• BIST 102.556
  • Altın 260,900
  • Dolar 5,7112
  • Euro 6,3685
  • Trabzon 24 °C

YOLUMUZ UZUN

Gürsel ÖZGÜR

  Bir başarı öyküsüdür Ekrem İmamoğlu’nun hayatı ve tabii ki seçimlerdeki başarısı…
Hayat hikâyesini anlatan Şirin Mine Kılıç’ın ‘’ Benim Sevgili Başkanım’’ isimli kitabını okuyunca, hiçbir başarının tesadüfî olmadığı yeniden kanıtlanmış oldu. Nasıl başardığına bakalım mı?
Ben hayat hikâyesinden ziyade seçimlerdeki başarısı ve dolayısı ile alınması gereken dersleri vurgulayacağım.
Sıradışı bir siyasetçi olan İmamoğlu yaşadığı Kent ile ilgili sürekli fikir jimnastiği yaparak projeler üretir ve toplumun her kesimiyle irtibat halinde olarak düşüncelerini alır. Bunu yaparken her fikre hürmet ederek kendisine fayda sağlayacak bir kısım mutlaka bulur. İlk siyasi tecrübesini 29 Mart 2009 Yerel Seçimlerinde aday adayı olarak yaşar. Yapılan anketlerde açık ara önde olmasına rağmen, üzerinde çok önceden anlaşılan bir aday açıklandığında üzülür, ama küsmez ve kızmaz. Ancak, seçim sonuçlarına bakıldığında aday tespitinin doğru olmadığı görülür, zira meclis üyeliğinde daha çok oy alınmıştır. CHP Başkanlıkta %30,6; Meclis Üyeliğinde %34,7 oy almıştır. Bundan çıkarılacak ders; özellikle yerel seçimde aday profili ve tespiti seçimi kazandırabilir veya kaybettirebilir düşüncesiyle çok dikkatli davranılmalı adeta kuyumcu terazisi hassasiyetinde davranılarak liyakat esas ölçüt olarak alınmalıdır.
Siyasetten biraz uzaklaşacak gibiyken kendisine teklif edilen Beylikdüzü İlçe Başkanlığı görevini ısrarları kıramayarak kabul eder. Bazı kendini bilmezlerin kendisinin proje olduğunu söylemesi üzerine, bir mitinginde ‘’ Evet ben Projeyim, Cumhuriyet Projesiyim’’ diyerek gereken derslerini almışlardı.
   Hemen kolları sıvadı, tek başına başarılı olunamayacağının farkındalığıyla ve Yönetim Kurulu Üyelerinin de çok önemli ve değerli Yol Arkadaşları olduğunun bilinciyle; tek-tek mülakatlar yapıldı ve her birey ile ilgili dosyalar oluşturuldu, tek bir şey önemliydi, liyakat ve özverili çalışma. Eş, dost, akraba veya suya sabuna dokunmayanlardan değil, her biri Başkanlık yapabilecek nitelikte ve donanımda olan Yönetim Listesini liyakate bakarak oluşturduğunda aslında işinin yarısını da halletmişti.
   Farklı bir anlayış sergileyeceğinin ilk sinyali olarak; 2 oda bir salondan oluşan küçük ilçe ofisinden çıkılarak 600 metrekarelik büyük ofise taşınıldı. CHP’ nin Türkiye’de rekor kıran ve üyeleri küçücük ilçe binalarına sığdırılan yerlerdeki İlçe Başkanları ders çıkarır mı?
Düşüncesine göre; yönetimde üç beş kişi değil görev tanımlamaları yapılmış onlarca partili olacak ve kendini yönetimin parçası sayarak, sorumluluk bilinci ve değer verildiğinin motivasyonu ile katkı sunacaktı. Bu maksatla hızlı bir şekilde Komisyonlar kuruldu. Örgütlenme, Eğitim, Hukuk olmak üzere 10 adet Komisyon… Bazı İlçelerde kapatılırken, önemsenmezken veya dışlanırken bakın İmamoğlu’nun yaptığına, dedik ya sıradan değil diye, işte başarının şifreleri burada zaten. Böylece aktif üye sayısını artırırken, aidiyet duygusunu da geliştiriyor ve elindeki insan kaynağının niteliklerini somut olarak ölçme imkânını bulabiliyordu. Ama şuna bakmıyordu, bu bana rakip olur, onu engelleyeyim, dışlayayım gibi cin fikirleri yoktu, hatta Komisyonlara görev devrederek onları öne çıkarıyor aktif çalışmalarını teşvik ediyordu. Yengeç Sepeti Sendromu yani yükseleni paçasından tut indir uygulaması hiç yoktu, tam tersine çalışan, üreten ve layık olan sonuna kadar değerlendiriliyordu. Yani tam tersine yukarı hamle yapanları kolundan tutarak yüceltiyordu.
