Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

81. YILINDA KÖY ENSTİTÜLERİ

17 Nisan…

Türk eğitim tarihinde çok önemli gün. Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıldönümü. 81 yıl oldu bu önemli eğitim olayı olalı. Bu önemli günler unutulmamalı unutturulmamalı. Çünkü tarih çoğu kez tekrar edebiliyor. 17 Nisan’da Köy Enstitüleri neden açıldı, önemi nedir özellikleri neydi. 81 yıl geçti hâlâ tartışılıyor. Aslında anlaşılmayacak bir durum yok ancak bu kurumlara karşı olanlar, düşman olanlar çok farklı biçimde tanıtmaya çalıştılar çalışıyorlar. Onlar anlayamadıklarından, anlamadıklarından değil onlar anlamış da işlerine gelmediği için halka çok farklı göstermeye çalıştılar ve hâlâ öyle göstermek istiyorlar. Oysa olay çok açık ve net...

Osmanlı’dan tam bir enkaz devralındı. Ekonomi çökmüş, eğitim çok başarısız kimi yerlerde hiç yok... Diğer alanlar da öyle. Büyük Atatürk, daha Kurtuluş Savaşı’nın başında cephede verilen savaştan daha önemli savaş cehalete karşı verilecek savaştır, diyordu. O çok iyi biliyordu ülkenin durumunu. Savaş devam ederken öğretmen toplantıları yapıyor, eğitim sorunlarını tartışıyor, neler yapılması gerektiğini düşünüyordu.

GÖRÜNTÜ NASIL?

Görüntü çok kötü. Halkın yüzde doksanına yakını okuryazar bile değil. Büyük kentlerde çok yetersiz okullar var. Gerçi öğretmen okulları epey önceden kurulmuştu ancak yetersizdi. Halkın yüzde sekseni köylerde yaşıyordu. En büyük sorun köy halkının eğitimiydi. Her yönden geri kalmıştı halk. Okuryazar bile değil, sağlık sorunları çok... Tarım çok ilkel yöntemlerle yapılıyor. Öğretmen okulları İstanbul’da. Burada yetişen öğretmen Anadolu’ya gitmek istemiyor. Köyde okul olsa çalışmak istemiyor. Çünkü bu okullara genelde kentten varlıklı ailelerin çocukları gidiyor, onlar köyde çalışabilir mi?

Büyük Atatürk Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan hemen sonra eğitim sorunlarına eğiliyor. Yeni okullar açılıyor, üniversiteler, yüksek okullar açılıyor. Ancak köy ve köylüye ulaşmak çok zor. Öğretmen sayısı çok az ve bu öğretmenler köye gitmek istemiyor gitse de başarılı olamıyor. Askerde başarılı çavuşlardan, belirlenebilen askerlerden alınıyor. Eğitmen adı ile kurslara tabi tutuluyor ve öğretmen olarak bu okullara gönderiliyor. Gerçi bu işin aslı eğitimdir. Bu kursiyerlere eğitmen demek yanlış çünkü esas olan eğitim. Aslında öğretmene eğitmen dense daha doğru olurdu ancak bu adlandırma hâlâ sürüyor.

KÖY ENSTİTÜLERİ KURULUYOR

Mustafa Kemal Atatürk o eşsiz dehasıyla çok değişik yollar aradı. Elindeki başarılı insan kaynaklarından yararlandı. Türk Eğitim tarihinin eşsiz eğitimcisi büyük aydın Hasan Ali Yücel o dönemde yetişti. Büyük usta eğitimci İsmail Hakkı Tonguç o dönemde yetişti. Onlar Büyük Atatürk'ün çizdiği yolda başarıyla yürüyordu. Bu dönemin büyük eğitimcileri bakanlar Mustafa Necati ve Saffet Arıkan sürekli çalıştı araştırdı, hamuru yoğurdu. Mustafa Necati’yi çok genç yitirdik... Yıl 1938 çok zamansız yitirdik Atamızı ancak onun ışığı sonsuza dek yaşayacak. Artık köy eğitimi sorunu çözülmeli. Atatürk’ün izinde yoğrulan hamur ürüne dönüştü .

Büyük eğitimci, usta eğitimci İ. Hakkı Tonguç’un geliştirdiği proje uygulandı ve Köy Enstitüleri kuruldu. Öyle salt İstanbul’a, İzmir’e, Ankara’ya değil yurdun dört bir köşesine. Çok ilginç bir proje. Dünyadaki ciddi eğitimcilerin hâlâ hayran kaldığı bir proje. O toprak damlı evlerden oluşan, o hâlâ karasabanla tarla koşulan, binlerce çocuğu kızamıktan kırılan köylere ışık gidiyordu. Köydeki değerler alınıp yetiştirilip köylere gönderiliyordu.

Bu konuda çok yazıldı, çok konuşuldu. Aynı şeyleri yinelemek istemiyorum. 81 yıl sonra hâlâ inatla bu olağanüstü kurumlara karşı olanlar var. Ne olduğunu pek bilmeden hayran olanlar da var.

ENSTİTÜLERİN ÖZELLİĞİ NEYDİ?

Çok derin incelemeye gerek yok. Anlaşılması çok kolay. Okuma olanağından yoksun köy çocuğunu alıp eğitip köye göre bir eleman hazırlamak. Köyü aydınlatacak, köylüyü uyandırıp yaşamayı öğretecek elamanlar yetiştirmek. Bir bakın enstitülerle ilgili kaynaklara bu okullara nasıl çocuklar alınıyordu. Ayağı yalın, sırtında yırtık yamalı bir ceket, yoksul mu yoksul . Mezun olunca bambaşka bir insan olup çıkıyor köye göre bir insan oluyordu. Köye öğretmen, köye sağlık memuru, köye tarım uzmanı. Bu büyük zenginlik yanağı artık canlanacaktı.

Çok kısa bir sürede köyler uyanmaya başladı. Ancak bu uyanışa karşı olanlar boş durmadı. Siyasileri etkiledi bu kurumları yıkmaya başladı. Eşsiz eğitimci büyük aydın büyük devlet adamı Hasan Ali Yücel görevden alındı hem de daha enstitüler beş yaşında iken. Eğitimin babası İ. Hakkı Tonguç da görevden alındı. Bir süre daha bu adla enstitüler yaşasa da özünden kopmuş programları ve ülküleri yok olmuş kurumlar oldular ve Türk eğitimi bu eşsiz kurumlardan mahrum kaldı.

Bugün enstitülerin kuruluşunun 81 yılını kutlarken bu büyük eğitimcileri rahmetle ve saygıyla anıyor bu kurumlardan yetişmiş öğretmenlerimizi yad ediyorum.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.