• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Trabzon 21 °C

YÖK Başkanı Uyuyor Mu?

Yer KULAK

   ‘KTÜ Rektör Baykal’ın aile şirketi mi?’ başlıklı haberimiz ülke genelinde ses getirdi. KTÜ ve Trabzon Üniversitesi’nden arayan çok sayıda öğretim üyesi ise, ‘az bile yazdınız’ dedi. Kimileri de, ‘YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç uyuyor mu? Olan bitenden haberi yok mu?’ diye de eleştiri getirdi.
    Türkiye genelinde 200’e yakın devlet, vakıf ve özel üniversite var. YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç’ın bu üniversitelerde olup bitenleri bilme şansı çok az. 
YÖK Başkanı Saraç, KTÜ rektörünün 6 yakınını ve yardımcısı Prof.Dr. Halil İbrahim Okumuş’un kızı Hatice Okumuş’un 33-A ile elektrik bölümüne atanmalarını veya Volkan Gangal’ın sınavı asil olarak kazanmasına rağmen alınmamasını, Ümit Özsandıkçıoğlu’nın 50-D kadrosunda iken rektörlük uzmanlık kadrosunu kazanmasına rağmen rektörlük muvaffakiyeti alamadığını, bir başkasının TÜBİTAK’ı kazanmasına rağmen adım atamadığını ve daha çok sayıda benzer olayları nereden bilecek?  KTÜ’de bir de Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi ile ilgili şikayetler var. 
yok-bsaskani.jpgKTÜ’den birileri rektör beyin üniversiteye yabancı heyetler geldiğinde hastalık bahanesi ile makama gelmediğini iddia ediyor. Baykal’ın makama gelmemesinin nedeni de yabancı dil bilmemesiymiş. KTÜ’de veya Trabzon Üniversitesi’ndeki öğretim üyelerinin önemli bir kesimi yabancı dil bilmiyor. Rektör beyin yabancı dil bilmemesi, akademik bir olaydır. Rektör Baykal’ı bu konuda eleştirmiyoruz. 
Trabzon Üniversitesi Rektörü İlahiyat Profesörü Emin Aşıkkutlu’nun da, bu yeni üniversitede boş durmadığı ve yeni açılan kadroları siyaseten ve torpilli kişilere dağıttığı söyleniyor. Bu konuda elimizde net belge bilgi olmadığı için bir şey söyleyemeyeceğiz. 
Gazeteci, aynı zamanda kamu adına görev yapar. Bizim yaptığımız haber verme ve bilgilendirmedir. Memlekette olup bitenleri halka ve ilgililere duyurmadır. 

Ünal Karaman, Hangi Yazarın Kitaplarını Aldı?

   unal-poca-(1).jpg Trabzonspor teknik direktörü Ünal Karaman geçenlerde RA kitabevinde, son dönemlerde en fazla okunan Trabzonlu bir yazarın tüm eserlerini istetti. 
Trabzonlu yazar Harun Çelik, bir süre önce Ünal Karaman’a, ‘Hocam, size bir roman gönderiyorum. Zamanınız olursa bir göz atın’ der ve Trabzon Akçaabat Ahandalı ünlü yazar Hasan İzzettin Dinamo’nun ‘Savaş ve Açlar’ adlı romanını Ünal Hocaya gönderir.
unal-poca-(2).jpgÜnal Hoca, Dinamo’nun ‘Savaş ve Açlar’ adlı romanını bir gecede okur ve ertesi gün Harun Çelik’i arar… ‘Harun Hocam, çok duygulandım, beni farklı dünyalara götürdü. Bana Hasan İzzettin Dinamo’nun diğer eserlerinin listesini atar mısın?’ der. Çelik, listeyi gönderir. Hoca da ertesi gün RA kitabevinin patronu İbrahim’i arar ve kitapları istetir. İbrahim de kitapları koli yapar ve tesislere gönderir. 

