• BIST 101.930
  • Altın 272,993
  • Dolar 5,6655
  • Euro 6,2669
  • Trabzon 24 °C

YOL ARKADAŞI

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

  Zaman öyle de geçiyor. Hayat Böyle de bitiyor. Umut cennette mi?
Kadriye ve Hüsniye aynı gün ikindi namazına müteakip defnedilecekti. Hayatta hiç karşılaşmışlar mı bilinmez? 

  Belki bir otobüs, alış-veriş merkezi, pazar, sokak ya da bir düğünde kim bilir! Bilinmez ama ikisi de aynı gün İlahiyat caminde kılınan cenaze namazında yol arkadaşı oluverdiler…
İkisine de ALLAH’tan rahmet diliyorum. 
Hüsniye Teyze babamın dayısının kızı; Annemin gençliğine dair terzisi. Onun gibi kimse güzel elbiseler dikemez. Hayatı hep elinde olana sevinip, çocukları için olmayana dair çalışmayla geçti.
Bir makas, iplik, dikiş makinesi ve kumaş onun hayatının olmazlarıydı.
Taş üstüne taş koyup inşa etmesi gerekenleri hep yaptı.
Güler yüzlü, güzel sözlü, sevecen bir kadındı Hüsniye Teyze.
Küçük kız kardeşi Havva’nın bir telefonu ile onu da görebilmek özlemiyle lahana yemeği yaptı. Mısır ekmeği yaptı.  Şimdi kim yapacak o lahana yemeğini?
Kadriye Teyzeyi tanımıyorum ama hepimiz hakkımızı helal ettik. Gözyaşları arasında, iyi niyet ve dualarla iki yol arkadaşını uğurladık. Yolları aynı, varacakları yer meçhul.
Hep böyle değil mi önce parlayıp sonra sönüyoruz.
Ama yine de herkes keyfine döndürüyor dünyayı. Herkes gözlerini kapamış, kulaklarını tıkamış ama kimse yarının garantisini veremiyor. Peki! garantisiz bir dünya da nedir bu “ben” olma halleri…
Yeni geleceklere yer açmak için eskiye veda etmek.  Hüsniye teyze 79 yaşında hoşça kal dedi. Kadriye teyzeyi bilmiyorum. Ama İkisinin de kalbi durdu ve yeni kalplerin de üretmesi için bu nafile hayata elveda dediler.
Hayatın öldürmediği bir şey var mı? 
Beni tanıyan bilir ben bir Cibran hayranıyım. Cibran ölümü” ve soluk alışın durması da, soluğun kendi huzursuz çalkantılarından arınıp sınırlandırılmamış olan Tanrı’ya erişmek için yükselerek dağılması değil midir?  Ölümün ruhunu gerçekten kavrayabilmek istiyorsanız, kalbinizi tam anlamıyla hayatın kendisine açın”
Kendimizi bulmanın, kendimizi tartmanın, özümüzü dinlemenin, gerçeği görmemizin yeridir cenazeler.
Ölüm vedadır.
Artık ne iyi, ne kötü, ne doğru, ne de yanlış var.
Yaşamak bize verilen sürede, hikâyemizi en iyi oynayabilme sahnesidir.  Işık ta, karanlık da, iyi de, kötü de, doğru da yanlış da hayatın kelimeleri.
Ölüm sondur. Bir daha var olamamaktır.
Sözün bittiği yerden bahsediyorum, sen, ben ve o hayatın şah damarına kondurduğu bir soluktan ibaretiz hepsi bu.
Çare ve çaresizlik arasında ki o çok ince çizgidir veda.
Küsmeler, kızmalar, sevinmeler, üzülmeler, ağlamalar, gülmeler, umut ve umutsuzluk hepsine vedadır ölüm.
Ölüm hayat boyu aranan sevgiye, saygıya karşı kocaman bir boşluktan başka nedir ki?
Son nefes başını göğe yükseltip, gizli ve gizemli yola merhaba demek midir?
 Sevdiklerini unutmak mıdır?
Her şeyi unutmak mıdır?
Ölünce gölgelerimizde mi bizi bırakıyor?
Ölüm derin bir uyku mudur?
Gece ve gündüzün olmadığı bir başkalaşım mıdır?
Aslında bizler birer neyiz biliyor musunuz hiç’iz.
Öldüğünde belki de en önemlisi sevdiğinin kollarında ya da yanında ölmektir; gerisi malum biraz toprak ve dua. Sonrasında da üzerinde yeşerecek otlar.
Ölüm rolden çıktığın andır.
Ölüm sahne perdesinin kapandığı ve yerini başka bir oyuncuya bıraktığın andır.  
Kadriye ve Hüsniye Teyze hayallerine ne kadar yaklaştı bilinmez ama onları bir araya getiren “şey” son yolculuktu. Yani maddeden manaya geçiş. Allah rahmet eylesin.

 

 


  
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.