• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Trabzon 10 °C

Yerel Gazeteler 12 sayfaya inecek mi?

Yer KULAK

  Gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt, yerel gazetelerin baskı ve diğer bazı giderlerini aşağı çekmek için Trabzon’daki yerel gazete sahiplerine, ‘Sayfa sayımızı 16’dan 12’ye indirelim’ teklifini getirdi. 3 yerel gazetenin sahibi Kurt’un teklifine, ‘Mehmet Ali Yılmaz kabul ederse evet’ diyoruz şeklinde cevap verdiler.
Hasan Kurt, önceki gün Karadeniz Gazetesi sahibi Mehmet Ali Yılmaz’ı aradı, 12 sayfaya inme teklifini gerekçesiyle birlikte aktardı. Yılmaz, ‘Ben bir karar aşamasındayım’
demekle yetindi.
   bd06d3c7-7e86-4003-9ccb-5f4decdb002e.jpgKurt, Trabzon’daki yerel gazetelerin her birinin aylık zararının en iyimser rakamla 20 ila 100 bin lira arasında değiştiğini söyledi. Gazetelerin 4 sayfa eksilmeleri demek aylık 15 ila 30 milyon arasında tasarruf demek. Trabzon’daki yerel gazetelerin hiçbiri, ekonomik nedenlerle, zarar ediyor diye kepenk kapatmaz. Çünkü hepsinin öyle ya da böyle tutunacağı bir dal var! Zarar ediyor diye kapanma olsaydı en fazla zarar eden gazete kapanırdı!
Yerel Gazetelerin 12 sayfaya inip inmeyecekleri önümüzdeki günlerde belli olacak.
 

İpekçilik, Dokumacılık ve Doğu Karadeniz!
 
 
Osmanlı son dönemlerinde ve Cumhuriyet ilk yıllarındaki yerel gazetelerdeki haberlere ve arşivlere baktığımızda Trabzon ve çevresinde ipekçiliğin, dokumacılığın oldukça geliştiğini görürüz. Alman Seyyah Prof. Dr. Karl Koch 1800’lü yılların ortalarında Doğu Karadeniz bölgesini sahilden iç bölgeye Gürcistan’a kadar adım adım gezdi. Gördüklerini, yaşadıklarını bir kitapta topladı. Araştırmacı yazar Mehmet Nuri Sunguroğlu da  Dr.Karl Koch’un bu eserini bölüm bölüm tercüme edip sosyal medyada yayınlıyor.
  Dr. Karl Koch, 1843-44 yıllarında Osmanlı İmparatorluğunun Lazistan Sancağındadır. Koch, Sancağın merkezi olan Artvin’de ipekçilik, dokumacılık, yağlı kuyruk koyunu ve Artvin Keçici ile ilgili bilgiler veriyor.
Alman Seyyah’ın Lazistan Sancağı izlenimleri şöyle;
‘Gerek Hıristiyanlar, gerekse Müslümanlar olsun Artvinliler çalışkan insanlar. Kendi imkânlarıyla geliştirdikleri sanayiye (iş kollarına) Türkiye’nin her yerinde rastlamak mümkün değildir.
7d339067-6226-4164-b3bd-1bc194a909ec.jpgArtvin’de tahıl yetiştirmek için yörenin doğa yapısı uyumlu değil; sebze ve hayvancılık ise o kadar gelişmemiş ama meyvecilik konusunda başarılı oldukları söylenebilir. Ayrıca ipek yetiştiriciliğine son zamanlarda özel önem veriliyor ve bekledikleri başarı tüm beklentileri aşmış olup aileler için yeni bir gelir kaynağı olduğunu söylüyorlar.
Artvinlilerin ana iş dalı çeşitli ipek, pamuklu ve keten kumaşları boyamaktır ve neredeyse her evde bir boyama makinesi mevcuttur. Kumaşlara verilen ana renkler koyu kırmızı, mavi, yeşil, sarı ve daha az siyah renklerden oluşmaktadır.
Artvinlilerin boya işinde kullandıkları bitkiler yabani otlar halinde her tarafta çitlerde büyümektedirler. Bu bitkilerin kökünden elde ettikleri ürünlere bazı katkı maddeleri katarak boyanın kalıcılığını sağlıyorlar. Ne kattıklarını sorduğumda bunun bir sır olması nedeniyle söylemediler. Mavi renkler için genelde çivit mavisi kullanılırken yeşil ve sarı renkler için cehrigiller ailesinin (familyasının) bitkilerinden faydalanıyorlar.

