• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

YEŞİL YOL ÇIKMAZ YOLDUR

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Las Vegas’a ulaştığımızda sabahın ilk ışıkları kente düşmüştü… Hep filmlerde gördüğümüz o canlı ve etkileyici dünyanın içine düşmüştük. Çöl ortasında tesis edilmiş bir kumar merkezine insanları çeken unsurlar bizi fazlaca ilgilendirmiyordu. Çünkü cebimizdeki para Amerika’da sadece olabildiği kadar fazla yeri görmeye ve deneyim kazanmaya programlanmıştı. Kapitalizmin kurduğu tuzaklara düşmeyecek kadar bilinçliydik…
Sevgili arkadaşım doğasever Hayati Olgun ile 90’lı yılların başındaki 40 günlük canhıraş Amerika gezimizde sıra Las Vegas’ı keşfetmeye gelmişti. Kentte attığımız rutin bir gözlem turu ve atıştırmadan sonra, kent dışına doğru yürüyüş başlamıştı. Yol üzerinde sıradan, derme çatma bir çiftlik evinin önünde oturan yaşlıca bir adam ile selamlaşma faslından sonra koyu bir sohbete başlamıştık. Adam; bizim Faroz kahvehanelerinde oturan yaşlı amcalara birebir benziyordu.
Söylediklerini dün gibi hatırlıyorum. Bize; Vegas’ın eskiden ne kadar güzel ve doğal olduğunu, şimdi ise sahte ve yapay bir kandırmaca merkezi olduğunu, Vegas’ın eski halini ne kadar da özlediğini büyük bir samimiyetle anlatmıştı… Açıkçası hiç de beklemediğim bir çıkış göstermişti. Günümüzde bölgemizde yaşamakta olduğumuz çevre-turizm-ekonomi çelişkisini kapitalizmin göbeğinde birebir canlı tanığından Las Vegas için dinlemiştik.
“Yeşil Yol” konusunda Danıştay’dan çıkan yürütmenin iptali kararı üzerine, özellikle bölgemizde konu ile ilgili taraflarda bazı kafa karışıklıkları da ortaya çıkmıştır. Konunun özü şudur: TEMA Vakfı; halen bölgemizdeki 6 il için geçerli olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’na doğa üzerinde tahribata yol açacağı gerekçesi ile 2011 yılında iptal talebi ile dava açmıştır. Bu dava bilirkişi görüşü doğrultusunda; doğa koruma alanlarını, su havzalarını, tarım alanlarını korumadığı gerekçesi ile kabul edilmiş ve planın yürütülmesinin durdurulması kararı verilmiştir.
İşin diğer boyutu ise DOKAP tarafından yapılmış olan açıklamada yatmaktadır. Özetle DOKAP diyor ki: “Bölgede yeşil yol ile ilgili olarak yürütülmekte olan çalışmalar Çevre Düzeni Planı’na göre değil, Doğu Karadeniz Turizm Master Planı dâhilinde ve Büyükşehir belediyeleri ve İl Özel İdareleri tarafından yürütülmektedir. Dolayısıyla Danıştay’ın almış olduğu iptal kararı bu işin durdurulmasını gerektirmez”.
Kısacası yine kulağı uzaktan gösterme kurnazlığı ortaya çıkmıştır. Yani DOKAP tüm çevre direnişçilerine diyor ki; Danıştay’ın Çevre Düzeni Planı için almış olduğu iptal kararını Doğu Karadeniz Turizm Master Planı için de aldırmak için hukuk mücadelesini hemen başlatın. Nitekim öyle de olacak ve bu karar emsal gösterilerek hiç de “Yeşil Olmayan” o projeler için yeni davalar açılacak ve yol projelerine dur denilecektir.
Bunları yazarken aklıma Tonya Çevre Platformunun Tonya’da ve Çayırbağı’nda EMBA’ya karşı vermiş olduğu çimento fabrikası mücadelesi geldi… Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a yapılan birçok uyarıya ve bilgilendirmeye rağmen kendisi inatla şirketin yanında yer almaya ve çevre katliamına yol açacak olan çimento fabrikasını savunmaya devam etmişti. Çevre Bakanı; olması gereken yerde değil de çevrenin karşısında yer almıştı. Sonuçta geçtiğimiz günlerde o proje bir hukuk zaferi ile kesin olarak sona ermiş ve Tonya Livalobo eşsiz güzelliğini gelecek kuşaklar için saklamayı başarmıştı. O Bakanı şimdi hatırlayan var mı?  
Bu işlerin doğası böyledir. Tarih hep haklı olanı yazar. Çevreyi korumak bir inanç ve mücadele işidir. Bunu bölgemizin kararlı çevre militanları en iyi şekilde hukuk yolu içerisinde yapacaktır bundan eminim. Bütün mesele her yerel birimde yürütülecek olan bireysel hak arayışlarının bir araya gelerek bütünleşmesi ve “Tonya Çevre Platformu” örneğinde olduğu gibi yeni bir ortak mücadele birliğinin oluşturulmasıdır.
Bu bağlamda tekrar vurgulamamız gerekir ki; bölgemizin kalkınması, turizmin gelişmesi ve refahın artırılması herkesin idealidir. Bu hepimizin ortak paydasıdır. Ancak bu yapılırken doğal yaşam alanlarımızı bozmadan, tahrip etmeden; suyu, havayı, ormanı koruyarak gelecek kuşaklara aktaracak bir bilinçle davranmak zorundayız. Birincil amaç, birilerinin cebini parayla doldurmak değil, kamunun ve toplumun yararını korumak olmalıdır. “Vegas” gibi olmayı değil, Livalobo gibi kalmayı istiyoruz.     

