Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

1800’LER ve 2000’LER…

Sevgili ağabeyimiz Hasan Kurt’un “Bir Zamanlar Trabzon” kitabının ikincisini de tıpkı birinci de olduğu gibi bir nefeste, heyecanla okudum. Kitabın bir bölümünde 1878’in Aralık ayında Trabzon’a gelen Henry Barkley’in Trabzon’u tarif ettiği cümle dikkatimi çekti; “Trabzon Avrupa’ydı.” Yine 1871’de Trabzon’a gelen Amerikalı misyoner Mary Mills Patrick şöyle demiş; “Trabzon sandalye ve ayrı tabaklar gibi lüks şeyleri bulabilecek kadar medeni bir şehirdi.”

Yıllar sonra 1922’de Meydan’da Namık Efendi’nin lokantasında piyano eşliğinde yemek yeniyormuş.

Kitabın bu bölümünü okurken çok değil şöyle böyle 15-20 yıl kadar önceye gidiverdim. İşlerimin yoğun olduğu bir haftada bir öğle vaktini hafif şeylerle geçiştirmek istedim. Daha önce defalarca yediğim bilindik bir lahmacuncuya gittim. Alt kat doluydu. Hiç bakınmadan üst kata çıkmak için merdivenlere yöneldim ki arkamdan garsonun seslendiğini duydum. Herkesin önünde, o dolu ortamda şöyle diyordu garson;

“Üst kat ailelere ait.”

Olabildiğince sakin bir şekilde geri döndüğümü ve “Benim de bir ailem var. Ben de bir ailenin mensubuyum” diyerek oradan ayrıldığımı hatırlıyorum. Bu olaydan sonra da bir daha o lahmacuncuya adımımı atmamıştım. Sonra da kapandı gitti zaten.

Bir 1800’lü yıllara bakın bir de 2000’li yıllara.

Yine Trabzon’da 10 yıl kadar önce eşimle bir restorana gitmiştik. Ortam gayet güzeldi. Yani dışarıdan gelecek yerli ve yabancı misafirlerimizi götürebileceğimiz bir mekân olduğunu görünce garsona sormuştum;

“Restoranınızda içki servisi var mıdır?”

Garson da cevap vermişti;

“Beyefendi yok. Burası aile restoranı.”

İçimden la havle çektiğimi hatırlıyorum.

Bir 1800’lü yıllara bakın bir de 2000’li yıllara.

Haydi bir örneği de Trabzon dışından, ülkemizin başkenti Ankara’dan verip yazımızı tamamlayalım;

Eşimle bir Ankara seyahatimizde bir öğle yemeğini uluslararası ünlü bir pizzacıda yiyelim istedik. Her seyahatimizde gittiğimiz bir mekândı burası.

Garson kız geldi. Sipariş verdim. Aramızda geçen konuşma;

Bir büyük pizza, 2 meşrubat.

Büyük pizza yiyemezsiniz beyefendi, ben orta boy yazıyorum.

Hanımefendi bir büyük pizza lütfen.

Beyefendi yiyemezsiniz. Orta yazıyorum.

YAHU KIZIM SİZE NE YİYİP YİYEMEYECEĞİMİZDEN. BİR BÜYÜK PİZZA DİYORUM. YERİM YEMEM SİZE NE? YİYEMEZSEK PAKET YAPTIRIP EVDE YERİZ. O DA OLMAZSA YOLDA BİRİNE VERİRİM.

Kız kızarıp gitmişti. Eşim de bana çıkışmıştı. Kıza niye bağırdın demişti?

Allah’tan son yıllarda bu tip davranışlarla karşılaşmıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.