Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

80. ÖLÜM YILINDA NASIL YAŞIYOR ÇOCUKLUĞUMDAKİ ANMA TÖRENLERİ

  57’li yıllarda ilkokula başladım. 10 Kasım geldi. Öğretmen Atatürk'ü anlattı. Yazı tahtasının üstündeki resmine bakıyordum. Sanki gözümde canlanıyordu. İşte bizi düşmanlardan kurtaran bu büyük, bu sevimli insan öldü. Biz sanki o gün ölmüş gibi üzüldük. Çok duygulu anlattı, gözlerimiz dolu dolu oldu. “İşte o öldüğü saat geldi, ayağa kalkalım, saygı duruşunda bulunalım” dedi. Kalktık; ruhu için dua edin dedi. Biz de o minik ellerimizi semaya açıp yürekten dua ettik. Ders sırasında da o tahtanın üstündeki resme bakardık. Bizi izlediğini sanıyorduk. Öyle bir sevgi ve saygı işlemişti içimize. Bir büyüğümüz gibi, atamız dedemiz gibi…
Sonra ortaokul, öğretmen okulu ve öğretmenlik... Atatürk’ü anlamak ve anlatmak… Ne güzel. Bir ulusal görev bir insanlık görevi. Yurdu için ulusu için insanlık için yararlık gösteren insanları tanımak ve tanıtmak. İnsan bu, sadece mal mülk miras bırakmaz. Akıl bırakır, düşünce bırakır. Bunlar kuşaktan kuşağa iletilir ve insanlık bunlardan yararlanır yükselir. Atatürk de bu yüce değerlerden biri. Maddi varlığı elbette toprak oldu, her fani gibi. Ancak düşünceleri ülküsü yaşamalı.
80. YILDA DURUM NASIL
Önceki yazılarımdan birinde  “Onu tanımak, anlamak çok güç değil” demiştim. Doğru. Onu insanüstü bir varlık olarak masallarla anlatmaya gerek yok. O gerçek bir insan, iyi, mükemmel, akıllı, aklını iyi kullanan, kendisini değil toplumu insanlığı düşünen üstün bir insan.
Elbette maddi varlığı artık toprak. En ideal olanı da bu. Topraktan yaratılmış bir varlığın toprak olması. Evet, maddi varlığı 80 yıl önce ölmüş. Rahmetle anıyoruz, manevi alemde yüce bir kata çıkmasını dileriz. Manevi varlığı düşünce, ATATÜRK yaşıyor, yaşayacak. Onun manevi varlığından rahatsız olanlar onu öldürmeye çalışıyor. Sağ iken suikastlar yapılıyor hem maddi hem manevi varlığını yok etmeye çalışıyorlardı, olmadı. Maddi varlık ilahi yasa ile 80 yıl önce bitti. Manevi varlığını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Nasıl?  Anıtlarına saldırıyorlar, hakkında asılsız adi, şerefsiz yalanlar uyduruyorlar. Ancak olmuyor, öldüremiyorlar. Çünkü o çok farklı bir düşünce, çok farklı bir insan. Düşmanları öyle basit, öyle cahilce, öyle aşağılık çamurlarla sıvamaya çalış ki güneşi balçıkla sıvamak gibi. Örneğin, çok soylu bir aileye sahip olduğu halde o yönden saldırıyorlar. Tabii kendileri rezil oluyor. Tarihi saptırmaya yalanlarla doldurmaya çalışıyorlar yine olmuyor. 80. yılda dürüst, namuslu ve akıllı insanların beyninde o dipdiri yaşıyor yaşayacak. Gerçek bilim adamları sorumlu kurumlar yeterince sorumluluklarını yerine getirmiyor. Bunu anımsatalım.
ATATÜRK'ÜN BENZERLERİNDEN FARKI NE?
Çağdaşları yıllarda ünlü olanların birçoğu unutuldu, o yaşıyor. Ne farkı var. Onlar korku ile hile ile baskı ile toplumun insanlığın b enliğine sinmiş ki. O sevgiyi egemen kılmış. İnsanları sever, insanların barış içinde yaşamasını ister ve bu uğurda çalışır, savaşır. Barış için savaştı hala barış için savaşıyor,
Birçok ünlü kişi gelmiştir tarih boyunca. Çok parlak zaferler kazanmışlardır. Savaş alanlarında onlar dolaşırken büyük bir gururla ölülere bakmış belki tekmelemiş. Ancak o savaş meydanlarını dolaşırken gözleri dolu dolu ağlamış ve “Savaş, bir milletin geleceği tehlikeye düşmedikçe cinayettir” demiş ve “Yurtta barış dünyada barış” demiştir. Bakın bu ünlü komutanlara böyle bir özdeyişleri var mı?
Atatürk benzerlerinden çok farklı. Hayvanları sever. Çalışma masasının altında köpeği uyur. Kedileri köpekleri tüm canlıları sever. Bir ulu çınarı yıkmamak için inşaatın planını konumunu değiştirir. Toprak alır işler işletir örnek tarımsal çalışma yapar.
Savaşının en kanlı sahneleri yaşanırken o roman okuyarak duygusal dünyadan da kopmaz. En yoğun çalıştığı zamanda da okur, yazar. Edebiyatı çok sever, anadilinin aşığıdır, birçok yabancı dil bilir. Sosyal bilimlerde başarılı olanlar fenden matematikten pek anlamaz da o matematik kitabı yazacak kadar matematiği bilir ve sever.
Resmi sever, müziği sever, heykeltıraşlarla ilgilenir. Tarihsel kazılar yaptırır, çağdaş müzeler kurar,
Evet dinle de çok yakından ilgilenir. Dini hurafelerden, batıl inançlardan kurtarmak ister. En sağlam, en doğru Kur’an tefsirini hazırlatır. Okur, okutur. İnanırken yürekten inanır, riya için inanmaz. Hutbe yazacak ve okuyacak denli İslam Dinini bilir. Ancak onun karalama ya çalışanlar ne din bilir ne iman bilir sözde onu eleştirirler. Ancak çok üzüntü verici bir durumdur ki onun hazırlattığı tefsirden yararlanmaya çalışan din bilginleri onu layık olduğu biçimde anlatmaz. Çıkar doğrultusunda onlar da bu yalan fırtınasına kapılır gider. Kimi gerçek din bilginleri ise onu hakkı ile tanır tanıtır.
ÇAĞDAŞLARI YA DA ŞİMDİKİ LİDERLER NASIL?
Evet, ünlüdür, şan şöhret sahibidir. Ancak onlar çoğu kez korku ile baskı ile şanlı olmuştur oluyor. Halkı ile halay çeken, bar oynayan zeybek oynayan kaç politikacı var. Okudukları kitapları sorun. Hangi sanattan anlarlar. Dilleri nasıl davranışları nasıl? Kendi çocuklarını, yakınlarını hısım akrabalarını sever korurlar da diğer halkı çoğu kez filme alınmak fotoğraf çekmek için sever okşar. İşte Atatürk farkı bu. O protokolde bir çocukla yer alır. Karşılayan çocuklardan birçoğunu yanına çağırır söyleşir şakalaşır. Çankaya’da nöbet tutan erlerle sohbet eder.
Onu insan olarak anlamak ve anlatmak gerekir. 80 yıl sonra capcanlı yaşıyor. Onun fikirlerini anlayan gençler Anıtkabir’e çıkınca onu görür gibi olur, onunla konuşur, ona hesap verir.
ONUN HEYKELLERİ ANITLARI POSTERLERİ NE İŞE YARAR?
Evet, birçok yerde anıtları var heykelleri var. Resmini posterini evimize asar yakamızda rozetini taşırız. Hayır, bazı beyinsizlerin düşündüğü gibi tapmak için, ondan himmet dilemek için değil. Onu biçim olarak daha anımsayıp sevmek için. Anısını yaşatmak için. Bu yüzyılda hiç bir aydın ne taştan ne heykelden ne resimden himmet dileyecek denli ahmak olmaz. Ancak bazı ahmaklar siyasi liderlerine tapar, ondan himmet diler onun önünde eğilir secde eder. Türbelere, yatırlara çaput bağlar tapınırlar da gördünüz mü Anıtkabir’i ziyaret eden hiç bir kimse ondan dilek diler mi, onun mozolesine çaput bağlar mı? Ne çocuğu olmayan ne ev isteyen ne iş isteyen Anıtkabir’i ziyaret etmez.
80. Yılda minnetle, saygı ile ve rahmet dilekleri ile bir kez daha anıyoruz… Nice yüzyıllar yaşayacak bundan kuşkumuz yok.
 
 
 
 
  

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.