Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Ahlâk: İslam’ın Esası

Arap dilinde ahlâk, “tabiat, huy, karakter, seciye” gibi anlamlara gelen hulk veya huluk kelimesinden türemiştir. Cahiliye döneminde mürüvvet kavramıyla karşılanan ahlâk, mertlik ve yiğitlikten ibaret görülmüş, kabilecilik ruhuna uygun ve ataların geleneklerine dayalı bir iyilik anlayışı benimsenmiştir. Ancak Kur’an, böylesi bir kabulü reddetmiş, yüce Allah’ın rızasının ve buyruklarının gözetildiği bir yaşamın inşasını istemiştir…

Ahlâk, insanoğlunun iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına sebebiyet veren, Yaratıcı tarafından özüne yerleştirilen mânevî huyları ve nitelikleri ifade eder. O halde ahlâk, fıtrî bir meleke, ontolojik bir hakikattir. Bu durumu Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermiştir:

“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve kötülükten sakınma yeteneğini ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.” (Şems 91/7-9)

Hem iyilik endeksli yaşama kabiliyeti hem de kötülüğe meyletme potansiyeli Yaratıcı kudret tarafından insanın özüne eklenmiştir. Tercih, yüce Allah’ın şah eseri, kâinatın gözbebeği olanın elindedir. İnsandan istenen, fıtratına uygun bir hayat yaşaması, nefsinin türlü ayartmalarından uzaklaşarak kurtuluşa ermesidir. Dolayısıyla ahlâk ile iman arasında bir irtibat vardır. İman, bir tür iddia ise ahlâk bu iddianın ispatıdır. Ahlâktan yoksun iman, ruhu alınmış bir beden, zemini çürük bir binadır. Çürümeye ve çökmeye her dem müsaittir. Bundan dolayıdır ki bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.” (Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 15) Kur’an-ı Kerim ise konuya şöyle temas etmiştir:

“Rabbimiz Allah’tır, deyip de dosdoğru çizgide yaşayanlar, işte onların üzerine melekler şu müjdeyle inerler: “Korkmayın, kederlenmeyin, size vaad olunan cennetle sevinin!” (Fussilet 41/30)

İman, sâlih ameli peşinden getiren ciddi bir kabuldür. İbadet ise kişiyi ahlâkî açıdan geliştirmeye yardımcı olan, fıtratında var olan değerleri koruyan duygu, düşünce ve davranış şekillerinin tamamını ifade eder. Bu manada ahlâk ile ibadetler arasındaki sıkı bir ilişki vardır. Bir âyet-i kerime’de ahlâkî meziyetlere uygun ve istenilen şekilde eda edilecek namaz ibadetinin, insanı her türlü hayâsızlık ve kötülükten koruyacağı şöyle haber verilir:

“Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir.” (Ankebût 29/45)

Sağlam bir iman ile desteklenmiş ahlâk, “hasbî” ve “ihsân” meziyetleri içerir. Hasbî, hiçbir çıkar kaygısı, dünyalık meta arzusu gütmeden yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek yaşamak, ihsân ise Yaratıcı görülmese de Onun her an her şeyi ve herkesi görüyor olduğu bilinciyle hayatı inşa etmektir. Ahlâkını bu iki meziyet ile tezyin etmiş kimse, istikamet ve kararlılık üzere bir hayat sürecek, kulluk vazifesini lâyıkıyla yerine getirecektir…

Elhâsıl, İslam dininin insanoğlundan isteği, yaratılışında fıtratına yüklenmiş olan ahlâk kaideleri ile sonradan elde edeceği imanı buluşturması, ibadetler ile özünü muhafaza ederek muhkem kılması, beşerî menfaat derdine düşmeden, Yaratıcının her an kendisini görüyor ve gözetliyor olduğu bilinciyle yaşamasıdır…

Ahlâklı bireylerden oluşan ahlâklı bir toplum tesis etmek, böyle bir toplumdan müteşekkil ahlâklı bir dünya vücuda getirmek duası ve niyazı ile…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.