Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

100. YILI BÖYLE Mİ KUTLAYACAKTIK?

  24 yıllık öğretmenliğimde her 23 Nisanı büyük bir sevinç ve heyecanla bekler karşılar ve güzel törenlerle kutlardık. Okulların, sınıfların süslenmesi. Günler önceden ezberlenen şiirlerle yürekler coşardı. Yıllar öncesinin anlamlı günlerini yaşamaya çalışırdık. Sınıf süsleri günlerce kaldırılmazdı o mutluluk sürsün diye. 23 Nisanın 100. yılı ne büyük mutluluk. Nasıl hazırlanacak ne de yürekten kutlayacaktık. Bu yıl bu korona bahanesi çıktı. Evet aylardır içerdeyiz, tüm uyarılara uyuyoruz, kurallara uyuyoruz da bundan önceki yıllar, son beş on yıl yavaş yavaş bu noktaya geldik. 23 Nisan yasak savar törenlerle geçiştiriliyordu. Okullarda, alanlarda yapılan coşkulu törenler kalkmıştı. Hani o pırıl pırıl giysili yavrular, hani o süslenen meydanlar hani o kaymakamın makamında, müdürün, reisin makamında bir günlüğüne görev alan yavrular, bu olayı yıllarca unutmazlardı. Ne oldu? Tüm ulusal bayramlar kuşa çevrildi, anlamını yitirdi. Hatta dini bayramlar bile anlamını yitirdi. Her gün kutlanan özel günler ne oldu. Oysa bu bayramlar bu günler eğitimde çok büyük önem taşır.
Hani o 1. TBMM’de yapılan törenler, hani sokakları süsleyen anlamlı afişler, posterler. Çocuklarımız bu büyük anlamlı günü evlerinde kutlayabildi olabildiğince coşkuyla. Evet sağlık nedeni ile toplanmak, insanlar arası yaklaşımlar sakıncalı anladık da. Sokaklar süslense, posterler asılsa, basınla yayınla bu günün anlam ve önemi vurgulansa ne olurdu. Biz sağlık önlemlerine karşı değiliz elbet insanlık büyük bir felaket geçiriyor. Dileriz biz de tüm insanlık da en az zararla bunu atlatalım. Ancak benim vurguladığım dilekler bunlarla çelişmez.
NE OLDU 100 YIL ÖNCE
Yüzyıl önce Türk Kurtuluş Savaşının çok önemli bir olayı olmuştu. 19 Mayısta Samsun’dan doğan güneş 23 Nisanda Ankara’da bir kaleye doğdu. 1920 Kurtuluş Savaşı sürecinin en uzun yılı. Bir bakın 1920’ye en uzun yıl idi o yıl. Çok zor bir yıl idi. 23 Nisan KUVA-İ MİLLİYEYİ AMİL VE MİLLİ İRADEYİ HAKİM KILMANIN kurumudur. Erzurum’da, Sivas’ta toplanan kongreler ulusal iradeyi egemen kılmaya çalışıyordu. Bu olay öyle kağıt üzerinde görüldüğü gibi kolay değildi. Evet bu halk bu ulus ülkesini kurtarmak istiyordu. Ancak bu iş nasıl olacaktı. Büyük önder eşsiz komutan bu işi ulusal egemenlik gücü ile yapmak istiyordu. Kongrelerde toplanan temsilciler, vekiller. Hepsi aynı görüşte mi? Büyük önderin gösterdiği yolda herkes birleşiyor mu? İşte asıl güçlük burada. Çok değişik görüşler var. Bu görüşleri bir noktada birleştirmek çok güç. İşte bu güç işi başardı büyük insan Mustafa Kemal Paşa. Çok büyük araştırma yapmanıza, çok fazla okumanıza gerek yok, bu gerçek görülüyor. Erzurum Kongresine bir bakın, nasıl toplandı. Oradan Sivas’a nasıl varıldı. Nasıl bir seçim. Sivas Kongresindeki güçlüklere bir bakın. Ülkenin durumu ortada. Ordu dağılmış, silah-cephane büyük oranda teslim edilmiş. Nasıl alınacak bu kararlar. Bu halk birleşebilir bu orada yeniden oluşur mu? Kimisi kendine güvenmiyor. Başka ülkelerin koruyuculuğuna sığınmak isteyenler var. V e Mustafa Kemal “Ya bağımsızlık ya ölüm “diyor ve son kararı veriyor. Ankara’ya yürüyoruz . İstanbul’da son kez toplanıyor Meclis-i Mebusan yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin İstanbul’daki son temsili.
Bu meclisten gelenler kaçıp gelenler ve Anadolu’dan seçilenler Ankara’da toplanacak. İlk kez adı koyuluyor Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bu meclisin niteliğini anlamak için o yılların resimlerine bakın. Kılık kıyafetlerinden bu meclisi anlama olanağı var. Her kesimden insan var, her düşünce var. Bu meclisin çok demokratik bir meclis olduğu hep söylenir. Doğrudur, her düşünce var. Hatta hala padişahı düşünenler, padişahlığı kurtarmayı amaçlananlar var. Oysa Mustafa Kemal'in niyeti ULUSAL EGEMENLİK. Bir zahmet edin bir inceleyin o günlere bakın o günlerdeki oturumları, görüşmeleri, işin ne denli zor olduğunu görün. Ancak burada asıl dikkat çekici yan nedir bilir misiniz? Bu hareketi yürüten bu büyük insan tüm güçlüklere karşın hiçbir zaman meclisi kapatmayı düşünmedi . Tüm hareketi bu meclisle yapmayı düşünüyordu. En büyük güç olarak bu kurumu görüyordu. Bütün kararlar burada görüşülür burada sonuca varılırdı. En güç zamanlarda bile meclisi kapatmayı düşünmedi. Güç aldığı en önemli kurum TBMM idi.
23 NİSAN NEDEN ÇOCUK BAYRAMI OLDU
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı... Neden çocuk bayramı. Çocuğun anlamını ve önemini kavrayamayanlar çocuk bayramını bu nedenle küçümseyebilir. Oysa Atatürk insanları çok iyi tanıyan, toplumu çok iyi bilen ve elbette toplumu da çok iyi bilen ulusal yapıyı çok iyi kavrayan bir insandı. O nedenle çocuğa çok büyük önem veren Mustafa Kemal Paşa olarak bu önemli olayın yıldönümünü çocuklara bir armağan olarak sundu. Ancak bu armağan bir eğlence bir sembol değildi. Çocuklara daha çok küçükken bu büyük sorumluluğu vermiştir. Onlar bu bayramda bir gün, bir saat bile olsa bir sorumluluk alarak yarınlarda görevlerini daha bu günlerde duymak.
İşte bu nedenle 23 Nisan Çocuk Bayramı olarak daha çocukken sorumluluk alarak yetişmelerini sağlamak. 23 Nisan bayram olarak kutlanarak çocukların belleğinde çok önemli bir yer alırdı. Evet bayramlarda gösteriler olur en güzel şiirler okunur konuşmalar yapılırdı. Böylece çocuklar daha küçükken bu sorumluluk bilinci ile yetişip gelecekte başarılı bireyler durumuna gelirler.
BU 100.YIL NASIL KUTLANMALIYDI
Büyük Atatürk 10.yıl söylevinde, “Ebediyete akıp giden her on yıl da bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle daha büyük saadetlerle kutlamanı dilerim” diyorlardı. Bu sadece Cumhuriyet Bayramı için değil tüm milli bayramlar için geçerlidir… Ki 100. yıl çok önemli. Bu yıl dönümü çok değişik ve çok anlamlı törenlerle kutlanmalıydı. Şu anda mazeret var doğru. Ancak toplantılarla, toplu gösterilerle kutlanması çok zordu. Böyle oluyor diye tamamı ile törenleri iptal etme yapmama doğru değildi. Afişlerle, posterlerle, sokak süsleri ile değişik yayınlarla bayram kutlanmalıydı. Özellikle çocuklara yönelik etkinlikler olmalıydı. Basında yayın organlarında bu olayın anlamı işlenmeliydi. Çocuk gösterileri bu organlarda sunulmalıydı. Bu önemli olayla ilgili belgeseller yayınlanmalıydı. Fakat görülüyor ki bunların hiç biri yeteri kadar olmadı.
BAYRAMLAR VE ÖZEL GÜNLER ÇOK İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ
İnsan bu, diğer canlılardan çok farklı. Nasıl yetişecek. Bilgi yönünden duygu yönünden yetişmeli. Toplumun bir bireyi,ulusun bir bireyi olarak bu bilinçle yetişmeli . Tarihini çok doğru bilmeli. Coğrafyasını çok iyi tanımalı. İnsan olarak da kendisini çok iyi tanımalı. Yeteneğim ne, zeka durumum nasıl . Ben kimim?
İşte bu nedenle çocuk ve genç yetişirken manevi yönden çok iyi yetişmeli. Bayramları özel günleri anlayarak çok iyi yaşamalı. Özel günlerde değerlendirilmeli. Öyle öykülerle masallarla değil gerçekten bilimsel düşünceye yönelik bir eğitim almalı. Eğitimi yaşamak için almalı. Öğrendiklerini kullanabilmeli. Böylesine çok yönlü yetişen çocuk başarılı bir genç yetenek, çalışkan ve başarılı bir yetişkin olur. Böylece ulus olarak, ülke olarak özlenen noktaya ulaşmış oluruz.
Bu nedenle bu önemli yıldönümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyorum. 100 yıl öncesini yaşayan başta Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü o meclisin çok sayın mensuplarını saygı ile rahmetle anıyor daha nice 100 yıllar diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum