• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Trabzon 24 °C

YOLLU YOLSUZLUK

Ali Rıza Keskinalemdar

Ülkemizde gündem, dünyadaki teknoloji devlerinin yeniliklerini kıskandıracak kıvraklıkta, onların akıllarına bile getiremeyecekleri hinlikle değiştirilip durulmakta; her uçtaki kesimler buradan kendine pay çıkartmakta, hin olanları nemalanmakta kanayaklı olanları da siperler kazmakta…

Bu da ülke adına “gurur kaynağımız” olsa gerek!

Adlar soyadlar ortada uçuşmakta… 

Daha düne kadar “devlet büyükleri”nin “resmi uçakları”nda geh geh gerilip, kef kef ağızları kulaklarında gülerken, bugün birden bire, o çok “kuyruğuna takılmayı” iş saydıkları tarafından “gazetecilikten”şutlandıklarında, getirdiklerinin götürdükleri yanında devede kulak kaldığına şaşırmayanların hafiften dudaklarının uçukladığına tanıklık ettiğimiz günlerdeyiz.

Biliyorum, kanıksadık her şeyi ve artık hiç şaşırmıyoruz… 

Nasıl “futbolun sadece futbol olmadığını” anlamışsak, “gazeteciliğin de sadece gazetecilik olmadığını” anlamamakta diretenlere de “artık anlamışsınızdır herhalde” demenin keyfinin yaşanması gerektiğini düşünmeden edemiyorum.

***

Türkçe, sözcüklerinin amlamları itibarıyla elbette ilginç bir dil; aslı var, astarı var, argosu var, mecazı var, ağızları, var da var!

Mesela, yollu sözcüğü… Bir şeyin niteliğini belirtirken de kullanılmasından, bir aracın hızlı olup olmadığına, biri işin kuralına uygun olup olmadığından kötü yola düşmüş kadını ya da kolayca elde edilen kadını anlatmaya kadar birçok yerde karşımıza çıkar. Parası olan, paralı kişilere argoda yollu denilir.

Yollunun karşılığı hiç kuşkusuz yolsuz olmakta… Yolsuzun da; yolu olmayan, (araçlar için) yavaş giden, (mecazi anlamda) kurallara aykırı, uygunsuz, yöntemsiz, düzensiz, yersiz, usulsüz, nizamsız, törelere, toplumun görüşüne aykırı davranan gibi anlamları bulunmakta…

Ortama uygun olarak ülkede sözcüklerin argo karşılıklarının kullanımı yaygınlaştığından, yolsuzun argoda parasız, züğürt anlamı kadar fahişe, kötü yola düşmüş kadın anlamının da olduğunu belirterek geçelim.

***

İşe kadın açısından bakıldığında biraz iki tarafı pis değnek misali; olumlusu da olumsuzu da, yani yollusunun da yolsuzunun da aynı yere çıkıyor olması belki de ilk akla gelmemesi gereken bir şey ama Türkçe’de yolbir kök sözcük ise yanına bir suz yapım eki koyarak isimden isim yaparak kullanırız; yolsuz dediğimizde her yere çekebildiğimize göre, iş burada kalmaz yanına bir de luk yapım ekini koyduk mu, karşınıza özellikle siyasi iktidarın hiç sevmediği sözcük çıkar: Yolsuzluk!

Elbette yolsuzluğun tarihi mevcut siyasi iktidar ile yazılmaya başlanmadı ama bu siyasi iktidar ile birlikte yolsuzluk kavramı ve algılamasında çok büyük farklılık ortaya çıktı.

Önceleri yolsuzluklar aşağıdan yukarıya seyrediyor görüntüsü verilmekteydi… Şimdi önce yukarılardan el ense çekiliyor… 

Mesela onların “memurları işini biliyordu”; onlar da iş bitirmeci pozisyonunda gerim gerim geriliyorlardı. Devlet işini bilen memurlar sayesinde ayakta kalıyordu. Bir anlamda işini bilen memurlar ülkedeki gelişmenin motoruydu. 

 

Hani çevre yolunda trafik sıkışır; siz şeridinizde sıranızı beklersiniz ama bazıları arıza şeridi dahil her yolu ve yöntemi deneyerek nanikleyerek sizi  geçer giderler ya, işte işini bilen memurlar da onlara benzerler.

Geçmişte esin kaynağı oldukları siyasetçilerle birlikte enselendikleri, yargılandıkları ve ufak tefek cezalar aldıkları olmuştu. Geriye dönüp baktığınızda bunların şimdiki zamanın parasıyla mikroskobik bile olmadığını farkedince, kısa bir kahkaha ile sonlandırıyorsunuz tebessümünüzü.

