Ağaoğlu nereye koşuyor?

Trabzonspor’u, başkanı ve yönetim kurulu mu yönetiyor yoksa siyaset mi? Sorunun doğru cevabı; Trabzonspor’u siyaset yönetmiyor ama siyaset yönlendiriyor!  Başkan ve yönetim bu yönlendirmeye direniyor mu? Dirense bugünler yaşanmazdı!

Ünal Karaman’ın gelişine ses çıkarmayan siyaset, gönderilişinde etkin oldu. Hakeza, Hüseyin Çimşir’in teknik direktörlüğe getirilişinin perde arkasında da siyaset vardı. “Hüseyin namazında niyazında, bizden biri” diyenler, Çimşir’in teknik direktörlüğe gelişinde etkili olmuşlardı. Hüseyin’in, göreve gelir gelmez Özkan Sümer’i ziyaret etmesi ve Sümer ile görüşmesi, gelişini az da olsa perdelemiştir.  Hüseyin’in yardımcılığına Newton’un getirilmesinin anlamı, Hüseyin’in yerine Newton’un getirileceğinin işareti idi. Ki, Newton da yine siyaseten önerilen ve Başkan Ahmet Ağaoğlu tarafından onaylanan bir isimdi.

Trabzonspor’un şampiyonluğu kaybetmesinin faturasını Hüseyin’e kesen yönetim, hazırda bekleyen Newton’u teknik direktörlüğe getirdi. Yönetimin bu kararını biz de destekledik. Newton ile Türkiye Kupası kazanıldı. Bu arada kadro da dağıtıldı ve menajerlerin önerdiği, yönetimin ve futbolcu izleme komitesinin kerhen ve bir ikisini de Newton’un onayladığı bir dizi transfer yapıldı. 

Trabzonspor lige kötü bir başlangıç yaptı. Her ne kadar bir iki karşılaşmada hakem kararları etkili olmuşsa da takım iyi futbol oynamıyordu.

Yönetimlerin, takım kötü sonuç aldığında yapacakları ilk iş teknik direktörlerin5f72ee845542830d4c8d7b23.jpg görevine son vermektir. Trabzonspor Yönetimi de bunu yaptı ve Newton ile yollarını ayırdı.

Bu arada sezona başlamadan önce yönetim kurulunda birçok isim, yeni bir tek​​​​​​​nik patronla, Abdullah Avcı ile göreve başlanılmasını istedi. Hatta Avcı ile de görüşüldü.  Yönetimdeki bu kesime siyaseten de destek gelmişti. Ancak, kamuoyu Avcı’ya şiddetle karşı çıktı. Ki karşı çıkanlardan biri de bizdik. Yönetim içerisindeki bu çatlak ve görüş ayrılığı neticesinde Asbaşkan Mehmet Yiğit Alp, Ertuğrul Doğan gibi isimler kenara çekildi ve başkan Ağaoğlu’na yetki verildi.

Ağaoğlu, Newton ile yolları ayırdı. Yeni bir hoca arayışına girdi. Ağaoğlu, hoca için Şenol Güneş’in görüşüne başvurdu. Takımın teknik direktörlüğüne geçici olarak İhsan Derelioğlu getirildi. Diğer yandan Ağaoğlu, hoca arayışını sürdürüyor. Mutlaka birileriyle görüşüyordur. Geçici teknik direktörlüğe getirilen İhsan Derelioğlu, isimleri gündeme gelen teknik adamların birçoğundan daha bilgili, deneyimli bir isim. Bunu da belirtelim.

UEFA’nın cezası ve Önder Bülbüloğlu’nun istifası!​​​​​​​

Ahmet Ağaoğlu başkanlığındaki yönetime başlangıçta Trabzonspor camiası tam destek verdi. Ancak bu destek her geçen gün azalmaya devam etti. Bunun nedeni de Ağaoğlu ve yöne​​​​​​​timinin yaptığı yanlışlardı.

Hayrettin Hacısalihoğlu’nun asbaşkanlığı döneminde Muharrem Usta ve yönetiminin, TMSF’den bir protokolle satın alma hakkını elde ettiği İstanbul’daki bir benzin istasyonu işi vardı. Bu istasyonun satın alınmasında bu satırların yazarının büyük katkısı oldu. Unutulan istasyon sözleşmesini eski yöneticilerden Coşkun Bülbül bize söyledi, anlaşma protokolünü verdi ve bu istasyonun mutlaka satın alınması gerektiğini söyledi. Ve bizim de gayretimizle istasyon sonuçta çekle mekle satın alındı, tapu bankaya verildi ve 100 milyon civarında bir kredi kullanıldı. Sonra borçların, bankalarla yapılan anlaşmalarla geri ödemesi uzun vadeye yayıldı.  Ardından Yusuf ve Sörloht’un satılması vs… Yönetim ekonomik olarak rahatlamıştı…

***​​​​​​​​​​​​​​

Ağaoğlu’nun tek aday olarak genel kurulda yeniden seçilmesi ve kulübün ekonomik olarak rahatlaması, Ağaoğlu’nu ve yönetimi farklı bir yöne itti. Ağaoğlu artık burnundan kıl aldırmayan bir başkan, yönetimi de ayakları yere basmayan bir yönetim olmuştu. Bu süreçte medya da ilan ve reklamla desteklendi, eleştireler cılız kaldı. Diğer yandan Divan Kurulu da, yönetimin yan kuruluşu haline geldi.

