• BIST 108.489
  • Altın 151,165
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 16 °C

YETMEDİ

Ö. Faruk Altuntaş

Sayısını unuttuğumuz paketlerden bir tanesi daha açıklandı. Özel bir konjonktürde açıklanana “Demokrasi paketi”, içerisinde çok sayıda olumlu değişiklik olmasına rağmen beklentileri karşılamadı. Tek kelimeyle ifade edecek olursak: Yetmedi.

         21 maddeden oluşan paketin içeriği, herhangi bir zamanda açıklansaydı, kuşku yok ki çok olumlu karşılanacaktı. Hem içerik olarak, hem de tarz olarak bu denli eleştiri almayacaktı. Ancak, içinde bulunulan özel bir dönem olarak Barış/Çözüm sürecinde açıklanan Paket, içerdiklerinden çok dışarıda bıraktıkları ile tartışılıyor oldu.

         Kuşku yok ki eleştirilerin ağırlığı, “Paketin” hazırlanış tarzı ile de ilgili. İlgili tarafların katkısı alınarak ve paylaşılarak değil de “Ferman” gibi tek taraflı olarak hazırlanan ve topluma bir tür “lütfedilen” paket, hazırlanış tarzı olarak da eleştirileri üzerine çekiyor.

Demokratik esasların tersine, muhalefetin katılmasının değil de, özellikle süreçten dışlanmanın yeğlenmesi, halkın ihtiyaçlarının değil, AKP’nin ihtiyaçlarının önemsendiğini gösteriyor. Umutların “2023 vizyonu”na bağlanması, AKP’nin izlenmesinin ve güncellenmesinin taktik olarak benimsendiğini gösteriyor.

                                          ***

         İçinde bulunulan sürecin esaslı noktalarını pas geçen Paket, daha çok sembolik değişikliklerle günü kurtarmaya yöneldi. Bu durumun önceden tahmin edilmesi nedeniyle, Başbakan Erdoğan’ın bir saatlik açıklamasının 39 dakikası “giriş” olarak halkı ikna etmeye, 21 dakikası ise paketin kendisine yani içeriğin ne olduğunun anlatımına ayrıldı.

         Sürecin esaslı noktaları hakkında paketin suskunluğu oldukça dikkat çekici. Kürtlerin ana dilde eğitimi konusunda beklenen açıklama yok. Özel okullarda ana dilde eğitime olanak tanınması kuşkusuz çok önemli bir değişiklik. Ancak, devlet okulları için konuya değinilmemesi hayal kırıklığı yaratmış gibi.

         Seçim barajlarını kaldırmak yerine, daha az oyla daha çok vekil çıkarmanın ifadesi değişiklikleri öne sürmesi, insanlara utançla karışık duygular verdi.

         Alevi sorununa değinilmemiş olması, Cem evlerinin statüsünün belirlenmemiş olması herkeste hayal kırıklığı yarattı.

         KCK tutukluları, bir tür rehin olarak devletin elinde kalmaya devam ediyor. Eline silah almamış, şiddetle herhangi bir ilişiği bulunmayan binlerce BDP’li parti yöneticisi, belediye ya da il özel idaresi meclis üyesinin tutukluluğu devam ediyor.

         Demokratik mücadele açısından son derece belirleyici olan, bir toplumun demokratik olup olmadığının müşiri durumundaki Terörle Mücadele Yasası ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nda ciddi sayılabilecek bir değişiklik öngörülmemesi, şaşkınlığın yanı sıra öfke yarattı.

Dağdan inişleri özendirecek / düzenleyecek bir öngörüye yer verilmedi.

         Demokratizmin bir diğer göstergesi ve toplumun kendi kendini yönetmesinin ifadesi olan yerel yönetimlerin güçlendirilmesinde AB standartlarını ifade eden, AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı imzalanırken konulan çekincelerin kaldırılmasına ilişkin bir irade açıklanmadı.

         Kısacası geleceği etkileyen önemli konularda beklentiler karşılanmadı.

                                                         ***

         Belki “Dağ fare doğurmadı”, ancak yapılan değişikliklerin kapsamı, zaten fiili olarak aşılmış, uygulanmakta olan konuların resmi onayları ile sınırlı kaldı. Özel okullarda yerel dillerle eğitimin önünün açılması gibi önemli tercihler olsa da daha çok sembolik değişikliklerle yetinildi.

         Farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda yapılabilmesi; köy isimlerinin değiştirilebilmesi; başörtüsü yasağının kalkması ve kamuda kılık kıyafete ilişkin serbesti öngörülmesi; klavye özgürlüğü olarak ifade edilen ve bir komiklikten başka bir şey olmayan Q, W, X harflerinin kullanımlarına ilişkin yasağın kalkması; Partilerdeki “Eşbaşkanlık” uygulamasının yasallaşması; Nevşehir’deki üniversiteye Hacı Bektaş Veli isminin verilmesi… ve bu anlamdaki değişiklikler kuşkusuz olumlu adımlar. Ancak hastalığı iyi etmeyen, rahmetli Erbakan’ın ifadesi ile “pansuman tedbirler” dahi sayılamayacak türden, yaşam içinde zaten fiilen aşılmış değişiklikler.

 Bu sembolik değişikliklerle yetinilip zamana oynanması, esasa değil taktiğe önem verildiğini, fukaraya ekmek yerine “umut” dağıtılmaya devam edildiğini gösteriyor.

                

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.