100. Yıl İlköğretim yapılmayacak mı?

Yenimahalle’de Diş Hastanesi’nin güneyindeki 100. Yıl İlköğretim okulu, duvarlarında çatlama, çökme tehlikesi gerekçe gösterilerek yıkılmış, okulun öğrencileri farklı okullara yönlendirilmişti.
100. Yıl İlköğretim okulunun bulunduğu alan takriben 3 bin metrekare civarında. Milli Eğitim Bakanlığı, okul yapılacak arsalar için belirli m2 şartı koymuş. 100. Yıl İlköğretim okulunun alanı bu şartlara uymuyormuş. O nedenle orada yeni bir okul yapılmıyormuş. Trabzon Ortahisar ve diğer ilçelerdeki okulların büyük çoğunluğunun bina ve bahçelerin toplam alanı 100. Yıl İlköğretim okulu arsası kadar. Özel okullar ise apartman dairelerinde eğitim veriyor. O nedenle 100. Yıl ilköğretim okulunun yerine yeni 15-20 derslik üç katlı okul rahatlıkla yapılır.
Valilik veya Milli Eğitim Müdürlüğü, orada yaptıracağı okul için para da harcamaz. Arsanın deniz tarafında Diş hastanesi var. Diş hastanesinin zemin katı ile okul arsasının zemin katı arası 8-10 metre.  Diş hastanesinin ihtiyaca cevap verecek otoparkı bulunmuyor. 100. Yıl ilköğretim okulunun girişi diş hastanesinin otoparkından olması şartıyla 3 veya 4 kat otopark yapılabilir. Otoparkın üzerine de 15-20 derslik bir ilköğretim okulu yapılır. 3 katlı Otopark ile 3 katlı okulu yapmak ve otoparkı da 25-30 yıl işletmek veya otoparkın mülkü karşılığı bu iş rahatlıkla yaptırılabilir. Bu iş, yapıldığında diş hastanesinin ve mahallenin otopark sorunu çözülür. İnönü ve Yenimahalle’de ilköğretim okuluna kavuşur.

100.-yil-okuluna-(1).jpg

Ali Savaş’ın 
Ankara izlenimleri!

Gazeteci Ali Savaş, birkaç gündür Ankara’da. Başkent’te oğlunun evinde kalan Ali Savaş, önceki gün TBMM’ye gitti ve Bahar hanım dışındaki Trabzon milletvekillerini ziyaret etti, izlenimlerini yayın danışmanı olduğu 61saat adlı internet sitesinde yazdı. İşte Savaş’ın izlenimleri;
‘Birkaç günden bu yana Ankara’dayız. Meclis koridorları, kalabalık! İğne atsan yere düşmüyor. Eski sistemine, genel kuralları mecliste yine işliyor. Milletvekillerine yığınla talep geliyor. Ancak, Vekiller Bakanları mecliste göremiyor(!) Bürokratlar ise yeni sisteme alışmaya çalıştıkları için vekillerden gelen talebi, şimdilik beklemeye almışlar. Böyle bir ortamda, havada biz de Ankara kulislerinde Trabzon milletvekillerinin kapısını çaldık, izlenimlerimizi size aktarayım.
AHMET KAYA: CHP Trabzon milletvekili Ahmet Kaya, parti içi mücadelede genel merkezle ters düştü. Kaya, ben örgüt ve Trabzon sokakları ne dediyse onu yaptım diyor. Kaya’nın bu duruşu, inançları doğrultusunda doğru bir karar…  Mütevazı meclis odasında Trabzonspor forması, ağaç büyüklüğünde bir çiçek dikkat çekiyor. Kaya’nın duruşu CHP tabanında taktir ediliyor.  
HÜSEYİN ÖRS: Hüseyin Örs de Ahmet Kaya gibi partilerinin iç karışıklığın içine düştü. Koray Aydın’ın dediklerini harfiyen yerine getiriyor. Örs, Trabzon’da günde iki paket sigara içerken Ankara’da paket sayısını üçe çıkardı.  Eğer, Örs'ün meclisteki kapısı kapalıya bilin ki içinde sigara içiyordur... Örs’ün danışmanı henüz işbaşı yapmamış. Örs; ‘İyi Partideki Meral Akşener krizi, Akşener için avantaja dönecek’diyor. Hoca, böyle diyorsa mutlaka bir bildiği vardır.
SALİH CORA; Allah Salih Cora’ya kolaylık versin. Trabzon’dan en çok aranan, en çok bireysel talep gelen vekil. Telefonu bir dakika boş durmuyor. Başı ağrıyan, iş isteyen, iş takip edenin aradığı ilk isim Salih Cora… 
ADNAN GÜNNAR: Adnan Günnar’ın gündeminde yerel seçimler var. Günnar, Trabzon ve ilçelerindeki değerlerin kapısının çalınmasından yana. Günnar’a göre, yeni isimler yeri yüzler yeni yetenekler ortaya çıkartmalı.
MUHAMMET BALTA:  Trabzon milletvekilleri arasında; en geniş oda en çok yardımcısı olan vekil, Muhammet Balta Çünkü Çevre Komisyonu başkanı.. TBMM’de komisyon başkanları genellikle eski bakanlar olurken, Balta’nın komisyon başkanı olması direkt Cumhurbaşkanı ile ilgili. Zira Erdoğan, Çevre Komisyonuna Muhammet’i verin dedi… Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Balta’ya birçok konuda güveniyor. AK Parti milletvekilleri Mega projelerin takibinde bir iş bölümü yapmışlar. 

Gülmek garanti! 

gulmek-001.jpg

KTÜ eski rektörü, YÖK eski Başkanı, Ergenekon, Balyoz mağduru Prof. Dr. Kemal Gürüz, geçenlerde Doğu Karadeniz bölgesinde idi. Kemal Hoca, Ayder ve Kaçkar dağlarında turladı, yayla havası aldı ve Ankara’ya, muhtemelen oradan da Ege sahillerine gitti.
Kemal Hoca, dün gazetemiz sahibi ve yazarı Hasan Kurt’a, ‘Gülmek Garanti’ başlığı ile aşağıdaki yazıyı gönderdi;
‘Rize'de kaza geçiren bir işçi, olayı ayrıntılarıyla anlatmak için şantiye şefine bir mektup yazmış ki, evlere şenlik. İtiraf etmek gerekirse, klasik Karadeniz fıkralarından biri sandım ama değilmiş. Bire bir gerçek bir hikaye... 
Sayın şantiye şefim, iş kazası tutanağında planlama hatası diye yazmıştım.
Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı bilgi istemişsiniz. 
Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıdaki gibi olmuştur:
Bildiğiniz gibi ben duvar ustasıyım.
İnşaatın 6. katında işimi bitirdiğimde, biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg olduğunu sandığım bu tuğlaları aşağıya indirmem gerekiyordu. Bunun için bir varil buldum.
Ona sağlam bir ip bağladım. 6. kata çıkıp, ipi bir çıkrıktan geçirerek, ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya inip, ipi çekerek varili 6. kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp, tekrar yukarı çıktım. Tüm tuğlaları varile doldurup aşağı indim. Tam ipin ucunu çektim ki, kendimi havalarda buldum. Ben yaklaşık 70 kiloyum.
250 kiloluk varil aşağı düşerken, beni yukarı çekti. Heyecandan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sanıyorum sağ iki kaburgam bu sırada kırıldı. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple birlikte çıkrığa sıkıştı.
Böylece parmaklarım da kırılmış oldu. O sırada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa dağıldı.
Varil hafifleyince, bu kez ben aşağı inmeye, varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
Can havliyle ipi bırakmayı akıl ettim ve tabii yaklaşık 3 kat yükseklikten aşağıya doğru düştüm. Sol kaburgalarım, sol el bileğim de o zaman kırıldı sanırım. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin hızla üzerime doğru geldiğini gördüm. Kafatasımın da böylece çatladığını düşünüyorum. Bu sırada bayılmışım.
Gözümü hastanede açtım. Allah'ın, herkesi böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.’

 

Önceki ve Sonraki Yazılar