İlçe Yönetim Kurulu Toplantılarına asil ve yedekler birlikte katılıyor ve karar alıyorlardı. Bazı yerlerde defterlerin imza için yöneticilerin ayağına gittiğini veya şahıs ilçeye geldiğinde imzaladığını duydukça kızıyor insan. Örnek alsınlar artık.
Fark yaratan özellikleri sayesinde başarı merdivenlerini kısa sürede çıktı. Kimseyi ötekileştirmiyordu, samimiydi, partizanlık yapmıyordu ve fanatik olmayıp gerçekçiydi, mütevazı ama siyasette iddialıydı en önemlisi’’ ben bilirim’’ hapını yutmamıştı, fikir alışverişinde bulunuyor ve uzmanlığa önem veriyordu.
  Başarılı insanların önünün kesilmesi şarttır ve onunda önüne set çekilmeliydi. İlçe Kongresi zamanı gelmiştir. Muhalifler birleşerek çalışmaya başlarlar, haklarıdır da. Ancak; bir gün Genel Sekreter arar ve 450 kişinin İlçe Başkanının imzası yani bilgisi olmadan üye olduklarını söyler. Bunlar muhaliflerin akrabaları ve yakınlarıdır. Genel Sekreter bunları üye yapmayacağım dese de İmamoğlu kabul etmez ve ben onların da oyunu alacağım der. Ve öyle de olur %84 ile seçimi kazanır. İstanbul için de öyle söylememiş miydi, ben herkesin oyunu alacağım diye.
  Benzer uygulamaların başka yerlerde de olduğunu duyuyoruz, etik olmayan bu uygulamayı gidermek kolaydır,  tabii ki istersen. Nasıl mı? Tüzüğün madde-6 (1) fıkrasındaki ilçe veya il başkanlığına başvurur ifadesinden il başkanlığını çıkart ve (2) fıkrayı yani elektronik üyeliği iptal et, madde-10 Üyelik Yönetmeliğini yeniden düzenle İlçe Başkanının işlem sürecini 1 hafta ile sınırlandır, 1 ay içinde de üyeliği Genel Merkezden sonuçlandır. Olur mu, çok güzel olur…
  Halkla kucaklaşma konusunda da yoğun çalışma içindeydi ve samimiydi, zaten yapmacık insanlarda bu kucaklaşma güdük kalıyor ve itici oluyor, İmamoğlu’nda var olan dokunma ve sevgi dili güçlü etki sağlıyordu. Sosyal Medyayı da verimli kullanıyordu, hal böyle iken sırf eleştiri yapıyor diye sosyal medya hesabından silen İl, İlçe Başkanlarının varlıklarını bilince şaşırıyor insan. 
  Kanımca; makamdan güç alan değil makama güç veren, makamla markalaşan değil makamı markalaştıran ve makama layık olan insanlar başarıyı yakalıyor. Bir de çalışıyormuş gibi yapmaktan ziyade somut ve ölçülebilir amaçların olması gereklidir. Zamanı geçirmeye yönelik bilimsellikten uzak ve bilgiden yoksun amaç ve çalışma olmamalıdır, öyle de yapmıştır.
  Sancaktepe, Ümraniye, Çatalca, Büyükçekmece ve Üsküdar Mitinglerine katıldığımda Ecevit’in mitinglerindeki heyecan, coşku ve insan çeşitliliğini gördüm. Genç ve kadın çoğunluklu olmak üzere her yaş ve her giyimden temsil vardı. Son iki gün artık sevincini, topluluk ‘’ Her Şey Çok Güzel Olacak’’ diye slogan attığında ‘’oldu oldu’’ diyerek paylaşıyor ve sonucu da adeta muştuluyordu.
  Artık siyasette yeni bir Milat başlamıştır. Sevgi dili ve herkesi kucaklama dönemidir. Millet sürekli kendini aşağılayarak hakaret edenleri ve küçümseyenleri cezalandırmıştır, hala devam etmekteler yine cezalandırılacaklardır.
Artık; kucaklayan, kibirsiz, çalışkan, yolu uzun, heyecanı yüksek, gençliği var olan siyasilerin dönemi başlamıştır.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.