• BIST 108.869
  • Altın 271,535
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • Trabzon 8 °C

YİNE EĞİTİM ÜZERİNE SÖZ SÖYLEYELİM

Rasim EFENDİOĞLU

BU KONUDA ÇOK SÖZ SÖYLENDİ ANCAK YİNE KONU KARANLIK

Eğitim yılı bitti sınav dönemleri de bitti, bu günler TERCİH günleri. Sınav sonuçlarına göre neyi nasıl niçin tercih edelim. Dershaneler tercih bürosu kuruyor, okullar rehberler görevlendiriyor. Belediyeler, evet belediyeler kendi işlerini çok iyi beceriyor ya onlar da tercih bürosu kuruyor, rehberler belirliyorlar. Eh artık öğrencilerin işi kolay birçok yardımcıları var, öyle mi? Bilmem bir gözlem yapın bir soruşturun nasıl rehberlik yapılıyor yararlı olunuyor mu? Sonuca bakarsak hiç de öyle değil. Öğrenci şaşırıp kalıyor ortada. Öyle mi böyle mi?

Sınavlar neyi belirliyor? Puan durumu. Hangi mesleği kim tercih etmeli, kim hangi alanda daha başarılı ve mutlu olur? Sınavlar bunu belirliyor mu? Çok yüksek puan alanlar en çok para kazandıran en kolay işe girilen yerlere tercih yaptırıyor. Doktor, mühendis, avukat... En popüler meslekler en çok tercih edilen meslekler. Şu soruyu soralım... En yüksek puanı alan öğrenci bu mesleklerin hepsinde başarılı olur mu? Tıp doktoru… Özel bir ilgi ve yetenek gerektiren bir meslek. Çok yüksek puan almış ancak hiç de bu mesleğe yatkın olmayan bir öğrenci çevre baskısı ile bu mesleği tercih eder. Başarılı olur mu? Siz bakın yanınıza yörenize gerçek böyle mi? Yo hayır... Okulunu bitiren her öğrenci diplomasındaki mesleği severek yapmaz, hatta hiç yapmaz diploması öylesine durur kitaplarının arasında.

Bu sınavlar tercih yapmayı tam belirleyecek sınavlar değildir. Tercihler daha değişik seçme ve değerlendirmelere göre yapılmalı. Her yüksek puanlı doktor olmaz, mühendis olmaz.

YİNE EĞİTİMİN NE OLDUĞUNA BAKALIM

“Aman sende, bu konuda ağzı olan konuşuyor sen de konuş” diyorsunuz. Herkes konuşuyor da hala eğitimin ne olduğu belli değil. EĞİTİM, eğmek bükmek istediği biçimi vermek. Anlamı bu. TERBİYE de diyoruz. Peki, biz bizim sisteme bakalım eğitim sistemimiz ne yapıyor. Evet, eğiyor, büküyor da kişinin kendine göre değil eğen bükene göre insan yetiştirmek istiyor. Benim gibi düşün, benim gibi davran, benim istediğimi söyle yaz. Oysa ilk insandan günümüze eğitimin gerçek anlamı kişiye, insana önce kendisini tanıtmak, sonra yanını yöresini tanıtmak ve yaşamı öğretmek. Başarılı ve mutlu yaşamak. Senin gücün bu, özelliklerin bu, bunları yapabilirsin ona göre yetişmesine yardımcı ol ve topluma sal.

Salt bizim eğitimimiz değil, belki dünyanın birçok ülkesinde eğitim böyle. Çok gelişmiş özgür ülkeler bu tanıma uygun eğitim yapar da geri kalmış ülkeler baştaki egemenlerin istediği biçimde insan yetiştirir. Böylece bu en değerli kaynak heba olur, insanlar başarısız ve mutsuz ve ülke geri kalmış olur.

İnsan bu; en değerli varlık, ülkenin en kıymetli hazinesi. Bunu çok iyi değerlendirmeli. Günümüzde teknik de iletişim de teknoloji de gelişmiş, insanı insan olarak yetiştirmeli. Doğru düşün iyi düşün...  Hayır, benim gibi düşünme, düşünmen gerektiği gibi düşün. İşte eğitim bu.

OKUL REKLAMLARI, ÜNİVERSİTE REKLAMLARI ARTTI

Basılı yayın organlarında ve görsel yayın organlarında okul reklamları çok arttı. Eskiden çok azdı. Neden? Çünkü her taraf özel okul doldu. Her ilde birkaç üniversite, ilçelerde fakülteler. Niçin açıldı, çalışma alanları belli mi? O ilin halkının büyük çoğunluğu “Bizim çocuk buraya kolay girer” diye seviniyor. Kimi yurttaşlar olaya ekonomik yönden bakıyor, kiralık evler doluyor, lokantalar doluyor, az da olsa alış veriş var. Çağdaş bilimsel düşünceye göre okullardan bunlar mı beklenir.

Özel üniversitelerin adı var ya VAKIF ÜNİVERSİTELERİ... Neden vakıf? Oysa resmen sahipleri var, ortakları var. Vakıf bizim kültürde kar amaçlı değil hayır amaçlı ya. İşte bu ad hilesi bundan. Yani biz kar amaçlı değiliz, biz ülkeye hizmet için, ulusa insanlığa hizmet için çalışıyoruz. İnandık mı? İster inanın ister inanmayın böyle diyoruz. Vakıf üniversitesiyiz. Vesselam...

Okul reklamları niye? Bunca gösterişe, bunca görkeme karşı okulların kontenjanı dolmuyor. Parlak reklamlarla müşteri çekelim. Öğrenci müşteri mi? Hani eczanenin hastası hasta mı müşteri mi? İşte biz de okula öğrenci çağırıyoruz, müşteri değil. Değerlendirmeyi siz yapın. Okullar arası rekabet de var. Nasıl daha çok öğrenci çekeriz. Şimdi burada isterseniz bir duralım. Okullara tercih puana göre mi cüzdana göre mi? Kimi üniversiteler yüksek puanlı öğrencileri burslu alıyor. Yani ayni sınıfta çok yüksek puanlı öğrenci de var, çok şişkin cüzdanlı öğrenci de var. Görüyor musunuz eğitim ne duruma geliyor...

EĞİTİM OLAYINA BİRAZ DAHA YAKINDAN BAKALIM

Eğitim çok yönlü. Özel yetenekliler var, özel ilgi alanları olanlar var, onlar da eğitilecek. Resim-müzik beden eğitimi ve sözel anlatım, yani edebiyat. Bu alanlarda yetenekli olanlar da eğitilecek. Nasıl? Sınav sonuçlarına göre elbette olmaz. Özel yetenek sınavları gerekli. Bunlar nasıl olacak? Onların da özelleri var. Yine işin içine cüzdan giriyor. Yani sözün kısası eğitim devletin işi olmalı. Çünkü çok yetenekli ancak cüzdansızlar var onların elinden devlet tutacak. Ülkenin zenginlik kaynakları salt petrol, krom, altın, bakır değil İNSANDIR İNSAN…

İnsanı çok ucuz harcamayalım, satmayalım, pazarlamayalım, insana sahip çıkalım. Eğitimi iyi anlayalım. Sınavlar tercihler insan seçmeye yetmez. İnsana daha derinden bakalım, insanı iyi tanıyalım.

SEVGİLİ ÖĞRENCİLER ÇOK PARA KAZANAN MESLEKLERİ DEĞİL İLGİ VE YETENEĞİNİZE GÖRE MESLEKLERİ TERCİH EDİN. Sayın öğretmenler ve veliler çocuklarınıza bu gözle bakın. 

                              

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.