• BIST 98.039
  • Altın 278,981
  • Dolar 5,8313
  • Euro 6,4964
  • Trabzon 19 °C

YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR

Gürsel ÖZGÜR

Sayılı günler;
‘’Sayılı günler tükendi, yolun sonu görünüyor’’ türküsünün sözlerinde de ifade ettiği gibi artık, tamamdır.
Cumhurbaşkanı bile ‘’Milletimiz tamam diyorsa bırakırız’’ diyerek aslında hep sözünü ettiği metal yorgunluğunun kendisinde de olduğunu adeta itiraf edercesine umutsuzluğunu da sanki dillendirmiş. Gerçekten yorgun, mutsuz ve umutsuz oldukları yüz ifadelerinden ve davranışlarından da anlaşılmıyor mu? Sanki gitmek ister gibiler, saldırgan ve hırçın davranışları bu tezi doğrular gibi, seçimleri öne almalarından da belli değil mi? Anlaşılan o ki; 16 yılın yorgunluğu, devam etme istek ve azmini örselemiş ve CHP’nin İnce ayarı da tuzu biberi olmuş. 
Türk toplumu; samimiyeti, doğallığı ve candanlığı seven ve yürekten hisseden bir yapıya sahiptir. Bu yüzden İnce’nin bisiklete binmesi, ayakkabı boyacılığı yapması, ailesinin mütevazı ve mütedeyyin yapısı ile alışveriş görüntüleri güçlü hitabet yapısıyla birleşince toplumu ziyadesiyle etkilediği görülmektedir. Doğal ve içten yapılmasından ötürü de hani derler ya cuk oturmuş yani yapay kalmayarak sırıtmamış. Peki, aynılarını şimdiki Cumhurbaşkanı yapsa aynı etkiyi yapar mı? Yapmaz tabii ki… Çünkü onun yarattığı imaj çok farklı; sert, kızan, azarlayan ve ötekileştiren yapısıyla bunları yapması olası olmadığı gibi toplumun hafızası da algılayamaz. 
Mustafa Kemal Atatürk’ün de salıncaktaki görüntüleri, evlatlığı Ülkü’yü salıncakta sallarken ve mayolu deniz görüntüleri ile vatandaşı dinlerken dikkatli ifadesi nasıl olumlu yer tutmuşsa İnce’nin bu görüntüleri de hafızalarda inceden yer edinmiştir. 
Atatürk’ün 1925 yılında Kastamonu’da söylediği gibi:’’ Samimiyetin dili yoktur. O, gözlerden ve alından anlaşılabilir.’’
Gözüken o ki; 24 Haziran tarihi yeni bir milat olacak ve demokrasi kazanarak tek adam rejimine dur denecektir. Olağanüstü halden olağan hale geçiş, hayatın her alanını daha da kolaylaştırarak her kesin kucaklandığı ve birbirini sevdiği yeni düzenin temelleri atılacaktır.
Etik bir kural önerim;
Aday adaylığından adaylığa terfi edenler başarmanın ve tercih edilmenin mutluluğu ve gururunu yaşarken, olamayanlar da özeleştiri yaparak, seçilememe sebeplerini araştırarak eksikliklerini tespit ve giderme yoluna gitmelidir. Tabi bu küsme ve uzaklaşma anlamına da gelmemeli aksine daha da çok çalışmalıdırlar.
Gerçi aday belirleme yöntemi hep tartışılır hale gelmiştir ve gelecektir. Ancak en az tartışılan yolu bulmak ta olasıdır. Çünkü liyakatin tarifi kişiye göre değişken olduğundan tartışılır olması doğaldır. 
Bazı yerlerde Belediye Başkanları bazı yerlerde ise İl-İlçe Yönetimlerinin belirleyici olduğu söylenmektedir. Belediye Başkanlarının siyasetin göbeğinde yer almasını doğru bulmuyorum. Belediye Başkanı seçildikten sonra herkesin Başkanı olarak hizmete odaklanır ve iş üretirse görevini de layığı veçhile yaparak ve dolayısıyla partisine de olumlu katkı sağlayarak sempati ve yandaş kazandırmış olur. (Örnek; Eskişehir’dir.)  Örgütün belirlemesi doğru bir yöntemdir. İl-İlçe Yönetimlerinin hangi adayla daha çok oy alabiliriz değerlendirmesi yapması ve buna göre bazı kişilere teklif götürmesi de uygun bir yöntemdir. Her adaya eşit mesafede olmak başka, hangi adayla daha çok oy alırız diye değerlendirme yapmak başkadır.
Trabzon için bir önerim var, tüzük değişiklik teklifi de yapmıştım. Ancak tüzük ve yönetmeliklerin bile çoğunlukla önemsenmediğini üzülerek gördüğümüz birçok olay sonrasında belki etik kural koymanın daha etkili olabileceğini ummak istiyorum.
Her dönem yaşanan olaylara son vermek adına, mevcut milletvekili ikinci döneminde ikinci sırada(iki vekil varsa üçüncü sıra) veya daha sonlarda aday olmayı kabul edeceğini açıklasın. Bunun çok faydası var. Birinci faydası, diğerlerine de şans vermenin yanında, mevcut Vekilin tanınan ve sevilen(olması gerekir) birisi olmanın sağladığı avantajdan faydalanılarak itici, dinamik güç olarak yararlanılması çok daha motive edici ve itici gücü olacaktır. Sorunu görüldüğü yerde çözmek zamana bırakmaktan çok daha faydalıdır. Kural varsa sorun yok, yoksa etik devreye girmelidir. İngiltere’de yazılı anayasa yok, teamüllerle yönetiliyor. Yazılı kuralların boşlukları mutlaka ahlaki değerlerle doldurulmalıdır. 
Millet İttifakı;
‘’Yeter Söz Milletin’’ sloganı gibi Millet İttifakı da toplumun çoğunluğunda yer etmiş gözüküyor. Cumhur İttifakı aldığı seçim kararı ile sanki kendilerinin tozlu tarih sayfalarında yer almasını sağlayacak kararı da almış. Yeni dönemde, Merkez Sağ Partinin, emanet oylarını iktidar partisinden geri alması ile geçmişin AP-MSP Partilerinin başka vücutlarda canlanarak, Siyaset Sahnesinde önümüzdeki dönem, CHP-İYİ Parti-SP değişimine neden olacağını öngörüyorum.
Bunlar benim öngörülerim, öngörünün doğruluğunu zaman teyit eder ve değerlendirir.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.