• BIST 103.972
  • Altın 270,702
  • Dolar 5,7738
  • Euro 6,3613
  • Trabzon 15 °C

YEREL SEÇİMLERDE TÜRKİYE VE KARADENİZ MANZARASI

prof.dr. Kemal Üçüncü
   31 Mart yerel seçimleri vesilesiyle ülke gündemi tepeden tırnağa kadar politize olmuş vaziyette. Muhtarlıktan belediye başkanlıklarına kadar pek çok seviyede halk yerel yöneticilerini seçecek. Bu açıdan yerel yönetimler çok partili demokratik ülkelerde siyasi hayatın okulu niteliğindedir. Demokratik toplum, örgütlü toplum demektir.
“Türkiye’de her 826 kişiye bir dernek düşerken bu oran özellikle AB üyesi ülkelerde oldukça yüksek. AB ülkelerinde dernek sayıları milyonlarla ifade edilirken, bu ülkelerdeki nüfusun büyük çoğunluğu sivil toplum örgütlerinde görev yaparak devlet sorunlarına ilişkin birçok konuda sorumluluk alıyor. Almanya’da 2 milyon 100 bin, Fransa’da bir milyon 470 bin dernek bulunuyor. Fransa ve Almanya’da her 40 kişiye bir dernek düşüyor. Bununla birlikte her 10 Fransız’dan 4’ü en az bir derneğin faaliyetine katılıyor. ABD’de bir milyon 200 bin dernek bulunuyor. Ülkede her 15 Amerikalıdan biri bu tür kuruluşlarda çalışıyor.”  
Örgütlü toplumsal güçlerin zayıf olduğu ülkelerde demokrasi ancak ve ancak şekil olarak var olabilir.  Kaynak kullanma ve karar alma süreçlerine halkın katılmadığı, müzakereci bir demokratik kültürün gelişmediği yerlerde seçimler ve parlamento, hukuk devleti, dostlar alışverişte görüsün tiyatrosuna dönüşür. Belediyeleşme oranının yüksekliği bir toplumun demokratik standartları açısından önemlidir.
TUHAF BİR SÜREÇ
Bu yerel seçimler sürecinde adaylardan çok genel başkanların önde olduğu tuhaf bir süreç yaşıyoruz. Öte yandan adaylar ilk defa “kuzu besleme, marul dikme , alabalık” işerine girişmiş adeta yerel yönetimler kentin her konuda  amiriymiş izlenimi veriyorlar, tuhaf bir hal, yetki ve sorumluluklarında olmayan vaatler veriyorlar.
Türkiye’ye yerel yönetimler açısından baktığımızda kaynak kullanımı, verimlilik ve rasyonalite açısından son derece başarısız bir performansa sahibiz. İmar ve vergi kanunlarındaki boşluklardan dolayı il ve ilçe belediyeleri alanında bir yılda buharlaşan kaynak 100 milyar dolar civarındadır. Bu devasa kaynak gocuklu siyasetin aktörleri arasında üleşiliyor. Uygar bir toplumda kentsel alanlarda spekülatif rant üretimi bu seviyelerde olmaz, her şey matematiksel olarak belirlidir ve hukukun sivil toplumun denetimindedir. Türkiye’de yerel yönetimleri cazip kılan en önemli sebeplerden biri de bu rant çılgınlığıdır.
Seçimlerin adı her ne kadar yerel seçim olsa da iktidar için bir güven oylamasına dönüşmüş durumda. Böyle olunca adaylar ve vaatleri etrafında yapılacak değerlendirmelerin birinci derecede önemini kaybettiği görülüyor.
DOLDUR BOŞALT DÜZENEK
Yerel seçimlerde sunulan perspektif ve vaatler açısından Doğu Karadeniz ve Trabzon örneğine baktığımızda maalesef bütüncül, feylesofisi, tahlilleri ve çözümlemeleri olan bir programa rastlayamadık. Alelacele fotoşop mucizesiyle! Birbirinin benzeri şablonlar üzerinden doldur boşalt bir düzenek söz konusu. O kadar benzer ki sağ bir belediye başkanı ile sol bir belediye başkanının vaatleri arasında kente bakış, kent rantlarının değerlendirmesi vb konularında belirgin bir farklılık göremiyoruz. Neoliberal anlayışın kent ve mekan tasarımı hepsini istila etmiş vaziyette. Tek mümkün dünya ve çözüm bu değil oysa.
Trabzon örneğine baktığımızda büyükşehir adaylarının kültür, sanat ve turizm konusundaki projelerinin büyük ölçüde yetersiz olduğunu görüyoruz. Umarız seçildiklerinde bu anlayışı sürdürmezler. Trabzon’un tarihi ve doğal dokusu son 30 yılda ağır bir biçimde tahrip edilmiştir. Kentin kimliğini yansıtan meydanları, caddeleri yoktur. Kentte doğan büyük padişah Kanuni heykeli bir utanç vetiresi gibi ağacın arkasına zula edilmiş vaziyettedir. Bunu belli bir döneme ve kişilere mal etmek yanlıştır. Bu genel tutumla yüzleşip aşmak durumundayız. Bu kentli olmak böylesi bir yüksek bilince sahip olmayı zorunlu kılar. 5000 yıllık kent olduğunu yazılı kaynaklar yazmasa anlayabileceğiniz herhangi bir iklim kalmamıştır. Kent sadece sert şut ve stadyum konuşuyor. Bu kadar yüksek bir öğrenci potansiyeli olmasına rağmen, ders çalışacak, okuyacak, kent hakkında araştırma yapılacak ciddi bir kütüphane yoktur onun yerine 1 km’lik alanda 10 tane caminin olduğu bir alana “çame” yapıyoruz. Kimsede ses yok sivil toplum siperde, eşraf! sanki görmemiş pozlarında guymak yiyor, partiler ölü taklidi yapıyorlar, adaylar ahali darılır aman neyime diyor. “Dere kenarında suyu israf etmeme şiarını ortaya koyan bir geleneğin” mensubu olarak sadece ve sadece biz söylüyoruz. “Çame karşıtı”! olma mesuliyetini alalım. Umarız esere sosyal alanlarıyla, müştemilatıyla kentsel dokuda bir işlev kazandırılır. Bu kentin ve bu milletin tarihine karşı mesuliyetimiz bunu gerektirir. İhtiyaç olduğu yerde ibadethane yapılması en estetik ve güzel şekilde yapılmasını her zaman destekleriz. 
