Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

AFOBE’DEN ANLADIĞIMIZ..

BenikAfobe.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti asıllı İngiliz Futbolcu.

Stoke City takımından kiralanarak Trabzonspor’da futbol hayatına devam ediyor. Şimdilik devam ediyor.

Çünkü bu yazımıza konu olan son röportajında Trabzonspor’dan ayrılmak istediğini beyan etmişti.

Ayrılır mı ayrılmaz mı kendi bileceği iştir elbette. Bunu burada irdelemeye zamanımız ve yerimiz yoktur.

Konumuz Afobe’ninTheBeautiful Game Podcast Adlı Youtube kanalına verdiği röportajdaki bir bölümdür.

Aslında Türkiye Süper Ligi ile İngiltere liglerini karşılaştırdığı bölüm de tartışmaya değer ama konumuz bu olmadığı için röportajın bu kısmını sadece Afobe’nincümleleri ile geçiştireceğim.

“Herkes benden Türkiye Ligi’ni Premier Lig ve Championship ile kıyaslamamı istiyor. Süper Lig’deki tüm takımların seviyesinin Premier Lig’in en alt kısmı ile Championship’in ilk altı sırası arasında olduğunu düşünüyorum. Yine de bu iyi bir standart.”

Röportajda dikkatimizi çeken esas konu ise Trabzondeğerlendirmesi.

Şöyle diyor Afobe;

“Konfor alanınızda yaşamak her zaman daha kolaydır. Elbette Huddersfield’da iken rahat olduğumu söylemiyorum. Ancak Trabzon ile kıyaslarsak orası bile benim için bir konfor alanıydı. Burada güzel restoranlar, olağanüstü yemekler ya da sinema yok; dümdüz bir kasaba hayatı var. Bu da farklı ve güzel bir tecrübe. Bildiğiniz gibi eşim ve çocuklarım var. Bu nedenle çok kötü bir durumda olduğumu söyleyemem. Karantina nedeniyle tüm dünyada herkes evinde. Dolayısıyla dünyanın en güzel yerinde olsanız bile fazla bir şey yapamıyorsunuz. Pandemi sürecinde burada bulunmanın kendi adıma daha iyi olduğunu düşünüyorum. Zira buradaki kurallar İngiltere’deki kadar katı değil. Araba ve ev dahil her şeye sahibim.

Neticede İstanbul ya da Paris’te değil, bazılarının adını bile bilmediği Trabzon’da yaşıyorum. Fakat yine de bunun tadını çıkarıyorum.

Röportajın bu kısmından anladığımız şudur;

Trabzon para kazanmak için bir süreliğine katlanılabilecek bir kenttir. Fazlası sıkar.

Çünkü burada sinema, güzel restoran, olağanüstü yemek yoktur. Kasabada ne varsa o vardır.

Afobe ne yazık ki pandemi sürecinden dolayı dünyada bile sosyal hayatın bittiğini unutmuşa benziyor.

Öncelikle yaşadığı kenti bilmemektedir. Yaşadığı kent kendisine detaylı anlatılmamış, tanıtılmamıştır. Her yabancı futbolcu gibi etrafından izole yaşamaktadır. Hal böyle olunca kenti dışarıdan gördüğü gibi tanımlamıştır. Kenti içselleştirememiştir.

Afobe’nin güzel restorandan ne kastettiğini bilemiyoruz. Olağanüstü yemek nasıl olur izahata muhtaçtır. Sinemalar yok diyor. Oysa kentimizde nüfusa göre sinema salonu sayısı gayet normaldir. Belli ki sinemaya da götürülmemiştir.

Bölgesel mutfağımız ve yemek çeşitlerimiz belki çok zengin değildir. Ama çok lezzetli olduğu tüm ülkede hatta dünyada kabul görmüştür. Buna rağmen çok çeşitliyemeklerin yer aldığı çok sayıda restoranımızın olduğunu söylemeye bile gerek duymuyorum. Ha evet bir Çin, bir Fransızlokantamız yoktur. Özellikle yabancılara hitap edecek alkollü restoranlarımız yoktur. Alkol hâlâ tabu olarak görülmektedir. Ama bunlar bir kenti Afobe’nin sözleri gibiküçümsemeye değecek sebepler olmamalıdır.

Oysa değil Trabzon ülkemizde bile standart üstü sayılabilecek bir sitede konaklayan Afobe neden kentimizi böyle görmektedir?

Sevgili okurlar,Afobeiyi tanımadan, gezmeden, tozmadan Trabzon’a haksızlık etmiştir. Bunun sebebi izole yaşamasıdır.

Ancak gelin biraz farklı düşünelim; Acaba hiç mi haklı olduğu yanı yoktur? Çuvaldızı az da olsa kendimize batıralım;

İngiltere’de yaya geçidine geldiğinizi gören taşıt sürücüsü durur. Trabzon merkezde bırakınız taşıtı yayalarımızda bile yaya geçidi diye bir anlayış yoktur. Herkes yol ortasında yürümektedir. Korna, uyarı, bağırma, çağırma bunlar günlük hayatımızın gerçekleri değil midir? Her bilimsel toplantıda Trabzon’un adeta kasaba gibi olduğunu bizler dahi söylemiyor muyuz? Halkın Trabzon merkezine kasaba meydanı muamelesi yaptığını defalarca dile getirmedik mi? Şehrin en işlek caddesinde çöpler kaldırımda durmuyor mu? Küçük kent ölçeğine yakışmayan koca koca araçlar kent merkezinde boy göstermiyor mu? İnsanlar aracıyla geçerken yolun ortasına ıslak mendilini ve maskesini atmıyor mu? (Gözlerimle şahit oldum). Sinemalarda millet film izlemeyi bırakıp o karanlıkta cep telefonu ile oynayıp diğer insanları rahatsız etmiyor mu?, Standart ve ilkesel duruş dediğimiz şey hâlâ bir eksikliğimiz değil mi? Küçücük kentin merkezine kocaman viyadükler ve kavşaklar inşa edip kent kimliğini yok etmiyor muyuz? Denize bir çakıl taşı atacak yer bile bırakmadık mı? Bırakınız çakıl taşını denizimiz kaldı mı? Bırakınız denizi eski kentimiz kaldı mı? Eski ile modern karışımı bir arafadoğru gitmiyor muyuz? Vs.vs.vs…

Valla ne yalan söyleyeyim sahip olduğumuz bu olumsuzluklara bakınca Afobe gibi benim de kafam karışıverdi. Pek çok olumlu yanımızı görmemeye başladım. Neyi savunup neyi eleştireceğimi bilemedim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.