• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Trabzon 17 °C

Zihnin arka odalarındaki hikayelerin resimsel dili

Zihnin arka odalarındaki hikayelerin resimsel dili
KTÜ Öğretim Görevlisi Gülşah Bayraktar, en fazla bir fotoğraf karesi büyüklüğündeki ahşap yüzeyler üzerine işlediği ince detaylı resimlerini alışılagelmiş sergileme tekniklerinin dışında bir teknikle izleyiciye sunuyor...

Yapıtlar gerçek fotoğraflardan esinlendiğinden, hem eser boyutlarının hem de sergileme biçiminin sergiyi anlamakta önemli rolü var. Bayraktar’ın eserlerindeki hem teknik hem his temelli paralellik, izleyiciye bir fotoğraf albümüne baktığı hissiyatını veriyor. Eserleri yurtiçi ve yurtdışındaki birçok galeride sergilenen Bayraktar halen Karadeniz Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

İzmirli sanatçı ile Ege’den Karadeniz’e uzanan sanat yolculuğu, işlerindeki alışılmışın dışında yaklaşımı ve gelecek projeleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

hafifleyen-bellegimdeki-mesafelerr.jpg

Biraz kendinden bahsedebilir misin?

2001 yılında 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdim. Arkasından hemen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Bölümü’nde yüksek lisansa başladım. 2012 yılından beri KTÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak görev yapmaktayım. 2013 yılında ise Hacettepe Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı’nda başlamış olduğum doktoramı devam ettirmekteyim.

 

İlk ne zaman ‘Ben resim için yaratılmışım’ dedin?

Kendimi her zaman sanata daha yakın hissettim. Ailemde sanatla uğraşan birileri yoktu ancak çocukluk yıllarımda profesyonel olarak yaptığım ritmik jimnastik beni daima sanatla iç içe getirdi. Müzik ve dansın yanı sıra bale eğitimi aldım. Lise yıllarımda ise, tesadüfi bir şekilde plastik sanatlara olan ilgimin artması, hayatıma yön verecek olan çizginin netleşmesini sağladı. Onun öncesinde, eğitim sistemimiz içerisinde, kalabalık sınıflarda böyle bir yeteneğim olduğu fark edilmemişti. Bunun sadece benim için değil, binlerce öğrenci için de geçerli olduğunu düşünüyorum.

img_8733.jpg

Oldukça küçük boyutlarda yapıtlar üretiyorsun. Bu bağlamda alışılmışın dışında bir yaklaşımın var. Sen tarzını nasıl tanımlıyorsun?

Minimal boyutlarda çalışıyorum, çünkü eserlerimde detaylara yer vermeyi seviyorum. Detayları sürprizli hale getirmeyi ve izleyicinin de resmin içine girip, bu detaylarda kaybolmasını seviyorum. Çünkü bu kadar küçük boyutlarda ve bu kadar detaylı çalışmalar, işin üretim sürecine dair bir merak uyandırıyor. Bu şekilde izleyici, çalışmanın arka planına da geçmiş oluyor.

 

Eserlerinde genellikle, eski ve siyah beyaz fotoğraflardaki insan hikayelerini anlatıyorsun. Neden bu eskiye özlem?

Büyüdüğüm çevre ve ailem, geçmiş kültürüne değer verirdi. Bu benim bilinçaltıma işlemiş olsa gerek. Bunun çalışmalarımda büyük etkisinin olduğunu düşünüyorum. Hepimizin belleğinde geçmişe ait parçalı görüntüler var, ancak bir de üzerine düşünmediğimiz, atladığımız veya geriye ittiğimiz ve bunlara ait görüntüler mevcut, farkındayız ya da değiliz. Dolayısıyla unutma ve hatırlama ile ilişkilendirdiğim bir plastik dil kullanıyorum. Unutmaya çalıştıklarımız ya da unuttuklarımız noktasında anılarımız aslında durgun suda dibe çökmüş tortunun sadece bir rüzgarın çıkmasıyla yüzeye yükselmeyi beklemesi gibi. Bu noktada diğerlerinin de hikayesine bakmak ve onları dinlemek gerekiyor. Belkide zihnimizin arka odalarındaki hikayeleri harekete geçirmenin yolu budur. Bugün her şeyi çok hızlı yaşıyoruz ve es geçtiğimiz, üzerinde durup düşünmediğimiz çokça mevzu var. Benim yapıtlarımın fiziki yavaşlığı şimdiki zamana koşut bir şekilde ağır ağır işliyor. Sanki zamana kement atıp durdurmak istercesine.

yeni-is.jpg

Peki bu fotoğrafları nasıl temin ediyorsun?

Gittiğim farklı kentlerdeki sahaflar ilk uğrak yerim oluyor ve buralarda saatlerce vakit geçiriyorum. Burada geçirdiğim zaman işlerimin üretim sürecinin bir parçası. Özellikle tanımadığım insanların fotoğraflarını tercih ediyorum. Çünkü tanımadığım insanlara ait hikayeler bende merak uyandırıyor, onların hikayesini ben kurguluyorum ve zihnimdeki hikayeye göre yapıtlarımı üretiyorum. Fotoğrafı ait olduğu yerden farklı bir yere taşıyarak, en önce kendime ait kılıyorum; sonra ürettiğim yapıt ile izleyiciye ait olmasını istiyorum.

 

Sanatının dili hep bu şekilde mi devam edecek. Farklı bir bakış açısı ile farklı eserler üretmeyi düşünüyor musun?

Elbette sanatçı üretirken tekrara düşmekten kaçınmalı. Mevcut olan sanatsal dilimin nihai bir tavır olarak algılanmasını istemem. Dönem dönem, farklı malzemelerle çalışmanın üretebilmek için yeni bir nefes alma aracı olduğu kanısındayım. Şu ana kadar katıldığım sergilerde öne çıkan yapıtlarımda, her ne kadar detaylı ve küçük işler görülse de, üretim sürecimin daima bu düzlemde hareket etmesinin sanatım açısından bir handikap olduğunu düşünüyorum. Aslında bilinenin dışında da, atölyemde farklı tekniklerle de iş üretiyorum.

img_7586.jpg

Sanat yolculuğunun başladığı İzmir’den Trabzon’a gelmek istiyorum. Trabzon’da geçirdiğin 3 yıl sana ve sanatına ne kattı veya ne götürdü? Egeli bir sanatçı için Trabzon’da yaşamak nasıl bir tecrübe?

Hayata dair çok şey kattığını söylemeliyim öncelikle. Manevi olarak hayatın gerçekleri ve tüm duygularını yoğun bir şekilde yaşadım diyebilirim. Birçok farklı duyguyu aynı anda yaşadım. Burası çok farklı bir kültür ve alışkın olmadığım pek çok şey ile karşılaştım. İletişim diline alışmakta ve insanların tepkilerini anlamakta zorlandığım zamanlar oldu. Trabzon insanının ve kentin kendine özgü bir kimliği var ve bu çok net. Trabzon kültürel olarak çok zengin bir yer ancak ne yazık ki hızlı şehirleşme kentin kültürel mirasının üzerinde bir örtü gibi duruyor yani Trabzon’u tanımak için o örtüyü kaldırmanız ve bunun için gönüllü olmanız gerekiyor. Kentte beni büyüleyen tarihi çok yer var bunlar bence asıl Trabzon kimliğini oluşturan zenginlikler. Buraları tanıdıkça buraya aidiyetimin arttığını gözlemledim ve Trabzon’u Trabzon yapan değerlerin ne yazık ki korunmadığını da görüyorum. Bu üzücü. Eski opera binasının yol için yıkılması gibi şimdi sadece bir iki fotoğrafta ve belki de yaşayanların hafızasında kayıtlı.

11047050_10152796802267857_80900062_n.jpg

Ve doğası...

Trabzon’un doğası beni duygusal olarak derinden etkiliyor hem sanatçı hem de bir birey olarak. Sanat duygularla oynar ve sanatın dili çok anlamlıdır. Hayat ve sanatı birbirinden ayrı tutamazsınız. Sanat yaşadığınız yerden bağımsız kendi içine dönük ve tecrit edilmiş bir tavır takınamaz. Birey olarak çevreye uyum sağlamakta problem yaşadığım bir dönem oldu. Ancak doğa bu sorunu ve sanatıma dair bazı endişelerimi aşmamda yardımcı oldu. Yaşadığım kent İzmir’de denize baktığınızda karşı tarafı görürsünüz. Burada deniz uçsuz bucaksız ve her türlü anlamı yüklemeye müsait bir boşlukla sizi kucaklıyor. Deniz özlemin, kavuşmanın, derdinizi dökmenin, yalnızlığınızın, kendinize tutunmanın, özgürlüğünüzün bir temsili.

 

Trabzon’un resmini çizmeni istesem… İnsanlar, kent kültürü, doğa... Nasıl yansırdı tuvale?

Burası çok kültürlü bir yer. Doğası, kültürel değerleri ve insan çeşitliliği bakımından zengin bir yer. Trabzon’un geçmişine baktığınızda değerli sanatçı, devlet adamları ve akademisyenler yetiştirdiğini görürsünüz. Doğa koşulları burada engebeli, sert ve değişkendir ancak bir o kadar da verimli ve size kendini sakınmadan sunar. İlginç bir itme ve çekme durumu var. Trabzon’u tuvale nasıl işlerdim... Bahsettiğim gibi deniz benim için çok anlamlı bir simge. Sanıyorum dümdüz masmavi bir deniz görüntüsüyle birlikte tuvali izlerken dinleyebileceğiniz deniz, şehir ve buraya ait müzik sesinin de yer aldığı bir ses yerleştirme ile kurgulardım. En yalın ve burayı en iyi anlatan çalışma böyle olabilirdi.

 

Doktora tezin Trabzon Lisesi ve hafıza üzerine. Neden Trabzon Lisesi?

Trabzon Lisesi benim için heyecan verici bir mekan. Orada okumayı çok isterdim çünkü lisenin kapısından içeri girdiğinizde sokağı, kenti dışarıda bırakıp özel ve kimliği olan bir hafıza mekanının içinde kendinizi buluyorsunuz. Lise her şeyi ile bir zaman kapsülü gibi. Cumhuriyet’ten önce kurulmuş ve burada anlatmaya kalksak sayfalara sığdıramayacağımız, biraz da dramatik öyküler taşıyan, akademik ve spor başarılarıyla parlayan bir okul. Bu okul Trabzon’a aidiyetimi artıran figürlerden bir tanesi. Tezimde bireysel ve kolektif hafıza üzerine çalışacağım ve Trabzon Lisesi’nde okumuş kişileri bulup onların okula ait fotoğraflarından, anılarından resimler yapmayı planlıyorum.

1979946_10152373425768817_5455114064477855267_o.jpg

Yakın geçmişte içinde yer aldığın diğer projeler ve gelecek çalışmaların neler?

Üç senedir Mixer Arts’ın daveti üzerine, Contemporary İstanbul’a katılıyorum. Yine davet üzerine 2015 Şubat ayında İstanbul’da ‘Kendine Yakın’ ismiyle kişisel sergi açtım. Mine Sanat’ın düzenlemiş olduğu Posthoc II sergisine katıldım. New York’ta, The Abrazo Interno Galeride, “Things that count... things that don’t” adlı karma sergiye katıldım. Yine Mine Sanat’ın daveti üzerine, Bodrum’da 8 Aralık’ta açılan Posthoc III adlı sergiye katıldım. Ayrıca son dönemde ürettiğim bazı çalışmalarım Türkiye’nin en önemli koleksiyonlarından biri olan Papko Art Collection’da sergilenmekte. Önümüzdeki sene ise Ankara’da hafıza üzerine üretmekte olduğum eserlerimi sergileyeceğim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şizofren rolünü oynamak istiyor!16 Mart 2017 Perşembe 10:31
  • TRABZONLU NEMLİZADELER15 Şubat 2017 Çarşamba 10:39
  • Trabzon, Erdoğan’a yüzde 80 evet diyecek16 Aralık 2016 Cuma 02:19
  • Futbol sevgisi 2011 yılında yerle bir edildi!16 Kasım 2016 Çarşamba 13:50
  • TRABZONSPOR'U HİBELER KURTARIR !03 Kasım 2016 Perşembe 11:03
  • Kimse Trabzonsporluyu aptal yerine koymasın!17 Ağustos 2016 Çarşamba 12:07
  • Trabzonspor benim için devrim ve başkaldırıdır!17 Ağustos 2016 Çarşamba 11:37
  • Gözümüzün içine baka baka Trabzon’un hakkını yiyorlar14 Ağustos 2016 Pazar 15:27
  • HASTA KTÜ08 Ağustos 2016 Pazartesi 01:07
  • Keşke sonuna kadar devam edebilseydik!13 Temmuz 2016 Çarşamba 11:32
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.