Kültür turizmi ve eko turizm harcanan onca kaynağa ve yapılan toplantılara, bol akçeli raporlara, projelere rağmen kavram tanım seviyesinde bile henüz bilinmiyor. Bilimsel olarak bir değer ifade etmiyorlar maalesef. Bu kadar büyük bir potansiyel daha özenli bir biçimde değerlendirilmeyi hak ediyor. Kitle turizmini anlatıyorlar marul, kuzu, alabalık, guymak, sarender, peştamal, kemençe hay huyu kültür sanıyorlar. Sorduğunda 5000 yıllık kent diyorlar. Detaya girmeyelim şimdi uyanık hacıyatmazlar siperde okuyup kendi fikirleri gibi etrafa satmaya başlarlar ki Trabzon bu profilin en mümbit olduğu bir yerdir. Karadeniz’in bu denli perspektif ve proje fakiri olmasında bölge üniversitelerinin kuruluş kanunlarında vazedilen bölgenin kültürel ve sosyal dokusunu araştırma, sorunlarını ortaya koyma, uygulama ve çözüm önerileri getirme konusundaki eksiklerini belirterek çuvaldızı kendimize, akademiye dokunduralım.
GENEL FOTOĞRAF
Şahsen tanımam ama Ortahisar Belediye Başkan Adayı Salih Akyüz’ün kültürel projeleri üzerinde ciddi bir çalışma ve katkı yapılırsa kente değer katacak nitelikte olduğunu ifade etmeliyim. Meslektaşımız Atakan Aksoy teknik dile ve projelere olan hakimiyetiyle Trabzon’un önüne ciddi bir perspektif koymuştur. 
Murat Zorluoğlu Bey kamu yönetimine olan hakimiyeti, liderlik vasfı,  Trabzon’dan uzakta olmasına rağmen sorunlar karşısındaki teorileştirme becerisi <ki mülki idaremizde çok az rastlanan> yaklaşımı, kucaklayıcı ve farklılıkların farkında olan diliyle uzun süredir alışık olmadığımız bir portre olarak temayüz etti. Bizim gibi siyasete, masa, nisa, kasaya mesafeli, eleştirel her türlü toplumsal ve siyasi iktidar yapısına karşı muhaliflerin bile “acaba ne diyor?” babından dikkatini çekmeyi başardı. Vatan Partisi adayı İnci Güngör Hanımın proje ve tahlilleri seçim sonrasında kim kazanırsa kazansın muhakkak surette bilimsel anlamda etüt edilip uygulanmaya değerdir.
Endüstri adası projesi taslak olarak iyi bir proje velakin bu alana bu kadar yüksek bir yatırımın hangi ekonomik gerekçeyle kim tarafından neden yapılacağı sorusu havada kalıyor. Daha önce hazırladığımız bilimsel, “özel” bir raporda meseleyi Kültür Bilimleri Akademisi olarak geniş bir bilim adamı grubuyla ele aldık. Bu bölgede Türkiye’de üretilmeyen ithal malları üretmek kaydıyla 5 yıl her türlü vergi muafiyeti tanınmalıdır. 4 bakanı yüksek bir siyasi gücü olan Trabzon bunu başarabilir. O zaman bir cazibesi olur. Singapur, Tayvan, Çin’de bunun benzeri başarılı olmuş uygulamalar vardır. Yerinde görme ve inceleme fırsatım oldu. Teknoparkla bütünleşmeli, bir ileri teknoloji arsenali olmalıdır. Nitelikli bir proje gerekçeli olarak uluslararası ölçütlere uygun olarak ortay konulursa Türkiye’ye örnek olacak bir modele ulaşılmış olur. Dışarıdan yatırımcı bulunabilir. Keşke bu alan Hopa Samsun demiryoluna entegre olarak Avrasya’ya, Vladivostok’a kadar devasa bir kıtaya Asya Pasifik ekonomik  alanına açılan kapı olabilse. Erzincan demiryolu takıntısından bir süre vazgeçilse. İnşallah  duyacak kulaklar olur. Bizim vazifemiz ortaya koymak, tarihe not düşmek. Umarız bunu da “eko turizm ve kültür turizmi”  işine dönüştürmezler.
***
Bu eleştiriler kesinlikle bir aday ve partiye dönük değerlendirilmesin bir genel fotoğraftır ve katkı yapmak amacıyla ifade ettik. Öğrenmek isteyen herkese ülke menfaatine anlatmak ahlaki sorumluluğumuz. Bilimin görevi, eleştirmek, yol göstermek, çözüm ortaya koymaktır. 
Bütün adaylara başarılar dilerim,  şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.