Geçen sezonun ikinci yarısında UEFA, Trabzonspor’dan bazı belge ve bilgiler istedi. UEFA’dan kulübe iki kez yazı geldi. UEFA’dan gelen yazılara cevap verildi mi verilmedi, belli değil. Kulüp çevresinden edindiğimiz bilgilere göre verilmedi. UEFA’nın istediği ekonomik tablo idi.

Trabzonspor’un UEFA ile olan ilişkilerinde, ikinci başkan Önder Bülbüloğlu, yeterli donanıma ve bilgiye sahipti. Bülbüloğlu, UEFA’daki süreci yönetseydi, Trabzonspor kesinlikle ceza almayacaktı.  Başkan Ahmet Ağaoğlu, işte ne olduysa Önder Bülbüloğlu’nu devre dışı bıraktı ve “Ben, Servet Yardımcı ve iki yabancı avukatla bu işi çözerim” diyerek sorumluluğu üzerine aldı. Önder Bülbüloğlu da yönetim kurulu üyeliğinden istifa etti.

Ve sonuçta Trabzonspor, UEFA’da kazanacağı davayı kaybetti, Avrupa kupalar​​​​​​​ından bir yıl ceza aldı.

Başakşehir’e mi çalışıldı?

Şimdi kimileri Hüseyin Çimşir’in teknik direktörlüğe getirilişinde ve UEFA’dan ceza alınması olayının arkasında Başakşehir başkanı ve destekçilerinin planı olduğunu iddia ediyor.​​​​​​​

Hüseyin’in teknik direktörlüğünde Trabzonspor’un devre dışı kalacağı öngörüldü. Ancak, Trabzonspor beklenmeyen bir çıkışla zirveye yerleşti. Hakem oyunlarıyla Trabzonspor aşağı çekilirken, diğer yandan da Avrupa’ya gitmesinin önünün kesilmesi için UEFA’da kazanacağı davanın kaybedilmesi için plan yapıldı, deniliyor.

Bu iddiaları iddia olarak kabul etsek de sonuçta Trabzonspor şampiyon olamadığı gibi Avrupa’ya da gidemedi.

Başkan Ahmet Ağaoğlu, bu iddialara henüz net ve açıklayıcı bir cevap vermedi. Vereceği de yok!

Trabzonspor’da iki yıl önce bir tüzük kongresi yapıldı. Tüzük kongresinde kaşla göz arasında bazı maddeler değiştirildi.

Aslında tüzük kongresi, yasal bir kongre değildi. Çünkü kongreler çoğunluk sağlandığında, ilk oturumda sağlanamazsa ikinci oturumda yapılır. Kongreye katılacak olanlar da medeni kanuna göre, kongre tarihinden en az 7 gün önce duyurulur. Trabzonspor tüzük kongresinde, kanunun bu maddesi çiğnendi ve kongreden üç gün önce katılımcı listesi yayınlandı. İtiraz edilmediğinden kongre geçerli sayıldı. Gerçi, üyelikten çıkarılan bin küsur kişi içerisinde mahkemeye gidenler oldu. Dosya Yargıtay’da, ilk iki mahkemede üyelikten çıkarılan kişiler haklı görüldü. Yargıtay da büyük bir ihtimalle yerel mahkemenin verdiği kararları onaylayacak. Üyelikten çıkarılanlar tekrar üye olacak. Aidatını ödemeyen üyelerin üyelikleri diğer büyük kulüplerde olduğu gibi askıya alınmadı, direkt üyelikten çıkarıldı. Ki bu da yanlıştı.

Yeni tüzükte, 14 kişilik yönetim kurulunun 5’inin daha önce yöneticilik yapma şartı var. Mesela asbaşkan, genel sekreter, genel sayman olabilmek için daha önce yöneticilik yapma şartı var. Kulüpte 25 yıl üye olsan da yöneticilik yapmamışsan bu görevlere gelemezsin. Bir de asbaşkana tanınan bir ayrıcalık var. O da başkana vekalet etme. Yani başkan istifa etse, başkanlığa 2. başkan değil, asbaşkan geliyor.

Divan Başkanlık kurulunun 10 üyesinden 5’nin organ ve kurullarda yöneticilik şartı var. Başkan adayı olabilmek için ise organ ve kurullarda 5 yıl yöneticilik veya organlarda 3 yıl başkanlık yapma şartı var.

Yeni tüzükte oluşturulan bir de etliye sütlüye dokunmayan istişare kurulu var. Bu kurulda yer alabilmek için ya başkan ya da asbaşkan veya kurucu üye ile derneğin ilk beş asil üyesinden biri olma şartı var.

Trabzonspor’un bu tüzüğünü, kimileri İtalya’da Mussolini, Almanya’da Hitler’in anayasasına benzetiyor. Bu benzetmeyi yapanlar haksız da değil. Mesela Trabzonspor’a maddi ve manevi destek veren siyasiler, iş adamları kulübe üye olsalar da, yöneticilik ve başkanlık yapmadıkları için bu kurullarda görev alamıyorlar. Salt üye olup aidatını yatıranların ise ancak kontenjandan düz üye olma hakları var.

Trabzonspor’un bu tüzüğünü hazırlayanların amacı, ‘Trabzonspor elimizden gitmesin, Trabzonspor’da her daim bizim borumuz ötsün’ mantığıdır.

Trabzonspor bu kesimin elinden gitmiyor ama yerlerde sürünüyor. Ve kurul üyelerinin birçoğu ligin dibine demir atan takımın maçlarını locadan veya şeref tribününden ücretsiz izliyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar