24 Haziran’da sistem oylanacak!

24 Haziran’da yapılacak erken seçim aslında yeni sistemin oylanması olacaktır. TBMM’nin devre dışı kalacağı yeni sistemde tüm yetkiler ‘Başkan’da olacak.
Yeni sistem Türkiye için doğru bir sistem midir?
Bu konuda farklı görüşler var! Kimileri Türkiye için doğru olanın ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesinin daha da pekiştiği, denetimin ön plana çıktığı ‘parlamenter sistem’ olduğunu savunurken, kimileri de yönetimin, karar mekanizmasının tek elde toplanmasından yana! Dün, yeni sisteme en fazla karşı çıkan liderlerden biri olan Devlet Bahçeli, bugün yeni sistemi savunuyor. Bahçeli’nin bu denli bir ‘U’ dönüşü yapması ilginç!
Yeni sistemle birlikte Türkiye’de bürokratik yapıdan yargıya her şey değişecek. Kurtuluş Savaşını yürütmüş, toplumun en umutsuz günlerinde umut olmuş Meclis’in devre dışı kalmaması gerektiğine inananlardanım. Çokları, 24 Haziran’ı hatadan dönmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor, partilerin de her birinin aday göstermeleri gerektiğini söylüyor. Ve anayasal sistemin değiştirilmesini isteyenler ise buna karşı çıkıyor.  
Türkiye’yi 16 yıl AK Parti ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiyor. Ülkeyi yöneten iktidar ve kadrolarına ne Meclis’te ne de kamuoyunda çok büyük tepki gelmedi. Gelen tepkiler de farklı metotlarla minimize edildi. İktidar ve ülkeyi yöneten irade, bu süre zarfında istediği her şeyi yapmasına rağmen neden anayasal sistemin değiştirilmesine gidildi? Neden TBMM devre dışı bırakılıyor… Neden parlamenter sistemden vazgeçilmek isteniyor?
Asıl soru bu?
Bu sorunun cevabını, anayasal sistemin değişmesi için oy kullanacak vatandaşların da büyük çoğunluğunun bildiğini sanmıyorum.
Yeni anayasal sistem; ülkede işsizliği mi önleyecek, beyin göçünü mü durduracak, yatırımı mı arttıracak, adalet mi getirecek, çarpık eğitim sistemini mi düzeltecek, geleceğinden endişe duyan milyonlarca gencin önünü mü açacak? Herkese aş, herkese iş mi verecek? Vs. vs…
AK Parti iktidara geldiğinden kısa bir süre sonra, Türkiye’nin önündeki süreçte neler yaşanacağını ve siyasal İslam’a endeksli partinin iktidarı ele geçirdikten sonra bırakmamak için her yolu deneyeceğini, muhalifleri bile yanına alacağını ve eninde sonunda sistem değişikliğine gideceğini, gitmek isteyeceğini ve hedeflenen tarihin 2023 yılı olduğunu yazmıştım.
Görüşlerimi radikal ve art niyetli bulanlar oldu. Eleştiri aldım. Bu görüşlerime bugün de karşı çıkanlar olacaktır.
Ben de karşı çıkanlara diyorum ki; Hükümetin önünde hiçbir engel yokken parlamenter sistem neden değiştirilmek isteniyor? Tüm yetkiler ve kararlar neden bir kişinin tekeline bırakılmak isteniyor? Ve üstelik AK Parti’nin bu sistemde daha uzun bir süre iktidarda kalması garanti iken!
O bir kişi; (Erdoğan, Akşener ve diğer aday) denetlense, kuvvetler ayrılığı olsa, senato gibi bir meclis vs. olsa bende eyvallah diyeceğim.
24 Haziran erken seçimi, bir yıl önce yapılan referandumun rövanşı gibi olacak! Referandumda yapılan hata umut ederim ki 24 Haziran’da telafi edilir, hatadan dönülür! Dönülmezse ne olur? Onu da ben görmezsem bile yaşayanlar görecek.
Hasan Kurt
***
İNCE
Siyaset gerçekten ince bir işe dönüştü. İnce aday göster. Milletvekili olamasın. Hatta belki 2. adaydan biri olamasın ve olursa 2. tura kalamasın. Böylece hem onore et, hem kurtul. Akıllıca da ne derece ciddi? Hiç Bakan bile olmamış, bir kurum yönetmemiş bir adayı… Eğer bir de TBMM'de yeteri çoğunluk sağlayıp Parlamenter sisteme dönüş yolu açılmazsa, bu mevcut yapıda bütün ülkeyi yönetme basiret, dirayet vs. sine sahipmiş gibi 'hayale' dayalı mı öngörü yapacak vatandaş. Ciddiyet yoksunu işler, ters teper. (Osman Ataman)
**
Amatör bir balıkçının Karadeniz’le ilgili tespitleridir. Bundan 5-6 yıl önce çinekop sürüleri sahillere yaklaştı. Çinekop denizin en aptal balığı. Oltayı bir iki salladığında hemen zokayı yutuyor. Bu balık türü Karadeniz’deki amatör balıkçı sayısının hızla artmasına neden oldu. Oltasını kapan sahile hücum etti. Balık avladıkça özgüvenleri arttı. Bu duruma iklim değişikliğinin sebep olup olmadığını bilemiyorum. Ama bu süreçte ilginç bir şey oldu. Karadeniz bölgesindeki derelerde yapılan HES’lerden suya anormal miktarda mil bırakıldı. Bu mil yağmurla taşan derelerden Karadeniz sahiline indi ve çöktü. Sahildeki suyun oksijen oranını iyice azalttı. Sudaki oksijen azalınca sahildeki kaya diplerinden 300-400 metre açığa kadar balık türlerinin yaşam alanlarında kaymalar oldu. Şimdilerde amatör balıkçıların oltaları bomboş. Bir iki balık tutabilenlere Hz. İsa döneminden kalmış azizler gözüyle bakılıyor. (Metin Kondel)
**
Maçın tekrarının kararını veren üst akıl bellidir! O zaman 2007'de son 30 saniyesi kalan Trabzon-Sivas maçı nedeniyle Trabzonspor'a hükmen mağlubiyet ve 5 maç ceza niye verildi? Bundan sonra Fenerbahçe stadında her şey olabilir ve bir Allah'ın kulu da çıt çıkaramaz. Türk Futboluna Fatiha okuyabiliriz. Üstelik FB-BJK maçından sonra Aziz Yıldırım ve Şefik Mosturoğlu hiç ilgisi yokken Trabzonspor'u töhmet altında bıraktı. Bir ülkede Adalet tecelli etmiyorsa huzur bulmak zordur. Şikecilere bir madalya da böyle verilmiş oldu. Olmayan futbolumuza geçmiş olsun... (İhsan Öksüz)
**
Kimse kimseyi kandırmasın. Karakteri konjonktüre endeksli profiller kişilikli duruş sergileyemez.  Fikret Orman'ın Beşiktaş'ı kuzu kuzu sahaya çıkacak ve sistemin marabası olarak boynunu eğecek, gereğini değil gerçeği söyleyen Ş. Güneş ise bu "Devlet Tiyatrosu"na karşı dik duracaktır. (Sedat Tunalı)
**
SEYİT ONBAŞI ve AK PARTİ...
18 bile yoktu çoğu askerin yaşı, 276 kg. mermiyi sırtlayarak topa yerleştiren Seyit Ali yani Seyit Onbaşı,
İngiliz gemisi Ocean’ı batırır 3’üncü atışında o Seyit Onbaşı. Karşılığında sorar komutanı; “Ne istersin” Ey Seyit Onbaşı? Karnı aç olduğu için bir ekmek ister. Sonra da “Arkadaşlarımın hakkı geçer” diye onu da almaz o asker. Evet Çanakkale yeryüzünün henüz böylesini görmediği Seyit Onbaşı demektir...
Maalesef Seyit Onbaşılara kapılar kapalı, Ebuzerlere, Ömerlere kapalı olduğu gibi... 24 Haziran’da da açılacak gibi gözükmüyor... (Dr. Mehmet Akif Köroğlu)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar