2005 yılında bir kilo fındık kaç dolardı?

Trabzon Esnaf ve Sanatkarları Odası eski başkanlarından Halil İbrahim Kalfaoğlu, geçenlerde sosyal medyada 2005 yılında fındık fiyatının açıklanması sonrası yaptığı bir açıklamayı paylaştı. Kalfaoğlu, fındığa 7.05 ve 7.45 fiyat verilmesine TESOB Başkanı olarak teşekkür etmiş ve dönemin Fiskobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Salih Erdem’i haklı olarak takdir etmişti.2005-yilinda.jpg

2005 yılında dolar kuru ortalama 1.67 idi. Fındık fiyatı açıklandığında 1.5 TL civarında idi. Kilosu 7 lira olan bir kilo fındık yaklaşık 4.5 dolara tekabül ediyordu.

4.5 doların bugünkü kurdan karşılığı (Bir dolar 7.50 kabul etsek) 33 lira 75 kuruş… Yani bir kilo fındık bugünkü TL’den 33 lira 75 kuruştu.

2005 yılı sonrası yıllar içinde Fiskobirlik devreden çıkarıldı. Özel sektör devreye girdi. İki üç yıl önce de Türk fındık üreticisinin can simidi olan Oltan Gıda, İtalyanlara satılınca Türk fındığında İtalyanlar tekel oldu. Bu yıl fındığa 21 lira verilmişti yani 3 dolar… Her şeyin fiyatı TL ve dolar olarak artmasına rağmen fındık fiyatı 15 yıl öncesine göre kiloda 1.5 dolar geri geldi.

 

Zamanı geldiğinde hepsi yapılacak!

Temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilen Erzincan- Gümüşhane- Trabzon tren yolunun yapımı ile ilgili Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı Adil Karaosmanoğlu, ‘zamanı geldiğinde hepsi yapılacak’ diyerek tren yolunu bir başka bahara bıraktı.

zamani-geldigi.jpgErzincan- Gümüşhane- Trabzon veya diğer güzergahların yakın bir zamanda yapılmasının mümkün olmadığını bilen Bakan Karaismailoğlu, futbol deyimi ile topu orta sahada çevirdi ve şöyle dedi:

"Bu işler istemekle olmaz Hesap kitabı var. Altını doldurmak gerekiyor. Fizibilite etüt çalışması devam ediyor. Daha önce açıklanmış hatlar var. Onlarla ilgili sıkıntı yok. Fayda maliyet analizleri yapılıyor. Sırf Trabzon için değil ülkenin her noktasında Karadeniz hava çalışmaları var. Trabzon’da inşallah hak ettiği yatırımları ve altını doldurduğumuz zaman falaiyete geçeceğiz. Daha önce açıklanan Demiryolu hattında değişiklik söz konusu değildir. Ama bizim her noktayla ilgili çalışmalarımız var. Master plan çerçevesinde program dahilinde yapılan işler. Demiryolu yatırımları maliyetleri ve yatırım olan şey. Çok ağır yükü getiren yatırımlar. Zamanı geldiğinde hepsi yapılacaktır."

Bakan bey, ‘Daha önce açıklanan demiryolu hattı var, Demiryolu hattında değişiklik söz konusu değil,’dedi. Ancak bu hattın Erzincan- Gümüşhane- Tirebolu mu, Erzincan- Gümüşhane- Trabzon mu? Yoksa Aşkale-İyidere olduğunu söylemedi. Giresun cephesinde; Demiryolunun Tirebolu’ya geleceği, Rize’de ise proje tamam demiryolu İyidere’ye gelecek deniliyor.

Erzincan veya Erzurum’dan sahile demiryolu nereden gelirse gelsin, ekonomik bir getirisi yok. Trabzon ve sahil şeridinin demiryolundaki önceliği Samsun- Batum arasıdır. 

Bunun ötesinde Trabzon önceliği, tünel geçişli güney çevre yolu, Kanuni Bulvarı, Gülcemal ve Yatırım adasıdır. Akyazı da yapılacak şehir hastanesi bile Trabzon için ölü yatırımdır.  Kanuni devam ediyor. Diğer üçüne henüz başlanmadı. Yakın bir zamanda başlanmaz! Bakan bey, Gülcemal için destek vereceğini söyledi. İnşallah verir ve Gülcemal’le birlikte Trabzon az da olsa nefes alır.

 

"Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar"

 

Kendimizi eleştirmemiz başkalarını alkışladığımız anlamına gelmez. Gelmemeli de hiç bir zaman! Batı dediğimiz kurulu düzenleri sağlam, zenginleşmiş, hukuk normları oturmuş, bilimde, sanayide, teknolojide ileri gitmiş ülkeler topluluğu medeni midir? Evet düzenleri, adaletleri, zenginlikleri, bilgi birikimleri yerindedir ama medeni midir?

Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle "medeniyet nedir?" sorusuna cevap vermek lazım. Medeniyet kent yaşamı demektir, yani avcı toplayıcı toplumdan yerleşik düzene geçişle başlayan şehir hayatının sosyal, siyasal, entelektüel, kurumsal, teknik ve ekonomik alanlarda sağladığı bilgi birikimi, birbirine ve kurallara saygılı olma halidir. Medeni değerler etnik, dini, renksel, kültürel farkları dikkate almadan insanlara eşit bakma halidir.

Türk medeniyetleri İslam öncesi ve sonrası bu anlamda hep medeni olmuştur. Biz hep medeni idik. Şimdi de çırpınışlarımızın, haykırışlarımızın sebebi gittikçe medeniyetimizden uzaklaştığımızı görmemizdendir. 50 yıl önce insan olarak birbirimize ve kurallara saygı gösterme anlamında çok daha medeni idik. Tarihimizde başka din, dil, etnisiteye sahip olduğu için insanları katletme, toplu kıyım yoktur. Tebay-i sadıka Ermenilere yapılan eylem Batı kışkırtmalarıyla silaha sarılan kardeşlerimizin ihanetine tepkidir.

Medeni anlamda Batı insan olmanın bu asgari müştereğine hiç bir zaman sahip olmamıştır. Haçlı seferleri ile başlayan zaman dilimini incelediğinizde Batı soykırım tarihidir. Hernán Cortés Aztek İmparatorluğu'nu ve Francisco Pizarro ise İnka İmparatorluğunu ele geçirdi. Taşıdıkları hastalık ve silahlarla bu iki medeniyetin kurucularını yok ettiler. Presbiteryenlerin Amerikaya göçüyle başlayan ateşli silahlı beyaz adamla dağınık ve doğal yaşayan yerliler arasında yerlilerin aleyhine gelişen ve soykırıma dönüşen facia korkunçtur. Fransızların Afrikada yaptıkları zulüm insanlık adına utanç vericidir ve halen devam etmektyedir. Daha dün Almanya'da Yahudi Soykırımı yaşanmıştır. Bugün ABD'de siyah adam ırkçı saldırıların hedefidir. Avrupa'da yaşayan Müslümanlar zaman zaman aynı ırkçı saldırıların boy hedefi olmaktadır. Çin farklı etnisiteye sahip olan Uygur Türk'ünü yok etmek için uğraşmaktadır.

Türk Ortaasya'dan Bosna'ya, Orta Afrika'ya kadar devlet kurduğu coğrafyada yaşayan bütün kültürleri yerinde bırakmış bir medeni topluluğun adıdır. Bakmayın ödül almak için kendini soykırımcı ilan eden döneklerin yazdıklarına.

Kısaca sahip olduğumuz medeniyeti küçümsememeli, dışlamamalı, yaşatmaya çalışmalıyız. Çok güzel değerlerimiz var bizim. Kapitalizm bizi bitirmemeli, çünkü dünyanın gerçek medeniyete ihtiyacı var. Ve Türkler bunun için var.

Son 20 yılda Mustafa kemal Atatürk'e ve onun sınırlarını çizdiği Türklüğe niçin bunca saldırı yapılıyor, niçin ümmet ve millet birlikteliğinin üstünde vurgu var, niçin göçlerle ülkemizin nüfus yapısı değiştiriliyor, niçin siyaset, millet derken ümmetten bahsediyor, niçin Atatürk bunca saldırı altında anlıyor musunuz?

(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum