19 MAYIS VE 29 MAYIS’I BİR KARŞILAŞTIRALIM

   Mayıs geride kaldı, Haziran’a geldik. Mayısta iki tarihi yıldönümü geçirdik. Koronavirüs kısıtlaması nedeni ile kısıtlı törenlerle anıldı. Kısıtlansın, kısıtlansın da unutulmasın, yanlış öğrenilmesin. Tarih dünü aydınlatır bu güne ve yarına ışık tutar. Doğru öğrenilmeli. Gerçekler saptırılmamalı.
Bu iki tarih de çok önemli. Ancak doğru öğrenilmeli, öğretilmeli. Ne abartılmalı ne saptırılmalı. Gerçek ne ise bilenmeli.
   567 yıl önceden başlayalım. 1453 Osmanlılarda İstanbul’un fethi. 29 Mayıs’ın 567. yılını geçirdik. Çok büyük bir olay. Bir çağ kapanmış yeni bir çağ açılmış. Yıllardır fethetme ideali ile gelinen bir olay. İstanbul o çağda da dünyanın en önemli kentlerinden biri, en güzel kentlerinden, yerlerinden biri. Doğ Roma İmparatorluğunun başkenti. 29 Mayıs’ta fethedildi, bir Osmanlı kenti, bir Türk kenti oldu. Doğal güzellikleri ile eşsiz, stratejik yönden önemli bir nokta. Osmanlının eline geçmesi Osmanlının o noktadan sonrası için de çok önemli. O tarihten sonra Osmanlının yükselme devri başlıyor. Bu nedenle çok önemli. Bu önemli olaya biraz yakından bakalım.

   29 Mayıs 1453 çok önemli. Çok önemli de o tarihe dek oluşan gelişmeler de çok önemli. Osmanlı boğazları geçmiş Avrupa’ya yayılmış. Anadolu hemen hemen tamamı ile Osmanlının eline geçti. O çağda Osmanlı devleti dünyanın en güçlü devleti. Devletin başında çok yetenekli, genç bir devlet adamı. İstanbul’un dört yanını Osmanlı fethetmiş. İstanbul bir şehir devletine dönmüş. İstanbul kalın surlarla, yüksek kale duvarları ile güçlü duvarlarla korunuyor . Oysa Osmanlı dünyanın en modern silahlarına sahip, en büyük ordusuna sahip. O güne dek kullanılmamış en büyük toplar dökülmüş.
Şimdi böyle güçlü bir devletin bir şehir devletini fethetmesini düşünelim. Evet çok teknik bir savaş oldu. Rumeli yakasındaki savunma kulesine karşı Anadolu yakasında bir başka büyük hisar inşa edildi. İstanbul devleti adeta küçük bir yarımada. Haliç’te küçük bir denizi var. Onu da kalın bir zincirle kapatmış. Haliç’e de girmek gerekiyor. Bunun da yolu bulundu, karadan gemiler yüzdürüldü.
Yine de savaş uzun sürdü. Toplarla kale duvarları delindi. Yeni yollar açıldı. İçerden savunma çok güçlü değil. 29 Mayıs’ta I.Mehmet İstanbul’un en büyük kapısından içeri girdi, İstanbul fethedildi. Mehmet de Fatih Sultan Mehmet oldu. Bizans bitti, Doğu Roma sona erdi.
Bu olay Batı için daha büyük bir olay. Türk tarihi açısından çok büyük bir olay değil. Türk Tarihinde bir çağ kapanıp yeni bir çağ açılmadı. Batı için Ortaçağ kapandı Yeni Çağ açıldı. İstanbul önemli bir kültür ve sanat kenti idi. Buradaki bu birikim Avrupa’ya göçtü Avrupa’yı değiştirdi. Osmanlı da artık kuruluşu tamamladı yükselişe geçti. Tabii önemli bir olay.
Osmanlı gücüne göre bu olayı çok büyük bir olay olarak kabul etmedi. Çünkü süreç o noktaya geldi. Artık İstanbul’un Osmanlının olmaktan başka bir seçeneği yoktu. Avrupa için İstanbul çok önemli de Osmanlıya karşı oluşacak bir güç yok, yeni bir haçlı seferi düzenlenemiyor.
 
