• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Trabzon 10 °C

Yıllar sonra Mehmet Ali Yılmaz ile sohbet!

Yer KULAK

  Trabzonspor onursal başkanı ve eski başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz ile gazetemiz sahibi Hasan Kurt, yıllar öncesinden tanışır. Yılmaz, Trabzonspor başkan adayı olduğunda ve başkan seçildiğinde ilk röportajı Kurt’a vermişti. Kurt, uzun bir süredir Mehmet Ali Yılmaz ile görüşmemişti.
Hasan Kurt, dün yerel gazetelerin 12 sayfaya indirilmesi konusunda görüşünü almak için Mehmet Ali Yılmaz’ı aradı.
51e76ec2-17c1-48ef-9b7c-e5f58d0983cc.jpg  Telefon bir süre çaldı. Bakan olmayınca Kurt telefonu kapattı. Aradan bir iki dakika geçti geçmedi, Mehmet Ali Yılmaz, Kurt’a döndü.
Karşılıklı hal hatır sorma faslından sonra Yılmaz, ‘Hasan, Trabzon’da bu işte senden eskisi yok. Sen hem gazetecisin hem patronsun. Orada olup bitenlerden haberim var’ dedi. Karadeniz Gazetesi’nde önceleri çalışan ve ekmeğini yiyen birilerine sitem etti. Sonra, ‘Senin haricinde o gazetelerin nasıl ayakta durduğunu da biliyorum’ mealinden sözler söyledi.
Hasan Kurt, ‘Sayın Başkan sizi aramamın nedeni bu kriz döneminde, gazetelerin sayfa sayısını 16’dan 12’ye indirmek. Bu hamle gazetelerin giderlerinin dörtte bir oranında azalması demek. Gazeteler 12 sayfaya indiğinde, bugün ne kadar resmi ilan alıyorsa yarın da aynısını alacaklar. Diğer üç gazete patronu ile görüştüm. Karadeniz Gazetesi kabul ederse bizde ederiz, dediler. Karadeniz Gazetesi, 12 sayfaya düştüğünde değerinden hiçbir şey kaybetmez, Karadeniz Gazetesi öncüdür, lokomotiftir, ayrıca gazetenin internet sitesi de etkili. Zaten iş, internete gidiyor. Başkan, ayrıca şu anda Trabzon’da ekonomik nedenlerle gazete kapama olayı yaşanmaz. Neden yaşanmayacağını sizde bilirsiniz. Burada en zayıf halka Hasan Kurt’un Kuzey Ekspres Gazetesini görüyorlar. Ama size net olarak söyleyeyim ki, Hasan Kurt ölmedikten sonra gazetesi kapanmaz. Gazetelerin sayfa sayısının 12’ye düşürülmesi için sizden destek bekliyorum’ dedi.  

Mehmet Ali Yılmaz, Kurt’un teklifini ret etmedi ve ‘Hasan, bu konuyu önümüzdeki hafta detaylı konuşalım’ dedi.
Yılmaz ile Kurt’un telefondaki sohbetinde Trabzon medyası da masaya yatırıldı. Trabzon medyasında önümüzdeki günlerde ilginç gelişmeler olabilir!
 

                                                   *******
    Depremde kayıp sayısını gizleyen, savaşta kayıp asker sayısını gizleyen, vakıflardaki çocuk tecavüzlerini gizleyen ve bu konularda halka gerçekleri duyurmak isteyenleri doğduğuna pişman eden, hapse atan bir devletin virüs gibi önemli bir konuda doğruları söyleyeceğine inanmak elbette aptallık olacaktır. Çernobil çok uzağımızda değil. O zaman kandıranlar, önlem almayanların sayesinde Türkiye’de kanser patladı. 238b85ee-96e2-493f-a0eb-967accac9a0f.jpgŞimdi de aynı şeyler yaşanıyor. İlk başta Türkiye’de ne de olsa Müslüman ve Türk olduğumuz için bize bulaşamayacağı gevşekliği ve gerizekalılığının ardından, IMF’nin yardım paketi açıklamasıyla devlet kafasını kumdan kaldırdı ama gene de doğrular aktarılmıyor. En başta “güçlü devlet güçlü reyiz” havasını ve imajını aslında “Türk’ün Türk’e propagandası” dışında hiçbir önemi olmayan bir şekilde ayakta tutmaya çalışanlar toplumun sağlığını zerre düşünmediler. Türkiye’yi izliyorum ve vakaların ve ölümlerin birkaç gün içinde çok büyük bir hızla katlanacağını görüyorum. Herkes kendi önlemini alsın. Devlet olan biteni her zamanki gibi örtbas etmeye çalışıyor.
   Şu an Almanya’da vaka sayısı artsa da ölüm oranları en düşük seviyede. Müdahale hızını ve olanaklarını artırıyorlar. Beğenin beğenmeyin, Merkel çıktı evirmeden çevirmeden yaşanılan salgının ne denli ciddi olduğunu açıkladı ve acaba imajımız sarsılır mı diye düşünmedi. Topluma maddi manevi yanlarında olacakları sözünü verdi. Kirasını ödeyemeyenlerin bu yüzden evden atılmalarını altı ay yasakladılar. Ayrılan para oldukça yüksek de bize ne kadar yarayacak onu göreceğiz. Alman devletini hükümetini bu konuda şu ana kadar açık ve güven verici gördüm. İmaj ve reyiz gibi bir sıkıntıları yok. Hıristiyan ya da Alman olduklarından dolayı virüsün onlara bulaşamayacağı gibi dangalakça bir paranoyaları yok. Robert Koch Enstitüsü ne diyorsa devlet için de o. Merkel bu enstitünün kendisinden çok daha önemli olduğunun bilincinde. Korunmada dine imana kiliseye hurafeye değil tümüyle bilime öncelik veriliyor.
(Sinan Öztürk- Almanya)
 
