• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 7 °C

YUMUŞAK İNİŞ

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Bu hafta Meclis Genel Kurulunda oylanacak olan Anayasa değişikliğinin hangi yapısal değişiklikleri getireceğinden çok, sürecin sıcaklığı daha etkileyici olacak. Ülkenin karakterinde yaşanmakta olan mutasyon göz önüne alındığında, her şeyi yeniden analiz etmek ve “dil kullanımı” üzerinde tekrar düşünmek zorundayız. Sürecin büyük ehemmiyeti bunu zorunlu kılmaktadır.

Uçak yüksek irtifada iken hava koşullarında ortaya çıkan süreksizlik, ani basınç değişimi uçağa etki eden direnç ve kaldırma kuvvetleri üzerinde anlık değişimlere yol açar. Uçağın kontrol sistemlerinin bu değişiklikleri algılayıp buna göre yeni flap açısı ve uçuş hızı düzenine geçmesi kısa sürede gerçekleşemediğinden dolayı, uçuş konforunda düşme yaşanır. Bilinen adıyla “türbülans” yolcuların psikolojisini bozar, herkeste bir kasılma hali ve panik belirir.

Düşük irtifada ve özellikle iniş anında uçağa yandan gelen etkili rüzgârın verdiği rahatsızlık ise apayrı bir tehdit oluşturur. Rüzgârın etkili bir şekilde yandan gelmesi ile uçakta anormal bir yalpa hareketinin ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Havaalanı pistinin doğrultusu da belli olduğuna göre ve uçağı rüzgâra doğru uçuramayacağınıza göre sizleri mecburen yalpalayarak piste sert bir iniş bekler.

Havanın açık ve rüzgârın uygun yönde esmesi ile yapılan uçak yolculuğunun tadına doyulmaz. Böyle koşullarda biraz da pilotun ruh haline bağlı olarak başarıyla gerçekleştirilen yumuşak iniş bambaşka bir duygu verir. Herkesin güven içerisinde yolculuğunu tamamladığı “yumuşak iniş” için bu ülkede şansımız devam ediyor.

Ülkemizin içinde bulunduğu talihsiz dönemin reel analizini yapmanın dışında, ya da sorunlu siyaseti yargılamaktan başka bazı pratiklere yönelmek gerektiği ortaya çıkmaktadır. Kabul edelim ya da etmeyelim, Türkiye’de artık önemli bir sürrealisttik toplumsal yapı mevcuttur. Kanımca hiç de abartılı olmayan bu tespitin temel gerekçesi; toplumsal bilinçaltımızın, toplum, ahlak, din ve yasa gibi zorunluluk öğeleri ile oluşmaya başlamış olmasıdır. Bu bilinçaltını oluşturan etkiler çeşitli durumlarda açığa çıkmakta ve kendini ifşa etmektedir. Sürrealisttik yapının gittikçe kontrol dışına çıkması ve toplumsal uyum üzerinde bir tehdit haline gelmesi beklenti dâhilindedir.

Ülkenin uzun yıllardır sırtında taşıdığı ve beslediği gergin siyaset söyleminin yarattığı travmanın sınırına dayanmış durumdayız. Bu söylem ile hâsıl olan amacın kontrol dışına çıkabileceği yeni ve çok daha sakıncalı bir süreç bizleri bekliyor. Bu hal için yapılacak tanımlamaları göz ardı ederek, işe biraz daha esastan bakmalıyız diye düşünüyorum.

Toplumsal sorunlarımızın üst üste bindiği ve hepimizin artık taşımakta güçlük çektiğimiz maddi ve manevi acılarımız hatırına özellikle siyaset mekanizmasına önemli görev düşmektedir. Uzlaşma, yakınlaşma ve duygudaşlık gibi değerli kavramları yeniden kullanıma sokabilmek çok mu zordur. Ülkede yaşanmakta olan sorunlu siyaseti eleştirmenin çok ağır bir şekilde faturalandırılabileceği zor bir dönemden geçiyoruz. Bir tarafta kendi günahları ve kusurlarına rağmen, asla sorumluluk kabul etmeyen ve üstelik buna toplumu da ortak edenler; diğer yanda hiçbir sorumluluğu olmadığı halde günahkâr ve suçlu ilan edilenler. Vicdan nasıl bir şeydi? 

Hâsılı kelam; anayasa değişikliği sürecinde bu ülkede iyi bir yumuşak iniş gerçekleştiremezsek eğer gözleri bağlanmış olan ve ne beklediğini bilmeyen milyonlar dâhil hepimiz çok büyük acılar çekeceğiz. Bu güzelim ülkede bu çıkmaz yola girmeye değmez.         

BASS’INÇ ÖLÇER

Evet, sevgili John Bass sonunda senin de süren doldu. Selefin Ricciardone’yi ciğerine kadar tanımıştık. Seni ise dibine kadar anladık. Hatta aranızdaki detay farklarını gayet güzel not ettik. İstersen güzel ülkene döndüğünde bu raporumu bizatihi sana ayrıca yollarım. Nasılsa bir süre epey boş zamanın olacak. Okursun…

Türkiye’ye büyük bir istekle geldiğini çok iyi hatırlıyoruz. Hatta Amerikan Dışişlerindeki Ankara Büyükelçisi olma mülakatında verdiğin mücadeleyi bile biliyoruz. Orada sana sorulan en temel sorulardan bir tanesi olan “Rusya ile dengeler” konusunda epeyce döküp topladığını biliyoruz. Kafkasya deneyimini çok iyi pazarlayıp, Türkiye-Rusya ilişkileri konusunda senden beklenen strateji desteğini en ince detaylarına kadar anlatmıştın. Ama Türkiye’de teori ve pratik çelişti, değil mi John? Dediğim gibi bu ülkenin zor bir ülke olduğunu yaşayarak da anlamış oldun.  

12 Ağustos 2015 tarihli Kuzey Ekspres’te kaleme almış olduğum “Bass’tan Çıkan İnce Ses” alt başlıklı yazımda seninle ilgili olarak dile getirmiş olduğum: “Selefi Ricciardone; Bass’tan çok daha sinsice ve çaktırmadan çalışırdı. John Bass; çocukluğumuzda yaz aylarında Trabzon dışından memleketine gelen ve Arafilboy mahallesindeki “Çolağın” kahvesinde okey oynayan lümpen gurbetçiler gibi alaycı konuşmalar ile bu işi götüremez gibi görünüyor. Pentagon’a samimi önerim; yol yakınken Ankara Büyükelçiliğini teslim ettikleri John Bass’ı yeniden değerlendirmeleridir. Adamınız çok kolay deşifre oluyor bilesiniz…” öngörüm tuttu.

Hatalarla dolu bir görev dönemi geçirdin. YPG’yi tanımlamada ve anlatmada çok zorluk çektin. Gerçi değil sen, kim olursa olsun kimsenin bu kadar ayan beyan bir konuda politik söylem geliştirmesi imkânsızdı. Görev biçicilerin bu konuda sana fazla yüklenmesinler. Diplomatik dil kullanmada çok çaba gösterdin, ama gel gör ki Türkiye’yi YPG konusunda kandırmayı bir türlü başaramadın.

Hele şu 15 Temmuz gecesi yaptıkların çok dikkat çekti be John. O gece seni arayıp ABD’nin darbeye karşı destek vermesini isteyen Türk Dışişlerine rağmen, bu konuda sevgili bakanın Kerry’nin Moskova’da yapmış olduğu açıklama hiç de o içerikte olmadı. Her halinle bu işten önceden çok iyi haberdar olduğunu belli ettin. Esas uzmanlık alanın olan “rejim değişikleri” üzerine Kafkasya’da göstermiş olduğun başarıyı Türkiye’de gösteremedin.

Hele de şu Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkilerini tamamen ABD’nin aleyhine çevirdin. Bir ara bizi burun buruna getirmeyi başardığınız Rusya ile olan ilişkilerimizi, Rusya’nın usta manevraları ve ikna gücü sayesinde tekrar yoluna koyabildik. Hatta Suriye’de sayenizde girmiş olduğumuz hatalı yoldan geri dönerek, daha mantıklı bir sürece yönelmeye başladık. Bu konuda sadece sen değil, ülkendeki bölge uzmanları da çuvalladı John.

Giderayak paylaşmış olduğun şu Nihat Erim-Richard Nixon fotoğrafının gerekçesini ülkene döndüğünde üst makamlarına açıklarsın herhalde. Biz biliyoruz da, resmiyet kazansın diye diyorum. Terör belası ile cebelleşen bu ülkede hiç kimse senin ataların gibi arkadan vurucu değildir. Bizim kültürümüzde insan yaşamına kastetmek, günahsız ve savunmasız olana zarar vermek yoktur. Bu bela sarmalında yer alanların Anadolu geleneğinden gelmediklerini sen de iyi bilirsin.

Bundan böyle Ankara’ya yeni atanacak olan ABD Büyükelçisinin analizini yapmaya başlayacağız. Acaba esas uzmanlık alanı ne olacak? Neredeki görevini takiben gelecek? Stili, saç rengi, bakışları nasıl olacak? Hepsi bizim için önemli de ondan merak ediyorum sevgili “Bass Regards”.

DOLAYLI İLKÖĞRETİM OKULU YILDIZLANDI

Eğitim hayatında İlköğretim aşamasının ve hatta okul öncesinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliriz. Karakterimizin şekillendiği, bilinçaltımızın dolmaya başladığı o yıllarda yaşantımızın önemli bir bölümünü geçirdiğimiz okullarımızdan kalan anıları kim hatırlamaz. Okulumuzun kapısı, girişi, pencere kolları, kara tahtanın üzerindeki küçük bir çizik, çöp kutusunun rengi gibi bir dolu gereksiz detay nedense hep zihnimizde uzun yıllar boyunca kalır.

Modern ülkelerde ve çağdaş eğitim sisteminde bu gerçeklikler çok iyi bilindiği için özellikle ilköğretim ve okul öncesi dönemde, okullardaki mekân düzenlemesi ve kullanılan araç-gereç, masa, sandalye seçiminde çocuk zevkine uygun davranılır. Renk renk sıra ve sandalyeler, dolaplar, canlı renklerde duvarlar vs. hepsi çocukların motivasyonu açısından çok önemli detaylardır.

Doğal olarak bu tür düzenlemeler belirli bir bütçe ve harcama gerektirmektedir. Milli Eğitim sistemimiz daha henüz “içerik” konusunda bir dengeye oturmadığı için; sürekli olarak müfredat ve program değişiklikleri ile millet oyalandığı için mekân konusunu henüz hiç kimsenin umursadığı söylenemez. Hâlbuki PISA’da başarıyı yükseltmenin ve gerçek anlamda akılcı bir eğitim yapabilmenin unsurlarından bir tanesi de modern dersliklerde eğitim öğretim yaptırmaktır.

Bu çerçevede Merkez Dolaylı İlköğretim okulunun bu eğitim-öğretim yılı başında komple boya ve temizlik ihtiyacının olduğu tarafıma iletildiğinde, çözüm arayışına girdim ve sevgili hayırsever bir dostum aracılığı ile konuyu hallettim. Devamında okulun sıralarının çok kötü durumda olduğu ve modern, çağdaş görünümlü sıra ve sandalyeler için de bir destek sağlanabilmesi talebi üzerine, işin boyutunu biraz daha büyüttük.

Gönlü de zengin hayırsever değerli dostlarım gözü kapalı, sorgusuz, sualsiz gönüllü oldular. Sıra ve sandalye siparişlerimiz verildi, bir-iki aylık bir bekleme sonunda Merkez Dolaylı İlköğretim Okulundaki bütün sıralar ve sandalyeler yenilendi. Oradaki yavrularımız çok daha modern ve çağdaş bir ortamda eğitim görmeye başladılar. Okulun tüm ihtiyaçları ve eksikleri giderildi mi? Tabii ki hayır ve daha yapılması gereken çok şey var. Okul yöneticileri ve özellikle müdür yardımcısı sevgili Tuncay hoca arı gibi çalışkan ve girişken. Kendisine bu süreçteki katkıları nedeniyle çok teşekkür ediyorum.

Ve tabii ki gözü kapalı olarak eğitim gönüllüsü olan, sağlamış oldukları maddi destekle bir köy okulundaki yavrularımızın dünyalarına renk saçan, onların geleceğinde yer edinen;    

İstanbul’dan sevgili dostum, Trabzonlu işadamı, münevver insan MUZAFFER YILDIZ’a,

İzmit Başiskele’de yaşam süren Araklı Turnalı’dan hemşerim, hayırsever, mümtaz insan işadamı MURAT KELEŞ’e,

Değerli arkadaşım, hayırsever işadamı SUAT HACISALİHOĞLU’nun şahsında TRABZON TİCARET ve SANAYİ ODASI’na,

Yavrularımız adına şükranlarımı sunuyorum. Dolaylı İlköğretim Okuluna takmış olduğunuz yıldızlar hep parlayacak. Allahtan sizlere uzun ömürler diliyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.