            ŞİMDİ 19 MAYIS’A BAKALIM
   Yaklaşık 400 küsur yıl sonra Osmanlı adeta erimiş. O görkemli devlet erimiş. Osmanlının son varisi o görkemli devleti teslim etmiş. Salt tahtı korumak için, bir avuç toprağa razı olmuş, mandayı da himayeyi de göze almış. İmparatorluğun ana öğesi Türk Ulusu artık tutsak edilmek isteniyordu. Yüzyıllardır özgür ve bağımsız yaşamış bir ulusa çok onur kırıcı bir anlaşma imzalanmış. Ordusu dağılacak, silah ve cephanesi teslim edilecek. Böyle büyük böyle yüce bir ulusa bu antlaşma kabul edilebilir mi?
Yüzyıllarca devleti bir hanedan yönetti. Milli bir devlet değil, imparatorluk. Çok değişik milletlerden halklar var. Rum var, Arnavut var, Ermeni var, Sırp var... sayısız millet var. Devlet yönetiminde belki en az Türklere görev veriliyor. Ancak Osmanlı tarihte Türk Devleti olarak yer aldı. Ancak devleti yöneten padişahın halkı tebaa olarak, kul olarak kabul eden bir yönetim tarzı var. İşte böyle bir devlet yüzyıllarca savaş alanlarında kaybediyor, küçülüyor eriyor. En son I.Dünya Savaşı ile Çanakkale’de şanlı bir zafer kazansa da savaş sonunda imzalanan ateşkes ile devlet adeta teslim oluyor. Devletin başkanı devletine artık sahip değil. Bu ateşkesin koşulları ile tahtını korumak istiyor. Ülkede ateşkes hükümlerine ters hareketler var. Bu hareketler sürdükçe işgaller sürecek ve devlet tamamen yok olacak. İşte buna karşı padişah bir yol arıyor. Kim bastırabilir bu hareketleri. Çok ünlü çok güçlü bir komutan gerekiyor. İşte bunu buluyor padişah. Daha önce tanıdığı, hatta çok yakınında görev verdiği ve Çanakkale zaferinde ünlenen Mustafa Kemal bulunuyor. Anadolu’ya gönderilecek. Padişahın amacı bu. Mustafa Kemal’in amacı farklı. O ülkeyi kurtarmak, ulusu egemen kılmak için yola çıkıyor.
    19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa bu amaçla yola çıkıyor. Samsun’a varıyor. Bölük pörçük kurtuluş ateşlerini birleştirmektir amaç. İstanbul’un fethi gibi bir padişah olarak halkın önünde değil. O halkı egemen kılmak için halkın önündedir. Evet ortada bir devlet yok, Ordu dağıtılmış, silah ve cephane teslim edilecek. Halk yoksul, çıplak aç ve umutsuz. İşte bu halka umut verdi. Halk ne açlığını ne yoksulluğunu düşünmeden el ele verdi. 19 Mayıs bir diriliştir. Bir ayağa kalkıştır. İstanbul’un fethinde dünyanın en güçlü ülkesi, en egemen padişahı ve gücü en büyük ordunun başında fethi gerçekleştirdi. 19 Mayıs’ta bunun tersi olmuş. O görkemli imparatorluğun küllerinden büyük bir ateş tutuştu ve yeni bir devlet doğdu. Para yok, silah yok, ordu yok... Varsın böyle olsun. Büyük bir lider, eşsiz bir komutan önde. Ankara’da Ulusal Egemenlik gerçekleşti. O yılların tabiri ile söyleyelim KUVA-İ MİLLİYEYİ AMİL VE MİLLİ İRADEYİ HAKİM KILMAK... Türkçesi Milletin gücü ile Milletin isteğini egemen kılmak... İşte bu yapıldı. Halkına inanıyordu, güveniyordu. O padişah gibi halkı bir sürü gibi görmüyordu. En büyük güç olarak görüyordu. İşte bunu gerçekleştirdi. 19 Mayıs bu olayın ilk adımıdır.
 
        TARİHİMİZİ DOĞRU ÖĞRENELİM
   Büyük Atatürk'ün başarısının en önemli etkeni onun tarihini çok iyi bilmesi. Halkını ve ulusunu çok iyi tanımasıdır. Kitaplığına bir bakın, kütüphanelerine bir bakın, Dinlenmeye gittiği yerlere bile kitaplığının büyük bir bölümünü taşırdı. O tarihi gerçekleri öylesine iyi bilirdi ki hiç yanılmazdı. O salt Türk tarihini değil dünya tarihini de çok iyi bilirdi. Buna göre hareket ederdi.
Günümüzde bilgiye ulaşmak çok daha kolay. Ancak günümüzde devlet adamları, hükümet adamları tarihi iyi bilmiyor. Tarihi bilim olarak değil bir çıkar aracı olarak kullanmak istiyorlar. Öyle büyük yanlışlar yapıyorlar ki, öyle büyük yanlış tarih bilgisine sahipler ki bir ilkokul öğrencisi bile bundan utanır.
Yazımızın konusu 19 Mayıs ve 29 Mayıs karşılaştırması ya… Ya bilmiyorlar ya da bildikleri halde halkı aldatmak istiyorlar. 29 Mayıs 19 Mayıs’tan daha önemlidir diyorlar... Çanakkale zaferinden KUTÜL AMARE savaşının daha önemli olduğunu söylüyorlar. Çok basit çok yalın tarih bilgisi olanlar bile bu olayları çok daha iyi ayrıştırır önemini kavrar.
Devlet adamları tarihi çok iyi ve doğru bilmek zorunda. Nerden nereye geldik. Neler yapıldı neler yapılmadı bilmeli.
*
    Şimdi sonuca gelelim. 19 Mayıs’ı tam ve doğru olarak kavramalı. İstanbul’un fethini de doğru öğrenmeli. Nasıl örnek alınacak iyi kavranmalı. Evet iki tarihi olayı da saygı ile analım. Komutanlarını ve baş komutanlarını rahmetle ve saygı ile ancak bilerek analım.


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.