                                                       *******
 
  II. Dünya Savaşında Naziler, Rus, Amerikan ve İngiliz kuvvetlerine karşı yenilmişlerdi. Sadece Almanya'yı değil bütün Avrupa'yı hatta yerkürenin bütün Batı kısmını işgal ettiler. a724d78c-f86e-462a-a66f-99e7019e162f.jpgAdolf Hitler öldü ama onun ruhu Amerikan rüyasında hep yaşadı. Nazilerin balistik füze deneylerindeki askeri tecrübeler bugünkü NASA'nın temelini oluşturdu. Nazilerin ünlü bir doktoru vardı; Josef Mengele! (Meraklıları için Nazi Avcıları'nı izlemenizi öneririm.) Binlerce Yahudinin üzerinde ölümcül deneyler yapmış bir ruh hastasıydı. Onun yaptığı deneyleri daha sonra Rus bilim adamları laboratuarlarda denediler. Bizdeki komünistler işin bu kısmından bahsedilmesinden pek haz etmezler. İşte modern tıp dediğimiz olgu Asya'daki Afyon Savaşları, II. Dünya Savaşı esnasındaki korkunç deneyler, Rusların laboratuarlarda yaptığı bir dizi karanlık deneyler ve de Roche, Bayer gibi dünya çapında üne sahip ilaç firmalarının Afrika'da, Ortadoğu'da, Latin Amerika'daki halkları yeni geliştirdikleri ilaçlar için kobay olarak kullanmasıyla şekillenmiştir. İşte bu karanlık ruh dünyadaki sağlık sisteminin arkasında konuşlanmış ve tek amacı para ve güç olan korkunç bir ruhtur. Görünürde Avrupa'daki nüfus fazla yaşlı olduğundan sigorta sistemlerini iflasın eşiğine getirmiştir. Bu nüfusun tıbbi yöntemlerle bir şekilde ex edilmesi ve sigorta sistemlerine nefes aldırmak gerekmektedir. Farkındaysanız coronavirüsle ex olanların çoğu da yaşlı insanlardır. Yani yaşlı hastalar zaten ölmek üzeredirler. Coronavirüs de onların ölümünü hızlandıran dolayısıyla acısını azaltan tamamlayıcı bir virüstür!!
                                                                                                    (Metin Kondel)
                                                        *******
 

    Büyük bir senaryonun dev bir kadronun irili ufaklı oyuncularıyız hepimiz... Sürekli bilinçli bilinçsiz bir yerlerden sıkılan korku spreyleri ile tüm dünyada insanlar dükkanları, sınırları kapayıp, plazaları, AVM’leri terk edip evlerine kapandı.
0da178a0-9f20-48d5-a4e8-d020e2768011.jpgKorku filmi gibi her gece ölü ve vaka sayısı dinletiliyor.
TV’lerde bir yandan sizi sürece alıştıran diziler, filmler, an itibariyle survivour programı, madmax filmleri ile psikolojik yüklemeler, muthiş bir bilgi dezenfarmosyunu, bir yandan da pansumanda olsa sosyal medyada ağlanacak halimize güldüren espriler...
Peki.
Ne kadar, nereye kadar?

Yeni dünya düzeninin psikolojik olarak ön kabul ve içselleştirilmesinin hücrelerinizin en derinine işlemesine kadar tabi.
Dedektifler, müfettişler, haberciler bir olayın müsebbibini bulmak için nereye bakar; filmin en sonunda kimin en karlı çıkacağına?
Peki bu film sonunda sizce kim/kimler/ülke/ülkeler karlı çıkabilir bir düşünelim bakalım?
Bu kadar kurbanı olan senaryonun sonunda bir kazananı/kazananları muhakkak olmalı.
Yeni düzende kime hizmet veriyor olacağız?
Sizce?
(İlham Süheyl)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.