Hasan İzzettin Dinamo kimdir?
  1909'da Trabzon Akçaabat'ın Ahanda Köyü'nde doğdu. 20 Haziran 1989'da İstanbul'da yaşamını yitirdi. Babasının 1. Dünya Savaşı'nda şehit düşmesi üzerine Darüleytam'a yerleştirildi. 17 yaşına kadar orada kaldı. Sivas Öğretmen Okulu'nu bitirdi. Malatya ve Adıyaman'da iki yıl öğretmenlik yaptı.unal-poca-(3).jpg Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'ne girdi. Ama son sınıfta yasadışı siyasi eylemlere katılmakla suçlanıp tutuklandı ve 4 yıla hüküm giydi. Üniversite eğitimini tamamlayamadı. Cezaevinden çıktıktan sonra askerlik hizmetini yaparken bu kez "Yeni Edebiyat" dergisinde yayınlanan şiirleri nedeniyle suçlandı. Sıkıyönetim mahkemesince 1 yıl hapse mahkum edildi. 1950'den sonra fotoğrafçılık yaptı. Takma isimlerle görgü ve çocuk kitapları yazdı. 6-7 Eylül olaylarının ardından bir kez daha tutuklandı. 6 ay cezaevinde kaldı ve "suçsuz" bulunup salıverildi. Çeviriler yapıp özel dersler vererek hayatını kazandı.
   İlk şiiri 1925 yılında Giresun'da çıkan "İzler" dergisinde yayımlandı. Ardından Servet-i Fünun ve Sivas'ta yayınlanan "Adım" dergisi şiirlerini yayınladı. İlk şiir ve düzyazılarından bir kısmını, iki arkadaşıyla birlikte Adsız Kitap isimli kitapta derledi. Başlangıçta hece ölçüsüyle şiirler yazdı. Daha sonra serbest vezne yöneldi. İlk şiirlerinde Faruk Nafiz Çamlıbel, sonrakilerde Nâzım Hikmet etkisi görülür. Şiirlerinde zengin bir çağrışım düzeniyle doğayı ve yaşamın çeşitli kesitlerini vermeyi, bir yandan da toplumsal gerçeği kavramak ister. Şiirlerini uzun bir süre kitaplaştırmadı. İlk şiir kitabı "Deniz Feneri" 1937'de basıldı.
Hasan İzzettin Dinamo’nun 9 şiir kitabı var.
Romanları ise şunlar: Kutsal İsyan (sekiz cilt) Ateş Yılları, Savaş ve Açlar,  Kutsal Barış (7 cilt), Öksüz Musa, Musa'nın Mapushanesi, Koyun Baba, Musa'nın Gecekondusu, Açlık, Türk Kelebeği, Adalet Sıtması, Anadolu'da Bir Yunan Askeri 
ÖYKÜ: Savaşta Çocuklar (
ANI: 6-7 Eylül Kasırgası, 2. Dünya Savaşı'ndan Edebiyat Anıları, TKP ve Aydınlar
ÖDÜLLERİ 1977 Orhan Kemal Roman Armağanı, Kutsal Barış ile

                                             ****************

  Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. İnsanların çoğu var oluyorlar, hepsi bu. Oscar Wilde…
  Bir bilebilsek yaşamanın ne olduğunu her şey çok güzel olacak. Bize sadece hayatı din açısından değerlendirmek öğretildi. Var olmak zorunluluk kabul ettirildi. Yaşamak doya doya severek tadına vararak yaşamak günah ayıp yasaklarla donatıldı. En iyi yaşamak yoktu, sadece var olmak, üreyerek varlığını devam ettirmek sonunda kalabalık bir cenaze töreniyle “yaşamaya” uğurlanmak bütün amacımız oldu.
Tek zevk cinsellik, karşı cinse yaklaşım, yemek ve doymak üzerine bir dünya oluşturdu Müslümanlar. Bunun için kadını gizledik, örttük, sakladık. Amacımız kadını korumak değildi. Erkeğin cinselliğini korumak, kadını üremeye hazır halde tutmaktı. Kadın örtünmeliydi çünkü erkeği günaha sokuyordu, kadın sesi duyulmamalıydı çünkü cinselliğe çağrıydı. Evden çıkmamalıydı çünkü erkek istediğinde onunla yatmalıydı. Bu kafalarla kadına şiddet, cins ayrılığı ve erkek üstünlüğü önlenebilir mi?
  İslam alemi sadece var olmaya devam etmek zorunda, yaşamak haram Müslümanlara.
Onlar sadece var olmak zorunda. Çünkü Müslümanların gözünde dünyada yaşamak yok. Dünya üretme ve üreme çiftliği olarak var. Bunları yapıp ötelerde şaraplar, ipekler, huriler, envai çeşit yiyecekler içinde yaşayacaklarını kabul ediyorlar. Hüzün verici ama böyle! 
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

 

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.