02.10.2021, 11:12

“Acılı ana püskül takmaz!...”

Sonbaharda yaylalarda açan vargit çiçekleri yaylacıların yaylalardan köylerine dönmesinin habercisidir.

Çocukluğumda okullar tatile girdiğinde, nenemle yaylaya çıkar, okullar açılıncaya kadar da yaylada kalır, çobanlık yapardım.

Bazen neşeli, bazen de çekilmez olurdu yaylalar.

Yaz mevsimi boyunca havanın açık olduğu günler sayılıydı.

Güzel havalarda en büyük eğlencemiz çeldik ve futbol oyunlarıydı.

Yaylaların en şenlik olduğu zamanlar, çayır kesme zamanlarıydı.

Hayvanların kışlık yiyeceğini hazırlamak için, Temmuz ayının son günleri, Ağustos ayının başlarında güneşli havalar kollanır, çayırlar kesilirdi. Kesilen çayırlar kurutulduktan sonra, taşınmak için balya yapılırdı.

Araba yollarının olmadığı dönemlerde, hayvanların yiyeceği kurutulmuş otlar, kadınların sırtında taşınarak köye indirilir ve mereklere yerleştirildi.

Gün doğmadan kalkılır, yola çıkılırdı yaylaya doğru... Bir kaç saatlik yolun ardından gelinirdi yaylaya. Bir gece dinlenmek yeterdi çoğu zaman. Ertesi gün bağlanan çayır yükleri ile sabah serini ile dönülürdü köye.

Kadınlar sırtlarında beş-altı balya taşırlardı. Güçlü kuvvetli olan kadınlar yedi balyaya bana mısın demezdi.

Kadınların romatizmalarının temel nedeni bu muydu?

Yaylaların cisil cisil yağan yağmuru, yere yapışmış dumanı nasıl da bezdirici olurdu!... Yağmurlu havalarda, kesilen çayır balyalarının üzerine çul örtülürdü; çayırlar ıslanıp çürümemeliydi.

Yayladaki işler Ağustos ayının sonlarında biterdi. Bu yüzden yaylada en çok Eylül ve Ekim'i ayı sevilirdi.

Bu aylarda tarifsiz bir mutluluk kaplardı insanların içini...

Bazen Eylül, bazen de Ekim sonuna doğru yükseklere kar yağar, yaylacıların bir kısmı köylere yakın mezerelere inerlerdi. Geride ise şenlik olan sadece bir kaç ev kalırdı.

Son kalanlar da soğuklar iyice bastırınca toplu olarak göç ederlerdi.

Göçler yaylalardan tamamen çekildiğinde, yalnızlık ve hüzün en çok da bu dağlara yakışırdı...

Göçler köye indikten sonra, ilk işimiz okula gitmekti...

Farklı yaylalarda çobanlık yaptığımız için birbirimize anlatacak bir hayli anı birikmiş olurdu heybemizde...

Zaman su gibi akıp geçiyor...

Çocukluğumda mutluluğu yaşadığım, çileyi çektiğim dağları daha bir seviyorum...

Bir de güz mevsimini seviyorum!...

Aylardan da Eylül ve Ekimi...

Hafta sonu yine çok sevdiğim dağlardaydım.

Hem anılarımı tazelemiştim, hem de vargitlerin beyaz-mor senfonisini, gürgenlerin sararmış yapraklarının hüznünü seyrettim sarp yamaçlarda…

Uçsuz bucaksız dağlarda çevreyi gözlemlerken, dar ve patika bir yoldan salınıp gelen yayla göçünü izledim yol boyunca.

Püskülsüz, keleksiz, çıngıraksız hayvanların oluşturduğu bir göç.

İneklerinin önünde, yüzünden hüzün damlayan, çektiği acıları içinde yaşayan bir ana!…

Böyle göç olmaz, ineklerini neden süslemedin diye sorduğumda;

“Acılı ana püskül takmaz oğul, şenlikle göç etmez!” cevabıyla donup kaldım.

Yüreği evlat acısı ile dağlanmış anaları seviyorum...

Yayladan, ineklerini süslemeden göç eden, yüzünden hüzün damlayan o anayı seviyorum.

Artık yaylacılığın da eskisi gibi olmadığını biliyorum…

Biliyorum da, o çocukluğumda yaşadığım yaylacılığı seviyorum...

Yorumlar (13)
Hülya İnce 4 ay önce
Çok yalın,sade,doğal ve akıcı bir anlatım olmuş.Okurken her satırda çocukluğumuzu yeniden yaşadık sanki.Ben tüm yazımı yaylada geçirmesem de 10 günde bile doya doya yaşardım.Biz sahilde yaylanın hasretini çekerdik ve aynen devam ediyor bu.Çocukluğumuza yağptırdığınız bu yolculuk için teşekkür ederiz.Kaleminize ve emeğinize sağlık.
Ayrıca ana olmuş her kadının yüreği acılı olmasa da hassastır.Allah kimseye evlat acısı göstermesin.Kadınların yaşama umududur evlatlar.
Ergin köse 4 ay önce
Selam olsun o güzel günlere
Katibe yıllamaz 4 ay önce
Güzel yazar güzel yazı evlad acısı ceken ana süsü unudur hayalı unudur umudu unudur Allahım kımseyye evlad acısı vermesın
Caner Demirci 4 ay önce
Yüreğinize sağlık ne güzel anlattınız fazlası var eksiği yok.
Ali Çakıroğlu 4 ay önce
Yüreğine sağlık hocam,iyimi yazıyorsun
Havva yıldız yıldız 4 ay önce
Sıçacık bir anekdot. Yas tutmanın bir başka yolu.. Selam olsun bütün annelerimize
Aralan Kalyoncu 4 ay önce
Ben lifisin ağacından düşme anımı hatırladım bir anda
Muhammet Günaydın 4 ay önce
İlhan teşekkür ederim çok güzel .Ben o güzel yıllara gitttim sayende
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Namaz Vakti 24 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
5
parçalı bulutlu