  Ürünlerin birçoğu Artvin’de üretilmiyor. Dokuma tezgâhları köylerde olup dokumacılık genelde kadınlar tarafından yapılmaktadır. Yünlü kumaşlar ise fabrikasyon olarak değil, evlerde kurulu dokuma tezgâhlarında el yordamıyla üretilmektedir. Dokuma için kullanılan yün genelde yağlı-kuyruk koyunlarından elde edilen, saç gibi ince yünlerden oluşmaktadır.
  Keçi yünlerinden yapılan dokumalar daha çok ilgi görmektedirler. Özellikle keçilerin uzun ve ince tüyleri tercih edilenler arasındadır. Çünkü bu tür keçi yünlerinden dokunan kumaşlar dayanıklı olduğu gibi, yumuşaktır da. Bu keçiler genelde Angora keçileri gibidirler. Özellikleri ise yazın çobansız olarak dağlarda özgürce otlayarak yaşarlar ve kışın ahıra konulurlar. Bu keçilerin sarkan uzun ve ince tüyleri dokunurken kumaşın yüzeyine hav oluşturulur ve bu hav sayesine aşırı olmayan yağmurlar kolayca akarak içeriye sızmaz. Bu tür kumaşlar genelde üst kıyafetler, geniş pantolonlar, yağmurluk ve şemsiye gibi kullanım eşyalarının üretiminde değerlendirilirler.
   Bu keçi yünlerinin uzun ve daha yumuşak olanları atkı, sarık ve eşarplar için kullanılır. Genelde İngilizlerin Kaşmir ve Horasan yününden ürettikleri ve "şal" dedikleri boyun atkısı da bunlardan farklı değildir. Günümüzde Avrupa'da koyun-yününden dahi üretilse adına "şal" demekteyiz. Üzerimde giydiğim renkli bornozuma dahi buradaki insanlar “şal” diyorlar.
   Türkiye'de üretilen bu tür kumaşlar Horasan, Keşmir, ya da Lahor kumaşları kadar kaliteli değildir. Edindiğim bilgilere göre dokunmasında farklılık olmasa da daha itinalı üretildiği için aradaki bu kalite farkı ortaya çıkmaktadır.
   856de772-d8d7-446f-805b-4a1e183db16b.jpgEğer bu kumaşlar tezgâhtan çıktığı gibi bize gelseler dikkatimiz dahi çekmez ve onların zamanla artan değerini bilmekten yoksun kalırdık. Çünkü doğudan gelen atkılar bizimkilerin tamamen tersinedir. Bizde üretilen atkılar kullanım yıllarına göre eskiyerek değerlerini kaybederken, doğuda üretilenler tamamen aksine; kullanıldıkça değer kazanırlar. Bizim atkılarımızı bir kaç yıl sonra yarı fiyatına alabilirken, doğu da 2-3 kat daha fazla ödemek zorundasınız. İlk bakışta garip görünen bu gerçeğin nedeni ise, doğuda üretilen kumaşlara gerekli son işlemin yapıldığı kıvam vermekte herhangi bir makineye sahip olmamasıdır; kumaşın bu kıvam süreci ancak birkaç yıl kullanımdan sonra ortaya çıkmaktadır.
 

Doktorunuz diyor ki!

Şişmanlık(obezite): Enerji vücudun yakıtıdır, besinlerden alınır. İnsanlar harcadıklarından çok enerji alırlarsa fazla enerji vücutta yağ olarak birikerek şişmanlığa yol açar. Şişmanlık yaşam kalitesini, süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Bel çevresi ölçümü, kalp hastalıkları yönünden önemli olan karın içi yağlarının miktarı hakkında bilgi verir. Eğer bel çevresi erkeklerde 102 cm'den, kadınlarda 88 cm'den fazla ise bu kişiler kalp hastalıkları yönünden tehlikeli gruba girerler. Fazla yağın göğüste ve özellikle bel çevresinde toplanmasına "erkek veya elma tipi" yağlanma denir. Bu tip yağlanma kalp hastalıklar yönünden tehlikeli kabul edilir. Fazla yağın kalça ve basenlerde toplanmasına "kadın veya armut tipi" yağlanma denir. Bu tip yağlanma kalp hastalıkları yönünden az tehlike oluşturur. Şişmanlığın tedavisinde diyet ve hareket çok önemlidir. Hızlı kilo vermeye çalışılmamalı. Kilo kaybı haftada yarım veya bir kilo olmalıdır. Çok yan tesirleri olduğu için ilaçla kilo vermeye girişilmemeli. Diyetle sonuç alınamadığı durumlarda cerrahi girişim düşünülür. Kısıtlayıcı ameliyatlarla midenin hacmi küçültülür, mideye giren gıdaların miktarı azaltılır. (Dr. Kemal Küçükali)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.