Ali Osman Aktaş

Ali Osman Aktaş

AĞAOĞLUNUN ESERİ

Sorun teknik kadroda değildi.

Sorun Çimşir’in gidişi, Newton’un geliş gidişi ve de hatta Avcı’nın gelişiyle de çözülecek taktik değişikliklerde de değildi.

Sorun takımın komple futbol organizasyonu geliştirebilecek ve taktik varyasyonlara geçebilecek bir oyuncu kadrosuna sahip olmayışı idi.

Bu kadro yapısıyla da değil Mourinho, Jürgen Klopp bile gelse takımı, puan cetvelinden bir adım dahi ileri götüremez.

Sorun,  geçmiş yılların da sorumlusu olarak Ahmet Ağaoğlu ve ekibinin futbol bilgi ve becerilerinin artık dibe vurduğunun açığa çıkma sorunudur.

Takımın geçen senelerden kalma uslanmaz bir gol yeme hastalığı var.

Bunun nedeni de sağlam bir çift stopere yıllardır sahip olamayışı.

Uğurcan Çakır gibi Türk Liginin en pahalı kalecisi unvanını taşıyan bir file bekçisine sahipken bile bu sezon daha on birinci haftada yediği gol sayısı ile de ligin en çok gol yiyen takımı unvanını kazanıyorsan eğer o zaman sorun teknik direktörlerin geliş gidişleriyle çözülecek bir sorun değil.

Bu takımın Sosa gibi Novak gibi hücum hattında daima iş yapabilecek daima skor üretebilecek ayakları vardı.

Çok az bir zaman bile kullanabilse bir Sturridge i vardı. Elinde tutmayı beceremediği bir Obi Mikel’i vardı. Üstelik de Sörloth gibi bir gol kralı da takıma kazandırılmışken Trabzonspor, Türk liginin en çok gol atan takımları arasında olmakla kalmıyor gol pozisyonlarına da girme istatistikleri bakımından da ligin tozunu atıyordu.

Ama kral çıplaktı.

Geçen sezonların Trabzonspor’u hücum hattında ne kadar iyiyse defansta ve orta bölgede o kadar da zayıf ve kötüydü.

O kötü defans ne zaman gol yese forvet hattı hiç sıkıntı ve problem yaşamadan hemen mislisiyle karşılık verebiliyordu.

İşte en büyük sıkıntıları da hep son dakikalarda yediği goller nedeniyle kaybettiği puanlar olmuştu.

Çünkü karşılık verip reaksiyon gösterip de hemen gol atacak süreleri kalmıyordu Trabzonspor’un.

O yüzden de son iki sezondur Trabzonspor yediği son dakika golleriyle en az 60 puan kaybetti.

Elalem 40 puanla ligde kalmayı garantilerken biz o kaybettiğimiz puanlarla şampiyonluğa koşuyorduk.

Bir yese iki akıtıyordu, iki yese de iki katını atıyordu ve maçlarını da bir şekilde kazanmasını biliyordu Trabzonspor.

Üç oyuncunun gidişi ile çözülecek bir takım değildi Trabzonspor.

Ama o giden üç oyuncu son sezonda Trabzonspor’un yüzde yetmiş beşine varan gol yükünü çekiyordu.

Şu an Trabzonspor yüzde yirmi beşe varan bir eforla gol atmaya çalışıyor. Atamıyor da.

Çünkü bu defans ve zayıf orta saha ile güçsüz forvet hattı Trabzonspor’un maç kazanmasına olanak vermiyor. Veremez de.

İki sezondur takımın defansı yolgeçen hanı gibi. Ne stoper var ne de adam gibi bir ön liberosu var.

İki senedir buna çözüm bulunamadığı gibi bu sene de forvet hattı çökünce Trabzonspor’un ticari başarılarıyla göz kamaştıran Başkanı Ahmet Ağaoğlu zaman kazanmak için habire teknik direktör değiştirip duruyor.

Bu yapıyla bu kadroyla Avcı da gider.

Takım şu haliyle Erzurumspor’dan Ankaragücü’nden daha zayıf ve güçsüz.

Az buçuk futbol oynayabilen Sivasspor çıkınca Trabzonspor karşısına, takım apışıp kalıverdi.

Bak elindeki yetersiz futbolcular yüzünden Abdülkadir Ömür hızla geriliyor, Uğurcan Çakır değerinden kaybedip duruyor. Abdülkadir Parmak bir var bir yok.

Geçen sene bu gazetede sezon sonunda Trabzonspor ne yapmalı diye sorduklarında ben şampiyon olsa da olmasa da bu futbolcular satılmalı demiştim.

Çünkü Türk futbolcusu kalibre geliştirecek ve devamlı tırmanacak bir yapıda değil.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum