• BIST 97.324
  • Altın 279,413
  • Dolar 5,8459
  • Euro 6,5153
  • Trabzon 17 °C

ZABİT

Gürsel ÖZGÜR

  Atatürk, ‘’Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal-Subay ve Komutan ile Söyleşi’’ kitabını 1914 yılında kurmay yarbay rütbesi ile askeri ataşe görevinde bulunduğu Sofya’da yazdı.
Son zamanlarda tanık olduğumuz, Teğmen ile Orgeneral (Subayın en ast ve en üst rütbesi) arasındaki tartışmaları ekseninden, Kıt’a yüzü görmemiş Teğmen ile askeri görevlerin hepsinde bulunarak en üst seviyeye gelmiş Orgeneralin vazife anlayışına Atatürk’ün kitabındaki tarifinden de yararlanarak ışık tutmaya çalışacağım.
Halen seçilmiş İzmir Milletvekili olan Teğmen Çelebi kendisi gibi kumpas mağduru olan Onurlu Türk Subayı Yarbay Ali Tatar’ın ölüm yıl dönümünde, muhtemelen Atatürk’ün kitabından da yararlanarak adeta çerçeveletilip saklanacak bir söz söyledi; ‘’ Subay bedeninden önce şerefini koruyandır.’’ Bu söz aslında esir düşen ve hiç bir çaba göstermeyen Zat’a da bir göndermeydi. O zat Kara Harp Okulu Komutanı iken Atatürk’ün kitabı da öğrencilere tavsiye ediliyor muydu bilinmez, ama kendisi herhalde okumuştur.
Halen atanmış Bakan olan Orgeneralin Millet Meclisinde ağzından sözcükler kükreyerek Akar’ken; ‘’Kendimi de riske ederek arkadaşlarımı ziyaret ettim.’’ diyordu!
Kükremesi doğru muydu? Risk neden vardı?  Yoksa suçluluk duygusu ve Harbiyeli ruhu gereği bir an Subaylık nosyonu aklına gelerek mi bu çıkışı yaptı bilinmez, ama bu çaresiz ve onaylanmasını isteyen adeta yakarışa ne Teğmen Çelebi, Albay Mustafa Önsel, Albay Ali Türkşen ne de diğerleri inandı, aslında kendisi de inanmamıştı söylediklerine, sonradan düşününce… Yaşamını kaybedenlerin de kemikleri sızım sızım sızlamıştır.
Hayat birilerini bazen tesadüfen veya bazen başkalarının kişisel çıkar ve planı dâhilinde önemli görevlere taşır, ama siz oraları hak etmediğinizi anlar, vicdanınız hayata geçerek sizi rahatsız ederse dünyanız kararır ve makamın gereğini yapamama ve tuzluk gibi kalma hali sizi hırpalar, işte bu ruh halini gördüm o Zat’ta sanki.
Emekli bir Türk Subayı olarak şunu açık ifade edeyim ki; bizim için en ağır ceza devre arkadaşlarımızın, yani hayata dair ne varsa paylaştığınız ve kutsadığınız arkadaşlarınızın sizi artık devre olarak görmemesidir ki bu müebbettir, karanlıklardır, zindandır, yalnızlıklardır. Savaşta arkasını taşa dayayarak korumaktan türeyen arkadaş tarifinin hakkını verir devre arkadaşlığı, mezar taşına(dâhil) kadar da sizinle gelir. Allah kimseyi bu duruma sokmasın…
O farkındadır, yaptıklarının ve yapamadıklarının, aslında Ömer Halisdemir’ e de kızgındır için için, aynı durumda olan kendisinin o kahramanlığı gösteremediğinden.
Atatürk’ün kitabındaki şu cümlenin her kelimesi benliğini rahatsız etmektedir.           ’’Subaylık demek, kendini ve canını feda etmeyi kesinlikle göze almış demektir. Subay, gerektiğinde, rahatını ve hayatını feda etmeyi şeref bilecektir. Namusun gereği budur.’’
Evet, Ömer Halisdemir okulda ve Kıt’a da aldığı milli ruh bilinci sayesinde ürkmemiş, kaçmamış, teslim olmamış ve hayatını namusunun gereği feda etmiştir, ama milletinin bağrında da ebedi yer almıştır, ruhu şad olsun.
Her fani ölümü tadacaktır, mezarlıklar kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu. Ölümden şerefini koruyamadan kaçanlar yaşarken aslında ölü kalacaklardır ve sonunda tarihin kötü tozlu sayfalarında silinip gideceklerdir.
Bir diğer değerlendirilmesi gereken konuda İç Hizmet Kanununun bu konu hakkındaki hükmü ile ilgilidir. Madde:120  ‘’ Düşman eline esir düşmek büyük bir felakettir. Son kurşununu sarf etmeden evvel ve hele korkaklık yüzünden esir olan asker, Cumhuriyete ve Yurda hıyanet etmiş sayılarak ağır suretle cezalandırılır.’’
Bilinmez, gün olur devran dönerse bu maddeyi hatırlayan ve uygulayanlar da olabilir, olacaktır da…
Subay, astsubay, uzman erbaşların itibarını uydurma kumpas davaları ile bilerek yerle bir edenler şimdi Televizyonlarda dizi ve sinema filmleri ile itibar kazandırmanın telaşındadır. Yaparken Türk Silahlı Kuvvetlerinin teamüllerine aykırı davranışlarla aslında daha da zarar verdiklerinin farkında değiller. Bir dizide Yüzbaşı, tim personeline, ‘’babalar, erenler’’ gibi askeri literatür dışı hitapla seslenirken, diğer tarafta general adeta kadınların görevini hafife alırcasına üsteğmen kadına rütbesiyle değil kızım diye hitap ediyor, ben hiç duymadım, duyan varsa beri gelsin. Oynamayın bin yıllık şerefli Ordunun ayarlarıyla, oynamayın, zararını Milletçe görürüz.
25. Yılını kutlayan kuzey ekspres gazetesi ailesinin son beş yılında olmaktan dolayı çok mutluyum. İmtiyaz Sahibi Hasan Kurt’un şahsında kuzey ekspres ailesiyle siz değerli okuyucular sayesinde ve desteğinde nice yıllara ulaşmayı diliyorum.
2019 Yılının sağlık, mutluluk ve refah getirmesi temennilerimle saygılarımı sunuyorum…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.