 

***

Yıllar önce yolsuzluğun adı benim memurum işini bilirdi… Günümüzdeki adı ise olsa olsa yollu yolsuzluk olabilir. Denetleyici birimleri eğer işlevsiz bırakmış, kuvvetler ayrılığı ilkesini paramparça ederek, bu parçalardan çevrenizde kuvvetler birliği yaratmışsanız, bütün yaptıklarınızı legalize edilmiş illegalite altında korumaya almışsınız demektir zaten. Kişiye özel olarak 12 yılda Kamu İhale Kanunu’nun yüzlerce kez değiştirilmesinden tutun, kupon arazilerin nokta kişilere teslimine kadar her karışı ilmek ilmek dokunarak birleştirilmiş vahşi bir paylaşımın yapıldığı arenada, kendinizi aslanlar karşısında yapayalnız ve çaresiz hissetmez misiniz?

Yolsuzluk da günümüzde ekonominin gelişimiminin motorudur rantla kol kola girmiş bir biçimde. Her hareket rüşveti, her rüşvet nemalanmayı, her nemalanma da yolsuzluğu çağrıştırır olmuştur neredeyse. Rüşvet ve yolsuzluk ucu bir yerelere dayandığı için ayıklanıp, temizlenememekte ve dolayısıyla cezalandırılamadığı için her akçeli işte genelde aynı adlarla karşılaşılması sonucu da “rüşvet ve yolsuzluk” peşinen ilk akla gelen olmaktadır.

“17-25 Aralık Büyük Rüşvet Ve Yolsuzluk Opeasyonu” ile yaşanan patlama bütün pisliklerin ortaya saçılmasına yol açmasına rağmen üzerinin örtülmeye çalışılması sonucu dünya ülkeleri arasında şeffaflık(saydamlık) konusunda düzey kaybetmemize neden oldu. 

Yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency International), 1995’ten bu yana her yıl Yolsuzluk Algı Endeksinin sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmakta. Bu yılki endeks çalışmasının en çarpıcı sonucu, 5 puanlık düşüşle 175 ülke arasında puanı en çok düşen ülkenin Türkiye olması.

Ülke sıralamasında dünyada 11 sıra gerileyerek 64.lüğe düşmüşüz; Avrupa’da ise 38 ülke arasında Makedonya ile birlikte 27. sıradayız.

Her ülkede rüşvet ve yolsuzluk ortaya çıkabilir; bu hem sistemsel hem de ahlaki bir sorun olduğu için belki de kaçınılmaz gibi. Ancak önemli olan rüşvet ve yolsuzluğun kaynağının belirlenip üzerine her kim olursa olsun gidilebilmesinin sağlanması ve bunun için her yolun açık tutulabilmesidir. Batı ülkelerinde bu anlamda soruşturmaya uğrayan ve ceza alan bakanlık, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı bile yapmış politikacılar“şeffaflık” belgesi olarak sunulurken, ülkemizde özellikle üst düzeydeki yöneticilere ve onların yakınlarına doğru gidildikçe böyle bir olayın soruşturulmasına dahi engel olunması; toplumsal, siyasal ve ekonomik hayat üzerinde derin yaralar açmakta…

Hiç kuşku yok ki, Yolsuzluk Algı Endeksi’nde ülkemizin düzeyinin gerilemesinin en büyük nedeni ülkede çok sık rüşvet ve yolsuzluğa rastlanılması değil, rüşvet ve yolsuzluk olaylarının üzerine gidilmesinde gösterilen zaafiyet ile isteksizlik sonucu oluşturulan olumsuz performanstır. 

Ülkemiz demokrasi, hukuk, düşünce ve ifade özgürlüğü aksını hızla terkederken, gelişmekte olan ülkelerde “hızlı büyüyen ekonomilerin batağı” olarak nitelendirilen yolsuzluk artışlarının sonucunda ortaya çıkan ve özendirici rolü bulunan “cezasızlık ve dokunulmazlık kültürü”ne prim tanıdıkça, şeffaflıktan dolayısıyla da  hesap verilebilir demokratik bir ülke görüntüsünden koşar adım uzaklaşmakta… 

 

Artık ülkemizdeki gelişmenin motoru, legalize edilmiş illegalitenin bayraktarlığındaki yollu yolsuzluklardır.

 

Peki ya, sizce de öyle mi?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.