• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 8 °C

ZİFİRİ BİR BATAKLIK!

Şener Eyüboğlu

Uzunca bir süreden beri Türkiye’de derin bir ironi yaşanıyor.
Bu ülkeye cumhuriyeti, demokrasiyi, özgürlükleri getirenler “laik orta sınıf muhafazakarı”; yetişme biçimleri, eğitimleri, kültürleri, anlayışları ve inançları gereği demokrasiyle ilgisi olmayanlar ise “özgürlükçü ve demokrat” olarak tanıtılıyor.
Bu sanal gerçekliğin yaşanmasında, kimi sol eğilimli ‘aydınların’ payı olduğu biliniyor.
Bu durum, aymazlığın körlük derecesine ulaştığını gösterdiği için Türkiye’de bir “aydın körleşmesi” yaşandığı şeklinde nitelendiriliyor.
Bilindiği üzere (Türkiye okumadığı için bilmeyen çok! )aydınlanma; Rönesans, reform hareketlerinin sonucunda ortaya çıkmış ve Fransız Devrimi’yle taçlanmış, çok boyutlu etkileri olan felsefi bir harekettir.
Akıl çağı olarak da adlandırılan aydınlanmanın siyasal sonucu özgürleşmedir.
”Özgürlüğün siyasal kurumu ise cumhuriyettir.”
Aslında, bugünün cumhuriyet karşıtları da bu bilgiye fazlasıyla sahiptir.
Ancak özgürlük ve demokrasiyi sadece kendi açısından algılayan ikiyüzlü aydın profili, dalkavukluk ve kurnazlıkla elde ettikleri statülerini özgürlük ve demokratlık, cumhuriyeti ise despotik bir yönetim biçimi olarak topluma empoze etmekten geri durmuyorlar.
Bu ‘aydınlar’ , son beş yılda yaratılan yapay tartışma ortamının demokrasi ve hukuk devletinin gelişimine değil, iktidarın amacına bağlı olarak ortaya çıktığını bir türlü göremiyor ya da görmezden geliyorlar.
Cumhuriyetin temel felsefesini özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleri oluşturur.
Siyasal anlamda cumhuriyet, bir özgürleşme projesidir.
Bugün Türkiye, yoksulluk ve cehaletten beslenen, kamusal değerleri yok ederek, sadaka devleti inşa etmeyi neredeyse tamamlayan, demokratik görüntülü tek adam despotizmi tarafından yönetiliyor.
Anımsayın, Meclis Başkanı’nı dahi esas duruşta isteyen bu anlayış, yine ironik bir tutumla, askerlerden demokratlık bekliyor.
Balık hafızalı değilseniz hatırlarsınız;
Genel kongresinde bile, 17 maddelik gündemini, seçimler dahil sekiz saatte tamamlamış, genel başkana tek bir aykırı oy dahi çıkmamıştı.
“Aydın körlüğü” hastalığına tutulmuş olanlar demokratiklik bakımından elbette bunları görmezler.
Bilim kurgu yazarı Artur C.Clark’ın dediği gibi, “Venüs’ten gelen küçük yeşil adamlara inanan insanlarla, bilgiye dayalı bir demokrasi inşa edemezsiniz.
Kanıtlanmamış ifadeleri kabul etme yatkınlığı demagoglar ve diktatörlerin başyardımcısıdır.”
Türkiye’de yaşanan budur.
Bu açıdan “körlükten” kurtulma bir zaman sorunu gibi gözüküyor.
Fazla uzun sürmeyecek bir zaman sorunu...
Çünkü herkesi her zaman aldatmak mümkün değildir.!
Son sözü, Nihat Behram’dan alınan iki dizeye bırakalım:
“Ötesi yok; ötesi: isten, küften ve salyadan zifiri bir bataklık.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Koray Aydın’ın ekibi!
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
  • MHP’de iki çift bir tek!
  • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.