• BIST 112.122
  • Altın 174,823
  • Dolar 4,0406
  • Euro 4,9882
  • Trabzon 13 °C

Zaman Koridoru (Günlük Tutmak)

Turhan EYÜBOĞLU

Her şeyin bir bedeli var. Bir gün dönüp bakınca geçmişe anlıyorsun. Sevda büyüsü gibi uyutmuş oluyor seni o geçmiş zaman. Rüzgarın esintisi gibi vuruyor tenine veya güneşin ışını gibi delip geçiyor seni. Bir yalnızlık koridoruna girip yolunu aramaya başlıyorsun geçmişte.

İşte bu zaman diliminde yaptıklarını düşünüyor, yorumlar yapıyorsun geçmişinle. Kaç kişi yapar bilmiyorum, ama ben yazmaya başladığımdan beri yapıyorum. Ha, unutmadan söyleyeyim iyi bir hafıza yoklama metodu yapılan iş. İlk başta çok şey hatırlamıyorsun, ama daha sonra bir şeyler çıkarmaya başlıyorsun geçmişinden.

Kaybettiğin bir şeyi arayıp da bulmak gibi veya denize dalıp midye çıkarmak gibi… İlk önce küçük midyeler çıkarıyorsun, daha sonra tecrübe sahibi oldukça dalınacak yeri daha iyi belirliyorsun ve böylece büyük midyelere ulaşıyorsun. Bu aralar büyük midyeler çıkarmaya başladım, onu söyleyebilirim.

Türk milleti olarak neyi eksik yapıyoruz deseler inanın sayacağım o kadar çok şey var ki… Ancak öncelikle, şimdiki aklıma göre iki şeye önem veririm: birincisi okumak, ikincisi not tutmak yani günlük tutmak. Bizde ikisi de olmadığı için tarihimizi bile yabancı yayınlardan takip ediyoruz. Gerçi daha çocuklarımıza günlük tutmayı öğretemedik ne okul hayatında, ne ev hayatında.

İşte benim gibi 53 yaşında küçük öykü yazma becerini keşfedince açıkta kalırsın. Hafızanı zorlayarak geçmişinden bir şeyler çıkarmaya çalışırsın bu hep küçük midye olur ilk önceleri. Ancak ‘Sözler hava kabarcığıdır, uçar gider; ama yazı kalır.’ demişti bir idarecim zamanında bana. Ne kadar doğru demiş olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Ben onu iş için algılamıştım; halbuki bir yaşam için çok önemliymiş olayları hatırlaman da.

İşte, size büyük midyeden bahsetmiştim ya çok derine dalmadan veya çok zahmet çekmeden veya çok zaman harcamadan onları bulabilirdim günlük tutmuş olsaydım. Babamın bir sözünü, annemin bir anısını veya abilerimin yapmış olduğu bir olayı daha rahat hatırlayıp o sözlerle yazabilirdim. Çanakkale savaşını bile Türk subayların notlarından veya yabancı askerlerin notlarından keşfetmeye başladık.

Keşke askerimizde okuma yazma oranı yüksek olsaydı ve aynı zamanda not tutmuş olsalardı da o savaşı yapanların yani askerlerin düşüncelerini almış olsaydık. Not tutmak o zaman diliminin tarihini yazmak gibidir. Bir çocuğun saflığında tutulan notların önemi çoktur ileriki yıllarda. Bir düşünün, on yaşından beri not tuttuğunuzu! Hangi romanın keyfi onu şimdiki zaman diliminde okumanızın keyfinden daha iyi olur?

Benim şimdi bu yazıyı okuyanlara bir hatırlatmam olacak. Not tutmayı alışkanlık haline getirin. Hiç olmazsa önemli olayları not tutun. Çocuklarınıza veya torunlarınıza günlük tutturmak için onlara yardımcı olun. Benim iki oğlum da çok iyi okuyucudurlar. Ancak günlük tutuyorlar mı inanın bilmiyorum. Gördüğüm kadarıyla tutmadıklarını düşünüyorum, ilk işim sormak olacak.

Ancak torunum için belli bir yaşa gelinceye kadar onun için önemli olan olayları ben yazıyorum. O yaş gelince ona vereceğim ve kendinin devam etmesini öğütleyeceğim. Siz ne yaparsınız bilemem.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.