ÜNİVERSİTELERİN DİSİPLİN YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞEN NE?
2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun disiplin ve ceza işleri ile ilgili 53.Maddesi (b) fıkrasında yer alan “Öğretim elemanları, memur ve diğer personelin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri, devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslara göre Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir" hükmünün “Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir” hükmü şeklinde değiştirilmesi üzerine; Anayasa Mahkemesi bu değişikliğin “…hangi fiillere..” ile başlayan ikinci cümlesini 14 Ocak 2015 tarihli kararı ile iptal etmiş ve bu değişikliğin R.G.’de yayınlanmış olduğu 7 Nisan 2015 tarihinden itibaren en geç 9 aylık süre içerisinde de yürürlüğe girmesi gerekmiştir.

Açıkçası AYM; YÖK’ün kendi bünyesinde halletmek istediği yasal olmayan ve akademik özerklik ile bağdaşmayan bir düzenlemeyi iptal ederek, konu ile ilgili durumlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nu referans göstermiştir. Ayrıca bu süreçte Danıştay İdari Davalar Kurulu tarafından konu ile ilgili olan bir başvuruya cevaben alınmış olan karar ile de 9 aylık süre beklenmeksizin halen yürüyen davalarda AYM’nin söz konusu kararının uygulanması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu durumda YÖK’ün mevcut disiplin yönetmeliğinin de belirli ölçüde yenilenmesi gereği doğmuştur.

Konuya tam olarak ısınamayanlar için biraz daha açık bir dille ifade edecek olursak; son dönemde iktidar tarafından çeşitli devlet kurumlarında başlatılmış olan temizlik operasyonunda sıra üniversitelere gelmiştir. Yani; halen yargı, polis teşkilatı ve diğer kurumlarda cemaat yapılanmasına karşı yürütülen mücadelenin üniversite ayağında da başlatılabilmesi için, 2547 Sayılı Kanunun engel teşkil eden hükmünün değiştirilmesi girişimi şimdilik boşa çıkmıştır. Ama işin bu kadarla kalmayacağını ve özellikle üniversitelerdeki rektörlük atamalarında “cemaat” faktörünün ilk sırada yer alacağını artık herkesin bilmesi lazımdır. İyi midir, kötü müdür ben de karar veremedim doğrusu. Hele herkes eteğinde taşları bir döksün bakalım. Şu kadarını da söyleyelim ki; çok canlar yanacak, bizim tuzumuz hep kuru kaldı…     

PROF. DR. AZİZ SANCAR’IN VERDİĞİ DERS
Sen ki; DNA onarımında çığır açtın, Nobel’de bizi dünyaya tanıttın, ne desek seni tarif edemeyiz. Dünyada bilim sana saygı duydu, açtığın yolda insanlık tarihinde yeni umutlara vesile oldun ve en önemlisi bu ülkeye tepeden tırnağa güzel bir ders verdin.

Hepsi bir yana şu Atatürk çıkışını yaptın ya… Anandan emdiğin süt sana helal olsun Sayın Prof. Dr. Aziz Sancar. O ödülü 19 Mayıs’ta Anıtkabir’de Atatürk’e sunacağım demen yanan yüreğimize su serpti. Ülkem adına geleceğe olan umudum arttı. Demek ki, bizler o eşsiz lidere boşuna inanmamışız. Demek ki, bu Cumhuriyet senin gibi bir değeri yetiştirecek kadar iyi bir şeymiş. Demek ki, aydınlık geleceğimizin yolu Atatürk’ün yol göstericiliğinden geçiyormuş. Bunu bize tekrar hatırlattın.

Programım uygun olursa 19 Mayıs’ta Anıtkabir’de seni karşılayıp, dünya tarihine geçecek olan o anı yaşayacağım. Ne mutlu bize ki sen varsın.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.