siyaset” der.

Trajikomik bir vakaya değinmek istiyorum.  Zamanında okuduğum bir yazıdan küçük bir alıntı “ Suudi Arabistan’da şişman kızların sayısı artınca kralın kızı “kızlar beden eğitimi yapsın” demişti. Radikal din adamlarının yanıtı ise, Ancak ahlak seviyesi düşük kadınlar spor yapar. Beden eğitimi bekâreti bozar” olmuştu”.

Fakat bu insanlar Türk dizilerinin hayranı olup beden eğitiminden uzak ahlaki değerlere ters gelen bir acayip ruh haliyle bizlerin dizi oyuncularına hayran bizim bu malum dizilere bol paralar kazandırıyor. İşte böyle.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.