11.11.2021, 10:22

193∞

Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza kadar yaşayacağına o kadar inanıyordu ki, ‘’Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır(yaşayacaktır)’’ sözünü 16 Haziran 1926’da trenle İzmir’e gideceği gün kendisine karşı düzenlenen başarısız suikast sonrasında bile söyleyebilmişti. Çünkü 20 Ekim 1927’de ‘’Gençliğe Hitabe’’ ve 5 Şubat 1933’te ‘’Bursa Nutku’nda’’ cumhuriyeti gençlere emanet ederek gençliği cumhuriyetin sahibi ve bekçisi yapacak ve gençlikle birlikte Cumhuriyeti ebedileştirecekti. Günümüzde yeni Türkiye borazancıları sanırım şu sözlerden bihaberler. ’Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir’’ diyen Atatürk, gençlere emanet ettiği Türkiye’nin her daim yeni olduğunu, günceli yakaladığını ve onlarla yaşadığını ifade ediyor. Bu ‘’yeni Türkiye’’ diyenlerin esas kapalı düşünceleri ‘’Osmanlıcılık’’ yani aslında yeni derken eskiye özlemleridir. Bursa Nutku’nda da ‘’Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunları güçsüz düşürecek bir davranış duydu mu, elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır’’ diyerek gençliğe olan güvenini vurgulamış ve gençleri bu sözlerle görevlendirmiş ve onları kendilerinin önemsendiğini hissetmelerini sağlamıştır.

Günümüzde farklı yorumlanan milliyetçilik/ulusçuluk konusunu Mustafa Kemal’in sözlerinden hareketle yorumlamalıdır, aslında sözler çok açıktır, kafatasçı ırkçı bir yaklaşım asla yoktur. Millet cumhuriyetin temel taşlarındandır, toplumun en son aşamasıdır. Toplumun millet olabilmesi için üç önemli koşul vardır; milli benlik (milliyet duygusu),milli tarih ve milli dildir. Bunlardan birisi eksikse millet olma özelliği vasfını kaybeder. Atatürk’e göre milli benliğini tanımayan, bulamayan milletler başka milletlerin kölesi olur.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türk milliyetçiliği fikri gelişememişti, devletin yapısı dini temellere dayandığından vatandaş kendini ümmet olarak görüyordu. Hâlbuki Fransız Devrimi’nin de etkisiyle Arnavutlar, Sırplar ve Araplar kimliklerini hatırlamış ve sahiplenmişlerdi. Türkler kendilerini ‘’cemaat’’ olarak nitelendiriyorlardı. Milliyetçilik fikri gelişemediğinden de yıkılma kaçınılmaz olmuştur. Mustafa Kemal bu tehlikeyi görerek ‘’ Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz’’ demiş, tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasını sağlamıştır.

Atatürk milliyetçiliği asla ırkçı bir milliyetçilik fikrine de sahip değildi. Nitekim Atatürk ‘’dini mezhebi, dili ne olursa olsun kendini Türk hisseden, Türk bilen her insan Türk’tür, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’’ diye tarif yapmış ve ırkçı milliyetçiliği reddetmiştir. Türk milleti içinde kendilerini Kürt, Çerkez, Laz, Boşnak olarak değerlendiren ve tanımlayan unsurların varlığını da inkâr etmemiştir. Nitekim sözkonusu unsurların varlığını birçok kez vurgulamıştır. Atatürk’ün kendisini Diyarbakır’ın fahri hemşerisi olarak kabul ettiği Diyarbakır gazetesi sahibine ‘’Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır’’ demekle sözkonusu unsurları nasıl benimsediği ve önemsediğine dair çok önemli bir belgedir.

Atatürk’ün Türk Milleti kavramında din farklılığı da bir engel olarak görülmemiştir. Cumhuriyeti kuran halkın arasında gayrimüslim vatandaşlarımızın da olduğu bir gerçektir. Onların içinde işgalcilerin tüm kışkırtmalarına rağmen bağımsızlık davasına hizmet edenlerin olduğunu da unutmamak gereklidir. Atatürk, gayrimüslim Rum ve Ermeni vatandaşlarımıza yan gözle ve yabancı bakışıyla bakmanın bile çağdaş Türk Milleti’nin asil ahlakından beklemeyeceğini belirtmekle onları sahiplenmiş ve koruma altına almıştır. Azınlıkları dışlamayı insanlık ve çağdaşlık sorunu olarak görmüştür.

1938 yazarken sekizi yan yatırıp sonsuzluk ifadesiyle ölümsüzleştiği anlamını veriyoruz ya, işte ölümsüzlük böyle bir şey, düşüncelerin, söylemlerin ve yaptıkların, devrimlerinle yaşıyorsun.

Kendini adeta milletine adayarak her detayı etraflıca düşünmüş, okumuş, değerlendirmiş ve yazmış ki anlaşılmayacak hiçbir konu bırakmamış. Bir tek bilime olan inancı ve güveni gereği sözlerim arasında tenakuz olursa bilimden yana olun demiştir.

yaşayan olursa yani çağa ayak uydurursa varlıklarını sürdürebilirler, aksi halde dogmatik olanlar, değişmeyenler yok olur giderler.

1881’den beri yaşıyorsun ölümsüz Atam…∞

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 22 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
12
parçalı bulutlu