24.05.2022, 09:56

Ah Maçka

Maçka'nın kalbine öyle bir bıçak saplandı ki içinin ağrısını gösterme dermanı bile kalmadı! Gözyaşını sessizce içine, geleceğini ise meçhule teslim etti. Bir devin ayakları bağlanmış, kolları gemi halatlarıyla sarılmış, ağzı ise konuşmaması için tıka basa kapatılmış. Ah Maçka! Sen bu durumlara da düşecek miydin?

İnsanlar arasında birliğin ve dayanışmanın iş başarma ve mutlu olma yolunda gerekli olduğuna inanan atalarımız 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var.' demişler. Hayatın zorlukları ve doğal olaylar karşısında tek bir insan aciz ve kudretsizdir; silinmeye mahkumdur. Başkalarından uzaklaşan, yalnız kendilerine inanan insanların daima yenilgiye uğradığını sana Osman Özdemir, Ali Özten, Orhan Yavuz, Turgay Ural, tarafından öğretilmesine rağmen sen bunları ne çabuk unuttun Maçka?

Ah Maçka, neleri unuttun sen! Sen, bu kadar vefasız mıydın? Sen, geçmiş hafızanı silecek kadar sorumsuz muydun? Ne kültür insanlarını hatırlar oldun, ne sanatçına sahip çıktın, ne dünyada parmakla gösterilen değerlerini gördün. Ah Maçka son yıllarda çok arada kaldın, bir türlü kendin olamadın!

Bir yarış arabası hızıyla hiç sürat kesmeden yangından mal kaçırırcasına o orman denizini yok ediyorlar. Şuursuzca ve bilgisizce... Ağaçların çığlıkları sessiz yaylaları dolduruyor; ama duyan yok! Ormanı korumakla görevli olanların tuttuğu silahşörlerle bir bir vurulup yere düşüyor ağaçlar; ama yardım eden yok! Ah Maçka sen bu kadar nasıl duyarsız oldun!

Yaşamak, zorlukları yenmek, başarı yolunda mesafe kazanabilmek için insanların birbirlerinin güçlerine, fikir ve düşüncelerine ihtiyaç olduğu defalarca sana Harun Önsel, Ali Rıza Ayar, Seyfi Aydın, tarafından öğretilmesine rağmen sen bu duruma nasıl düştün Maçka?

Birinin düşünce ve görüşlerinin tükendiği yerde, diğerinin zekası ve buluşları sonuca ulaşmada yararlı olur diye sana Celal Bahçekapılı, İlhami Özdemir, Nuri Gazioğlu, Süleyman Erdoğan, İlyas Karahasanoğlu tarafından öğretilmedi mi Maçka?

Ah Maçka! Ne yollarına, ne ormanlarına, ne de derelerine türkü söylenecek durumun kaldı! Derelerini mahkum ettin! Ne balığın, ne mesire yerin, ne de anılacak anı bıraktın? Ormanın ise ne yazık ki hep kesimde! Yeniye taptın, eskiyi attın. Ne hoşgörü, ne öngörü ne de ahtı vefa bıraktın! Ah ulan Maçka, sen bu durumlara düşer miydin?

Birlik olunan yerde, ele alınan işlerin başarı yolları daha doğru ve sağlam olarak bulunabilir. Çalışma düzeni daha sağlam bir şekilde kurulabilir. Fikir ve görüş çatışmaları dahi, gerçeğin ortaya çıkmasına yardım eder, diye defalarca sana Muzaffer Eyüboğlu ve Neşat Karahasanoğlu tarafından anlatılmasına rağmen sen hala ben bilirim durumuna nasıl düştün Maçka?

Ressamsız ve yazarsız kalman sana hiç yakışmadı. Kültür toplantılarının yapılmaması haksızlıklara karşı duruşunu ve türkülere yol oluşunu kaybettirdi. Kültürünü bilen kimse kalmadı. Ya eğitimine ne demeli! Üniversite sınavlarındaki sıralaman, sayfaların en altında olman sana hiç yakışmadı Maçka!

Gençlerin eline tespih, ağızlarına sigara hiç yakışmadı! Ya uzanan belli belirsiz sakallara ne demeli! Eskiden haksızlıklar karşısında tepki verir, duyarlı olurdun! Şimdi ise dünya yansa hiç farkında olmayacak duruma geldin! Ah Maçka, sen bu durumlara düşer miydin?

Okumayı severdin, onu da bıraktın. Yazmayı severdin, onu da terk ettin. Devlet nedir, hükümet nedir, yerel yönetim nedir kavramlarını karıştırdın. Halbuki bu kavramları neredeyse sen belirlerdin! Ah Maçka, sen bu durumlara düşer miydin?

Elindeki hazineyi bırakıp sağda solda hazine aradın! Kendine değil, şahısların hazine bulmasında epeyce bir yol aldın! Ah Maçka, sen bu durumlara düşer miydin? Ben merkezli bir yönetimin içinde hiç bir zaman olmayan, yaşadığı yerin içinde bulunduğu toplumla kaynaşmayı, çevresiyle anlamlı ilişkiler kurmayı, bilgiyi, sevgiyi ve başarıyı paylaşmayı her zaman önde tutan, "Ben yoksam her şey bir hiç!" aynasında kendisini görmeyen Sefer Özgür’ü ne çabuk unuttun Maçka!

Yardımlaşmak, el ele vermek insan birikimlerinden bir şey kaybettirmez. Bir mum, diğerine ışık vermekle kendi ışığından bir şey kaybetmez! Bunu ne çabuk unuttun Maçka!

Herkesi parlatalım; herkes pırıl pırıl olsun; onlar da bizlere aydınlık versin! Yoksa biz birbirimizden ateşimizi saklarsak o ateş ışıldayamaz, artmaz; küçük bir rüzgarda kül olur gider. Bunu sakın unutma Maçka!

Yorumlar (0)