Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

ADI GİBİ GERÇEKTEN ER DOĞAN BİR İNSANDI

Değerli insanların değeri yaşadıkları sürece bilinse çok iyi olur da hiç de böyle olmuyor. Eğitim dünyasında çok güzel bir iz bırakmış erdemli bir insanı yitirmenin acısı çok büyük. Çaykara Yukarı Kumlu’da bir memur çocuğu olarak doğdu, yurdun birçok yerini, çocuk olarak genç olarak, öğretmen olarak, yönetici olarak dolaştı. Erdoğan ŞENTÜRK... En son Trabzon Bilim Sanat Lisesi kurucu müdürü olarak çok başarılı bir görev yaptı. Daha da başarılı olabileceği bir noktada, en sevdiği mesleğinden ve başarıyla sürdürdüğü görevinden ayrıldı. Birçok değerli insanın kör politikaya kurban olması gibi Erdoğan Hoca da kişiliğinden ödün vermediği için ayrıldı. Böylece yetenekli çocuklarımız böyle bir değerden yoksun kaldı. Zorluklara direnirdi, haksızlığa karşı koyardı. Eğilmeye sıra gelince sırkadan ayrılırdı. İsmi ERDOĞAN… Adı çok isabetli konmuştu gerçekten ER DOĞMUŞTU. Görevinden erken ayrıldı... Yaşamdan da çok erken ayrıldı. Hiç beklenmedik bir anda yakalandığı amansız hastalığın da etkisi ile 14 Temmuz’da yaşama veda etti. Onu tanıyan ve sevenlerini üzüntüde bırakarak. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

ERZURUM ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ MEZUNUYDU
Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden tam yetişerek mezun oldu. Türk dilini ve kültürünü çok iyi öğrenmişti. Arapça ve Farsçayı işine yarayacak ölçüde bilirdi. En ağır edebi metinleri çözebilir, yorumlayabilirdi. Osmanlıca yazıyı ve Osmanlıca metinleri de çok iyi değerlendirirdi. Özel söyleşilerimizde aydınlanırdım birçok bilgilerinden. Düşünceleri dinler süzgeçten geçirirdi. Çaylı söyleşilerimizin tadını anlatma olanağı yok. Daha çok söyleşecektik, daha çok demlik tüketecektik, ancak olmadı.
Çok değişik yerlerde çalıştı. 12 Eylül öncesi Erzincan’daydı. Lisede yöneticiydi. Daha sonra Eğitim Enstitüsünde öğretmen. Ancak bırakmaz kör politika, öğütür insanları ve de değerleri.

12 EYLÜL DARBESİNDEN ONUN DA PAYINA DÜŞTÜ
Görevden alındı, tutuklandı. İşkence gördü, aşağılandı, yaralandı. Çok acı çekti kısa süre içinde. Çok mağdur edildi. Ancak onurundan bir şey yitirmedi. En güç koşullarda yaşam savaşı verdi. Bilmem, hiç utandı mı ona bu yaşamı uygun görenler. Göreve döndü Giresun’da. Başarı ile çalıştı, çok öğrencisine yararlı oldu. Araklı'da bir köy ortaokuluna atandı. Koşullar çok yetersizdi. Ona göre bir okul değildi. Ancak orda bile çok başarılı oldu. Trabzon Ticaret Lisesinde Türkçe okuttu.

EN İSABETLİ ATAMA OLDU ANCAK...
Türkiye genelinde yetenekli öğrencileri yönlendirmek amacı ile Türk Milli Eğitiminin belki en isabetli kararlarından biri BİLİM SANAT LİSELERİ’nin açılması oldu. Trabzon’da bu liseye kurucu müdür olarak atandı. Buna çok sevinmiştim. “Şimdi oldu” dedim. Bu sevincimi kendisine de söyledim. Ancak bırakır mı eloğlu güzel işleri. Muktedirler işine karışınca onuruna çok düşkün olan ŞENTÜRK hem görevinden hem kamu hizmetinden zamansız ayrıldı. Böylece bir değerden yoksun kaldı, Türk Milli Eğitimi ve özelinde Trabzon.

OKUMAYI ÇOK SEVERDİ
Sıradan bir okuyucu değildi. Okuduğunu anlayan, yorumlayan ve zevk alan bir okuyucuydu. Kutsal kitabımız Kur’an’ı anlayarak okurdu. Ayet ayet çözerek okurdu. Özel söyleşilerimizde anlatırdı. Bir ışık çaktırırdı.
Coşkulu bir yüreği vardı. “Durgun bir denizi andırır dışı, içi hiç sönmeyen bir yanar dağı” ozanın deyişi ile böyle bir yapısı vardı. Gözlerinin içi gülerdi. Şiiri çok sever, son yıllarda genelde şiir kitapları okurdu. Trabzon İl Halk Kütüphanesine uğrar, ilgi duyduğu eserleri alır incelerdi. Kısacası örnek bir insandı.

ONU TANIYAN DOSTLARI ONU EN İYİ ANLATIR
 Birlikte çalıştığı, söyleştiği öğretmen arkadaşı Mehmet AKÇELİK’in, cenazesinin ardından yazdığı güzel şiirinden birkaç dörtlükle sözü bitirelim...

Bayılırdım, vakur ve sessiz duruşuna
Severdi, her şeyi konuşarak çözmeyi
Abi bildik, örnek aldık
Mücadelemizde yılmadık
Doğrularımızla yalnız kaldık çoğu kez...

“Oturmadığımız kaful dibi kalmadı” derdi.
Yorulsa da bizim ile gezerdi...

Acılarını ızdıraplarını hep yüreğine gömer, yüzünden gülümsemeyi eksik etmezdi. Çocukları sever gençleri takdir eder, büyükleri sayardı.

Niçin mi ERDĞAN beyi tanıtmayı gerekli gördüm size. Değerli okuyucular biliyorsunuz insan kalitesi çok düşüyor. İnsanlar ikiyüzlü, çıkar peşine düşmüş, onur ayaklar altında. Böylesi örnek insanları tanıtmalı ki gelenler bir iyi örnek görsün. Yaşam çok kısa “uyudun uyanmadın olacak” geride güzel bir iz hoş bir seda bırakmalı. Yaratanın EŞREF-İ MAHLÛKAT dediği insan, iki ayağı üzerinde yürüyen, konuşan, çok para kazanan, eğilip bükülen canlı değildir. Bu tanımı iyi öğrenmeli ve buna göre yaşama biçim vermeli.
Onu anlatmak çok zor. Size bir tadımlık sunabildim. Sevgi ile saygı ile bir kez daha anarken, Allah’ın rahmetini diliyorum üzerine. Ölüm ayırsa da sevgisi hep sürecek yüreğimde.     

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum