• BIST 110.115
  • Altın 273,220
  • Dolar 5,7673
  • Euro 6,4129
  • Trabzon 11 °C

YENİ PARTİLER GÜNDEMDE!

Ekrem SEYMENOĞLU

   Türk siyaset gündeminin yoğun olduğu şu günlerde gündemi en çok meşgul eden konulardan biri Ak Parti’ den kopma noktasına gelenlerin kuracağı konuşulan partiler.
  Nedenlerini bilemediğimiz sebeplerle bu cenap iki gruba ayrılmış durumda. Bir tarafta eski başbakan Davutoğlu ve kurmayları diğer tarafta eski bakan Babacan ve arkadaşları bulunuyor. Güçlü iktidar karşısında bir olup daha kuvvetli muhalefet yerine bölünerek muhalefeti tercih etmeleri şaşırtıcı. Elbette kendilerine göre haklı sebepleri olsa da toplum nezdinde hoş karşılanmıyor. İki cenabın artı ve eksilerine baktığımızda Davutoğlu’nun genel başkanlık ve başbakanlık yapmış olması hanesine artı yazıyor. Babacan’ın ise başarılı bakanlık dönemleri ve temiz siyaseti önemli bir artı. Davutoğlu özellikle dış politikada, Suriye konusunda, çözüm sürecinde yaptığı hamleler ile yoğun eleştiri altında, her ne kadar bu kararları tek başına kendi hür iradesi ile almamış olsa da yetkili ve sorumlu kişi kendisi görülüyor. Babacan ise parti kurucusu olması, uzun yıllar tüm hükümet dönemlerinde etkin görev almasına rağmen temiz siyaset yapması, en ufak yolsuzluk, rüşvet vs bulaşmamış olması ile önemli bir kozu elinde bulunduruyor. Her kesim tarafından beğenilen, başarılı bulunan, kariyeri, bilgisi, eğitimi, başarıları ile göz dolduran bir isim. Hiçbir zaman uç noktalarda olmamış, partizanlık yapmamış, muhalefete saldırmamış, ağır sözlerde bulunmamış, Sol cenaptan bile oy alabilecek bir isim diye düşünüyorum. Muhafazakar ve dindar konuşmaları bulunmaması sosyal demokratları da kazanabilecek olması büyük avantaj. Davutoğlu ise Konya ve çevresinden başlatacağı muhafazakar harekette yanında daha çok milli görüşçüleri, küskün ülkücüleri, Akp’den kopmuşları ve kopma noktasına gelenleri görebilecektir. 
                                                         ***

Belli ki her iki gurubunda akıl hocası eski Cumhurbaşkanı sayın Gül. Bence Babacan’a daha yakın gibi duruyor olsa da iki taraftan da desteğini esirgemiyor. İki cenap da tabanını oluşturabilir, tüzel kişiliğini kazanabilir, partilerini kurarsa önümüzdeki seçimlerde ortak aday modeliyle Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı gösterebilirler. Başarabilirlerse fena da olmaz hani… 
Bu süreçte tek korkum ve çekincem günden güne eriyen, güç kaybeden ve korkulu günler yaşayan Ak Parti’ nin bu işin içinde payının olması. Geçmiş dönemlerde ANAP, DYP, DSP, SP gibi önemli partilerin siyaset sahnesinden neredeyse silinmesine sebep olan projeler ve genel başkanlar türeterek önemli rakiplerini ortadan kaldıran, küçük olsun kontrolümüzde olsun modelini benimseten Ak Parti acaba yaşanacak kopmaların da muhalefete değil de kendi arkadaşlarına kaymasını sağlayıp onları da kontrol altına alma projesi mi yürütüyor diye düşünmüyor değilim. 
                                                       ***

Son seçimlerde görüyoruz ki artık herkes her partiye oy verebiliyor. Yeter ki oradaki isimlere inansın, güvensin, bu işin artık sağı solu pek kalmadı. O sadece uç noktalarda yaşayan, fanatizm aşkıyla dolu, spor kulübü gibi parti tutan insanlara özgü bir kavram olarak kaldı. İnsanlar çıkış yolu, kurtarıcı, lider, yeni bir isim arıyor, sağına soluna bakacak derman kimsede kalmadı. Yeni bir arayış arayan, eli ve vicdanı Akp amblemine mühür basmaya artık varamayan kesimlerin giderek artması ister istemez birilerini çare aramaya itiyor. Bu çarelerden biri de madem bize oy vermeyecekler en azından Millet İttifakına kaymasınlar mantığıyla küskün grubu ortada bırakmak. Böylelikle ne bizdeler ne onlarda stratejisiyle güçlü rakibin hanesine artı yazdırmamış, küskün grubunda kendilerine rakip olmasını engellemiş olacaklar. Umarım küskünler bu işe alet olmuyor, vatan millet sevdasıyla yola çıkıyorlardır. Ak parti tabanına da bir tavsiyem, herkes tüm yaşamı boyunca aynı çatı altında sizinle yürümek zorunda değil, yola çıkarken verdiğiniz sözler, konuştuğunuz kelimeler, ürettiğiniz projeler ile yolda sergilediğiniz tavır değişiyor ve birbirini tutmuyorsa en yakın durakta inenler olacaktır. Tıpkı başka yollardan sapıp ilk durakta size bindikleri gibi inenlerin olması da gayet doğaldır. Sizinle aynı fikri artık savunmuyor diye kimse hain, terörist, düşman olmaz.

                             İYİ PARTİ NE YAPACAK?
  Kuruluştan bugüne kadar hep ülke gündeminde yer edinmeyi başaran, önemli kitleleri arkasına alabilen ve girdiği ilk seçimde yadsınamaz bir oy alan İYİ Parti de hareket bitmiyor. Genel merkez dedikodu kazanları, mevzular, ayrışmalar, tartışmalar ve istifalar ile gündemden düşmüyor. Kısa zamanda birçok kongre ve yönetim değişikliği yapılırken il teşkilatlarında da sürekli değişiklikler yaşandı. Bunu homojen yapısına ve her kesimden insanı barındırmasına bağlıyorum. Tabii bir de en büyük etken bol miktarda parti içine serpilen Mhp ve ülkücü isimlerin bazılarının hala Akşener ve Koray Aydın liderliğini kabullenememiş, benimseyememiş olmaları. Sanki hep bir umutla bir şey olsa da Bahçeli çatısı altısına geri dönsek gibiler. Ne yazık ki her partide olduğu gibi İyi Partiye de belli beklentiler içinde nüksetmiş insanların sızması sonucu kuruluş günlerinden bazı sapmalar olduğu aşikar. Kendi içinde birlik sağlayamadan halkın önünde bir olma şansınız yok bu nedenle bir an önce toparlanmalı, birliği sağlamalı ve seçimli kongrelerini yaparak yepyeni, pırıl pırıl, tertemiz teşkilatlarını oluşturmalıdır. Aksi halde bu şekilde girilecek ilk seçimde baraj altı kalarak meclis dışı kalması kaçınılmazdır. Zira önümüzdeki seçimde CHP ve 15 milletvekili yanınızda olmayabilir. Şimdiden işi garantiye almak lazım. Ekonomik krizler her zaman yeni siyasi oluşumlar ve hükümetler getirmiştir. Akşener-Koray Aydın birlikteliği bu pası bir an önce gole çevirmelidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.