• BIST 116.535
  • Altın 162,411
  • Dolar 3,7791
  • Euro 4,6395
  • Trabzon 8 °C

YETER Kİ İNSAN BUL

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Michel Audiart, “Bizden başkalarında olan beceri ve yeteneğe şans deriz”

diyor.

Biz Türkler de bizden yetişen yetenekleri hep görmezden geliriz. Onları kendi ellerimizle başka diyarlara göndeririz. Sonra da başarılarını dışarıdan izleriz. Bizde yaratacağı mucizeleri elin memleketinde yaşatırken, bizlere de maalesef avuntu olarak sadece “0 Türk” sözü kalır.

Denemek, yeniden başlamak, cesaret, özgüven, girişim, zekâ gibi kelimeler yan yana gelince hangi kelimenin açılımı olur.

Yetenek olabilir mi? Evet ta kendisi.

Bizden kâşifler çıkmıyor.

Acaba neden?

Nitelikli çevre şartlarının olmaması olabilir mi?

Bizden başarılı insan da çıkmıyor.

Bu da ustaların azalması, dâhilerin son bulması hatta kendini güncelleme verilerine sahip olamamak olabilir mi?

Sorunun parçası olan çok insan var ama çözümün parçası olan neredeyse hiç yok.

Şimdi sizlere bazı isimler sayacağım. Ve biliyorum bunlar kim diyeceksiniz?

Yasemin Zengin: Burdur’da yeterli antrenman sahası olmadığı için oturduğu köyde antrenman yapan ve dağ koşusunda dünya şampiyonu olan 18 yaşında bir genç kız.

Fatmagül Gökçe: Sinop’ta ilkokul öğrencisi; Savaş karşıtı yaptığı bir karikatürle dünya birincisi oldu.

Deniz Akarslan: 16 yaşında. Youth Amerika Grand Prix Klasik Bale yarışmasında birinci oldu.

Mert Açıkel: 11 yaşında Almanya’da yaşıyor. Mert üstün zekâsı sebebiyle Berlin Teknik Üniversitesinde eğitim görüyor. Hatta NASA 2030 yılında Mars’a yapacağı sefere Mert’i de götürecek.

İlayda Şamilgil: TÜBİTAK’ın düzenlediği yarışmada her nedense dereceye giremedi ama aynı proje ile dünya birincisi oldu. NASA’ya alındı.

Prof. Dr. Engin Arık: Bir toryum rezervi keşfetti. Madenin değeri trilyonlarca varil petrole eş değerde bir enerji kaynağıydı. Yani Türkiye’nin iç ve dış borçlarına nefes aldıracak bir maden. Fakat 30 Kasım 2007’de ekibiyle beraber Isparta’ya giden uçaktaydı ve uçak düştü. Tüm ekip öldü. Rahmetle anıyorum.

Evet ve daha niceleri. İsimlerini hatırlayamadıklarımdan çok özür diliyorum. Ama onlara minnettar olduğumu da iletmek istiyorum.

Biz elimizdekileri kazanmayı değil, kaybetmeyi daha iyi becerebildik.

Konfüçyüs, “Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, Bir insan seni değiştirebilir. Yeter ki insan bul” der.

Biz insanlarımızı yavaş yavaş kaybediyoruz.

İnsanlığımızı ise çoktan kaybetmiştik.

Biz aydınlıktan hep korktuk.

Oysa karanlıklardır asıl korkulması gereken.

Karanlık bir şey görememektir.

Bizler kendi ışıklarımızı hep söndürdük.

Saint Joseph Eğitim Vakfı öğrencilerinden Cem Şenol, Selim Alberi Hocaları Thami Elboukhari ve Işın Türüng danışmanlığında Fizik Projesi dalında dünya birincisi oldu.

Biz bu haberleri de okumuyoruz.

Çünkü yazan yok.

Çünkü basının işi başka.

Felakete odaklanmış bir toplum yani çaresiz, kararsız, demagoji yapan, sahte kahramanlarla uğraşan bir toplum başarıları göremez.

Batı toplumu ile doğu toplumu arasındaki en büyük fark batının iyi yaptığı şeyleri sürekli ortaya çıkarması yaptıklarını anlatması, doğunun ise sürekli yapamadıklarından dert yanmasıdır.

Bu süreç bir zaman sonra sürekli başarısızlığı konuşan bir toplum yapısı oluşturur.

En belirgin özelliği de biz Türkleriz.

Biz farklı yeteneklere sahip, farklı amaçların peşinde koşanları anlayıp hiç değerlendiremedik.

Yazık bize...

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.