13 KURUŞ

Mayıs ayında, köy sezonu açılırdı.
Hiç gitmek istemezdim. Çay toplanacak ve yaklaşık 15-20 günümüz köyde geçecekti. O zaman genciz. Köye gitmek o yaşlarda benim için bir zulümdü. Öyle ki, adeta diken olup batardı bana köy. Çünkü bana göre köyde yapacak hiçbir şey yoktu. Arkadaşlık yapacak kimse bile yoktu. Biz şehirliyiz ya, öyle seçici olmalıydık. Ne saçma bir kompleks haliyse. Ama bahsettiğim yaş 15, belki 16 yaşları.
Sabahları bazen dereleri geçerek, bazen neredeyse iki kilometreyi bulan dağ bayırı çıkarak, o zor arazilerde ki çayları toplamaya giderdik. Ne yağmur, ne güneş, ne çamur, çayın toplanmasına engel değildir.

Hatta bazen yağmurdan dereler taşar, insanlar sırtlarında 50- 60 kg hatta belki 70 kg çay sepetleri ile o çayı taşlardan atlayarak ya da yarı beline kadar sulara girerek hatta ölüm tehlikesi ile çay alım yerlerine ulaştırmaya çalışır. Bu kadar zor ve özveri isteyen bir iştir çay toplamak ve üreticisi olmak.
Birkaç saat annemlere yardım ettikten sonra babacığım” Havva yine gökyüzüne bakmaya başladı. Eve gitme saati geldi her halde” der ve gülerlerdi.
Çay toplayıp onu alım yerine götürmek, satmak çok meşakkatli bir iştir. En zoru da malumunuz emeğinizin karşılığını alamamaktır.
Emek vermenin ne demek olduğunu, özveriyi, paylaşmayı bilen ve hakkını veren bilir. Emek en yüce değerdir.
Devlet İki buçuk yaprak ister üretici o çayı toplar, çayı taze ister üretici onu da yapar, geçmiş denilen kart olmayan çayı zamanında taze ve zorlukla toplar, ama iş emeğin karşılığına almaya gelince elde var sıfır.
Çayı bilen ve anlayan kişiler değerlendirmeli. Anlatarak anlaşılmaz. O zaman sadece bir mucize bekler dururusun.
Her sene bitmek bilmeyen bir arayışla çayını toplamaya İstanbul, Ankara, İzmir … ve giden üretici koskocaman bir kandırmaca ile karşı karşıya kalır.
Hep bir sürpriz bekler Rizeli’yi.
Bir kap düşünün üstü delik, altı delik. Üstten su koyuyorsunuz, anında alttan su boşalıyor. Kap hep boş . İnsanların ümitlerini tüketmek de böyle bir şey. Rizelinin hevesi ve mutluluğu hatta beklentisi  ta ki o çayın, ilk sürgüsünde açıklanan çay fiyatı ile son bulur. Bu bir de ja vu misali, her sene tekrarlanan.
Oysa her sene mutluluklarının peşinde değil, mutsuzluklarının peşinde koşuyor üretici.
Sofra evde yemek yenilen düzendir. Dışarıda sofra olmaz. Sofra ailede olur. Sofranın zengin ve fakiri de olmaz. Her evde bir sofra kurulur.  Herkes o sofraya oturur ve dumanı tüten bir çaydanlığın etrafında aile efradı buluşur, birleşir.
Yalnızca ailelerden oluşan sofralarda amaç karnını doyurmaktır. Ama bazen ruhunu da doyurursun o sofralarda. Peki o sofrada dumanı tüten çayın, üreticisinin ruhu neden hep cansız.
Çay üreticisi her zaman zarardadır.
Her zaman, zamanı geldiğinde üretici gübresini verir. Çayını toplar ve satar. Ama hep kaybeder.
Bu senede binlerce ailenin geçim kaynağı olan ve üretimi yapılan çay, yine sorunla karşı karşıya.
Çay tarım alanlarının genişliği bakımından üretici ülkeler arasında Türkiye 7 sırada, kuru çay üretiminde ise 5. sıradadır.
Bu yıl yaş çay alım fiyatı 3 lira 27 kuruş olarak açıklandı. 13 kuruşluk destekleme ile de kilogramı 3lira 40 kuruşa denk geldi.
Yani üretici birinci sürgünde açıklanan bu fiyatla enflasyona yenik düşerek, çay parası daha eline geçmeden uçup gitmiştir.
Sudan sonra en ucuz ve en sık tüketilen çaydır.
Çayın insan fizyolojisi ve  psikolojisi üzerinde olumlu etkileri vardır. Avusturyalı şair  Peter Altenberg 1913 yılında çayı “ruh banyosu” olarak tanımlamıştır.
Çayın 5000 yıllık bir geçmişi vardır. Gün boyu çay içmememizin yanı sıra, çayın içim şekilleri de vardır. İnce belli bardak, kıtlama şekerle içilen çay, demli çay kültürümüze eklediklerimizdir. Çay bugün sosyal yaşantımızda yerini doldurulamayacak kadar sağlamlaşmıştır ve onun etrafında oluşan kültürüyle de yaşamaktadır.
Çay kesildikten sonra susar mı? Yağmura, güneşe, toprağa susar mı? Bence susar tüm bu haksızlık karşısında…
Hikaye devam edecek. Hiç fındık unutulur mu?


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.