Adrese teslim değil nokta atışı ihale!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Atatürk Alanında eski belediye binası zemin katındaki işyerini özel şartlarla ihaleye çıkarmasını adrese teslim ihale olarak yorumlamıştık. İşyerinin, kafe, pastane olarak düzenlenmesine rağmen ihale şartnamesinde kitap- kültür- teknoloji ürünü satışı ve firmanın en az ülke genelinde 5 şubesinin bulunması, ihalenin adrese teslim ihale olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Başkan Gümrükçüoğlu’nun da birkaç mekanda işyerini Turkuvaz gruba vereceğini söylediği iddia edilmişti.
Büyükşehir Belediyesi, ‘adrese teslim ihale’ başlıklı haberimize bir açıklama yaptı. Açıklamada, İhalenin adrese teslim ihale olmadığını öne sürülerek, ‘İhaleye hiçbir firma ve kişi girmedi. Pazarlığa açık bırakıldı. Dolayısıyla ihale adrese teslim değil’ denildi.
Pazarlığa bırakılan ihalede, hangi firma ve kişi pazarlığa katılacak. Türkiye’de 5 şubesi olan kitap, kırtasiye, gazete, teknoloji ürünü satan kaç firma var. Ayrıca, büyükşehir belediyesinde şartname, dosya vs. alan kaç firma var. Büyükşehir belediye başkanlık katında, bir iki firmanın şartname aldığı söylendi.
Büyükşehir Belediyesi, 150 metrekarelik o işyerini adrese teslim ihale ediyor. Bunu ihale sonunda göreceğiz. 19 bin artı KDV olarak ihale edilen işyeri, tahminimiz o ki, aylık 25 bin lira civarında bir para ile verilecektir. Kira karşılığı da ‘barter’ yapılabilir. Kiraya karşılık, Büyükşehir belediyesi mesela günde 500 gazete ve kitap, dergi baskısı, bilgisayar alımı gerçekleştirebilir!

Zabıtalar
ne iş yapar?

Trabzon Büyükşehir ve Ortahisar Belediyesinin zabıta memurları, görevlilerine Ramazan ayı nedeniyle herhalde özel izin verildi. Veya seçim öncesi, toz toprak içinde satış yapana, kaldırımları işgal edene, sağı solu kirletenlere, istedikleri yere tezgah açanları görmeyeceksiniz, müdahale etmeyeceksiniz, talimatı almışlardır.
Büyükşehir ve Ortahisar Belediye Başkanları, Allah rızası için öğle sonrası iftara yakın bir saatte Mumhaneönü, Kadınlar pazarı ve çevresinde iki tur atsınlar. Gördükleri manzara karşısında küçük dillerini yutarlar. Liman kasalarının, yere serilen çuvalların üzerinde ekmekten pideye kadar ne ararsanız var.
Eskiden ekmeğin bir kenarındaki kağıda imalatçı fırının adresi, adı vs yazardı. Şimdilerde öyle bir şey yok. İftar sonrası, bazı fırınlardan satılmayan pideleri yarı fiyatına hatta daha düşük bedelle toplanıp, ertesi gün ısıtılıp daha düşük bedelle, ayrıca evlerde bazı kenar mahalledeki fırınlarda gramajı ve malzemesi eksik pide satıldığı söylentisine kadar, iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Pide, ekmek bakkalda, manavda, markette satılmasın demiyoruz, satılsın. Ancak, satılan ürün üzerinde üretici firmanın kimliği olsun.
Büyükşehir ve Ortahisar’ın zabıtaları, Kunduracılar’da Uzunsokak’ta turlamayı bırakıp Moloz’a doğru inin. Bir de Gıda kontrolü yapanlar var. Onlar da Ramazan uykusuna dalmışlar. Eskiden pide, tatlı nasıl imal ediliyor diye imalatçıları kontrol ederlerdi. Şimdiler de onlar da kontrolü bıraktılar.

Uşuğum camı kapat!

Spor müdürümüz Hamza Mısır, dolmuş minibüste duyduklarını, gördüklerini anlattı. Minibüslerin sürücülerinin bir kısmı günlükçü, bir kısmı minibüsü aylık kiralamış. Sürücülerin çoğu genç…
Minibüs KTÜ Tıp Fakültesi durağından hareket etti… Kalkınma mahallesine gelmek üzere. Orta koltukta oturan orta yaşlı kadın, cep telefonundan yüksek sesle, ‘Fadime, Moloz’da arabaya bineceğum. Bir şey istiymisunuz… Alurum alurum. Kız, fasulyenin çubuklarını diktiniz mi?’… Arka koltuktaki kadın, ‘Uşuğum camı kapatsana. Terliyim’… Sürücü genç, ‘Teyze, biriniz kapat biriniz aç diyorsunuz’…  Sürücü o esnada, elindeki telefonda mesaj yazıyor… Bir yandan da radyo kanallarında geziniyor… İbrahim Tatlıses’in söylediği, ‘dertler derya olmuş’ türküsü yankılanmaya başlıyor.
En arkadaki yaşlı dayı, ‘Oğlum, sesini kısar mısın’ diye uyarıyor.
Sürüce genç, ofluyor, pufluyor… Dişlerini biliyor! Minibüs, Çömlekçi’den İskele Caddesine dönmeden kadın sesleniyor. ‘Ha dur da beni indir’… Kadın iniyor…  Muhtemelen karşıda ilçelerin birine gidecek araca yetişecek!
***

Kamil Anahar, geçenlerde Fatih Devlet hastanesine gidecekti. Maraş caddesinde Zorlu Grand Otelin önünde dolmuş durağına yaklaştı. Kahya bağırıyor, ‘Sigorta, Ayasofya, Vilayet, Varlıbaş’…Minibüsler sıra sıra dizilmiş… Kamil, minibüse bindi. O esnada en arkadaki minibüs, boş yolcusuz hareket etti. İki araç arka arkaya yol aldı. Moloz’a gelindiğinde boş minibüs kavşaktan döndü… Boş minibüs meğer tekrar meydandaki durağa gidiyormuş…
Maraş caddesinden kalkıp Erdoğdu istikametine giden minibüsler, durakta yığılma olunca TS Sadri Şener aralığından Anadolu Lisesi önünden Cumhuriyet caddesine iniyor ve tekrar meydana çıkıyor. Bazıları da Gazipaşa caddesinden sahile inmeden İsaoğlu market önünden aynı güzergahı takip ediyor.
***

Trabzon Şoför ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta’nın işi gerçekten zor. Minibüslerin sürücülerinin en az yarısı bu işi meslek olarak yapmıyor. Ya minibüs kiralıyor ya da plaka… Faraza günlüğü 200 ile 300 lira arasında… Yani aracın sahibi bu parayı alıyor. Sürücülerin, şoförlerin çoğu, kazanmak için kural mural dinlemiyor! Onlar da kendi açılarından haklı!
Trabzon Ortahisar ilçesinin trafik sorunu, her yönüyle karmaşık.


**********************

 
Bazen bu toz duman olmuş hayatın içinde kendimi defansta kritik bir pozisyonda son adam oynuyor gibi hissediyorum. Zira beni de geçerlerse kaleciyle karşı karşıya kalacaklar ve kesin olarak golü yiyeceğiz gibi hissediyorum. İşte öylesi zamanlarda hiç hesapta olmayan bir şey oluyor. Tam her şey ters giderken top tam kale çizgisinden gencecik bir Anadolu çocuğu çıkarıyor. Ve o denli rahat bir ruh haliyle bana bakıyor ki şaşırıyorum. Ve o rahat ruh halini görünce ona hafif bir serzenişte bulunuyorum.
- Ulan, madem bu denli kritik bir iş görme maharetin vardı, ben burda cedelleşirken şimdiye kadar neredeydin.
- Abi, sen bu işi tek başına halledersin, sana saygısızlık olmasın diye düşünmüştüm, onun için ortalıkta gözükmedim.
- Tamam, fazla uzatma. Şu adamı adım adım markaja alıyorsun!
- Merak etme abi, o benim işim.
(Metin Kondel)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar